Yüksek Enflasyon Fahiş Fiyat Tartışmasını Alevlendiriyor

İstanbul Ticaret Odası’nın 1 Mayıs’ta açıkladığı Nisan ayı enflasyonu geçen yıla göre %78,81 artış gösterirken aylık artış ise %4,89 olarak gerçekleşti. Farklı ölçümler üçte biri biten 2024 yılı için enflasyonun henüz düşüş eğilimine geçemediğini gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası göreve gelen Merkez Bankası yönetiminin uyguladığı sıkılaştırıcı politikalara rağmen enflasyonda düşüş görülememiş olması yeni yönetimin kredibilitesini azaltmakta. Yine de yeni yönetimin yerel seçim öncesi göreve gelmiş olması ve asıl adımların yerel seçim sonrası atılması beklentisi ve umut bağlanan yabancı sermayenin de yerel seçim sonrası dönemi dikkatle izliyor oluşu bu seçim sonrası dönemde finansal piyasalar tarafında görece iyimser bir beklentiyi beraberinde getiriyor. Fakat halkta aksi yönde bir beklentinin hâkim olduğunu söylemek de yanlış olmaz.
Merkez Bankası yönetimi açıklanan enflasyon oranını yıl sonuna kadar %36’ya çekmeyi planlarken halk tarafında açıklanan mevcut enflasyona güven oldukça düşük ve gerçek enflasyonun açıklanandan daha yüksek olduğu görüşü hakim. Her ne kadar hanelerin enflasyonu ölçülenden çok daha yüksek hissetmesi dünya genelinde bir yanılsama olsa da Türkiye’de son yıllarda yaşananlar yanılsamanın ötesine geçmiş durumda. Bu durum enflasyon beklentilerinde iktidarla halkı ayrıştırmakta. Bu ayrışmaya rağmen yüksek enflasyon süresinin uzamasıyla birlikte iktidarın işletmeleri hedef gösteren fahiş fiyat suçlamaları halkta gittikçe karşılık bulmakta.
Enflasyon süresinin uzamasıyla fiyatlar son birkaç yılda bileşik etkiyle katlanarak arttı ve hayal edilemeyecek seviyelere geldi. Hanelerin gelirlerinde bu kadar yüksek artış görülmemesiyle de fiyatların geldiği seviyeler sorgulanmakta. Burada ise özellikle son dönemlerde kurda yüksek artış yaşanmamasının da etkisiyle vatandaşta maliyet kaynaklı bir artış gerektirmeyecek bir durum söz konusu olduğu algısı oluşmakta. Özellikle maliyeti düşük olan girdiler kullanılan ürünlerde satış fiyatlarının çok yüksek bulunması halkta işletmelerin fahiş zamlar yaparak bu işi fırsatçılığa dönüştürdüğü kanısı uyandırmakta. Nitekim sosyal medyada da sıklıkla bu yönde paylaşımlar yapılarak maliyete göre oldukça yüksek fiyatları fahiş olarak ifşa edilmeye çalışılmakta. Fakat fahiş fiyatın piyasa şartlarında ne olduğuna dair genel kabul görmüş iktisadi bir tanımı bulunmamakta ve piyasa koşullarıyla çelişmekte. Üstelik fahiş fiyatın kabulü serbest piyasanın işleyişi açısından oldukça da tehlikeli bir durum.
Klasik iktisat anlayışında fiyatlar arz ve talebin kesiştiği bir denge noktasında oluşur. Bu denge noktası üretici ve tüketicinin vermeye ve almaya razı olduğu fiyat noktasıdır. Alan ve satan tarafın razı olduğu fiyatın fahiş olduğu iddia edildiğinde aynı zamanda bu fiyatın ölçüyü aşan bir fiyat olduğu da iddia edilmiş olur. Nitekim bazı tanımlamalarda fahiş fiyat; gelenekselin ve makulün sınırlarını aşan fiyat olarak açıklanmakta. Fakat bu tanım da geleneksel ve makul olanın ne olduğuna dair bir iddiada bulunmakta. Halbuki o sınırın nereden hangi gerekçeyle çizileceğine dair bir açıklama getirilememektedir. Sınır noktasının çizilmesi ise bir yönüyle olması gereken fiyata dair bir doğru fiyat kanaatini belirtir ki bu anlayış piyasada üretici ve tüketicilerin arz ve talebiyle gerçekleşen denge fiyatını doğru bir fiyat olarak kabul etmemektedir.
Denge fiyatının doğru fiyat olarak kabul edilmediği ve doğru fiyatın ne olduğuna dair piyasa dışı bir fiyatın belirlenmesi ise piyasa fiyatına kamu müdahesine de davetiye çıkarır. Burada iktidarın denetleme yoluyla işletmelere fiyat kontrolü yapması talep edilir ve piyasaya müdahalelerin yolu açılır. Serbest piyasaya müdahaleler ise bizi denge durumundan dengesizlik durumuna götürürken, zamanla üretimde problemler çıkmasına ve uzun dönemde kaçınılmaz şekilde serbest piyasaya dönüşle ürünlerin daha pahalı fiyattan satılmak zorunda kalmasına yol açacaktır. Üstelik fiyatın o ürüne dair sinyal özelliği de kaybolur ve kaynakların etkin şekilde tahsisine rehberlik edemez hale gelir. Sonuç olarak da yüksek enflasyonun devam etmesi piyasaya daha fazla müdahalenin zeminini hazırlamakta ve hatta yer yer bu müdahaleleri görmekteyiz. 30 Nisan tarihli resmi gazeteye göre simit fiyatı tespitinde, Ticaret Bakanlığı görüşünün alınmasının zorunlu hale getirilmesi bunun örneklerinden birisi olarak kayda geçti. [3] Görünen o ki önümüzdeki dönemlerde fahiş fiyat tartışmasını ve AK Parti iktidarının piyasaya müdahalelerini konuşmaya devam edeceğiz.
* Dr. Caner Gerek
[1] Aydın Sefa Akay/Türkiye, no. 59/17, 23.04.2024, şuradan erişilebilir: https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-233214
[2] https://www.karar.com/trabzonspora-destek-cikan-ak-partili-siyasilere-fenerbahcelilerden-tepki-1462592
[3] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/04/20240430-12.htm
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
15 Temmuz Sonrası Yargılamalar, Yüksek Seyreden Enflasyon Fahiş Fiyat Tartışmasını Alevlendiriyor, Türkiye’de Futbolun Siyasi Yüzü.
06 May 2024

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR


