Zafer Mi Hüsran Mı?

Milletler Ligi'nde Filenin Sultanları başarılarına bir yenisini mi ekledi, beklentilerin gerisinde kalarak hayal kırıklığı mı yarattı? Nereden baktığınıza bağlı.
Zafer Mi Hüsran Mı?

2018’de World Grand Prix’nin yerini alarak milli takım turnuvalarının yeni yüzü olan Voleybol Milletler Ligi, bu yıl ülkemizin de ev sahipliği yaptığı bir organizasyonla izleyici karşısına çıktı. On altı ülkenin temsil edildiği lig başından sonuna keyif veren mücadelelere sahne olurken bizlere de voleybol dünyasının yıldızlarını tekrar izleme fırsatı sundu.

Altı farklı şehirde oynanan üç haftalık grup maçlarının ardından ilk sekize giren takımların yer aldığı final etabı heyecanı Ankara’da yaşandı. Milli takımımızın da Tayland mücadelesiyle başladığı finaller etabının sonunda ipi göğüsleyen taraf turnuvanın favorilerinden İtalya oldu. 

Ülkemizde takım sporları deyince akla ilk gelen ekiplerden biri olan Kadın Voleybol Milli Takımımız ise yarı finale kadar süren yolculuğunda inişli çıkışlı performansıyla heyecan dolu bir serüvene daha tanıklık ettirdi. 

Türkiye-İtalya | VNL

Ankara’da oynanan İtalya maçıyla lige başlayan milliler, önemli yıldızlarını dinlendiren İtalya’yı rahat bir skorla geride bırakarak kalitesini ortaya koymuş oldu. Grup maçlarının hem Ankara etabında hem de Brezilya ve Kanada etabında bir kazanıp bir kaybederek yoluna devam ederken yine en dikkat çekici konu “kalite”ydi.

Kendi seviyesinin altındaki rakiplere karşı rahatlıkla üstünlük sağlayan ekibin, hedef maçların neredeyse tamamından mağlup ayrılması eleştirileri de beraberinde getirdi. Final grubuna kalmakta zorlanmayan ve ev sahibi avantajının da etkisiyle nispeten kolay bir eşleşmeyle yeniden Ankara seyircisinin önüne çıkan millilerin yolculuğu Tayland zaferinin ardından alınan İtalya mağlubiyetiyle yarı finalde son buldu. Sırbistan’a kaybedilen üçüncülük mücadelesi ise kürsünün son basamağının sahibini belirledi ve Türkiye, VNL 2022’yi madalyasız noktaladı.

Peki son dönemlerde katıldığı her organizasyonda madalya adına yarışmacı bir ekip olan, ülkeler sıralamasında ilk sıralara aday olan milli takım için VNL yarı finali görmek başarı mıydı? Yoksa daha iyisini yapma potansiyelini yok eden faktörlerin değerlendirilmesini gerektiren, gerçekçi eleştirilerle mi yaklaşılmalı yazın ilk önemli organizasyonundaki performansa?

Pek çok bakış açısı olduğu gibi yalnızca bir ya da birkaç tanesinin doğru olmadığı bir gerçek. O halde aslında övgülerin de yergilerin de haklılık payı olduğunu kabul etmek gerek. Öncelikle bu seviyelerde final etaplarının gediklisi olmuş bir takımın yarı finalde elendiği için eleştirilmesinin dahi artılar hanesine yazılabilecek bir husus olduğunu kabul etmeliyiz. Zira Türkiye adına milli takımlar düzeyinde bu denli istikrarlı şekilde üst seviyelerde kalabilen başkaca bir örnek mevcut değil.

VNL

Her ne kadar gelenekselleşmiş ve ekol olma yolunda ilerleyen bir başarının varlığı yadsınamasa da ilerleme ile devam etmesi beklenen bir sürecin duraklama dönemleri yaşıyor olması eleştirilmeyi hak ediyor. Bu konuların başında ise kadro tercihi geliyor. 

Hangi oyuncuların milli takımda yer alması gerektiği sorusuna hemen herkesin farklı cevap vermesi muhtemel. Bu yüzden bireysel oyuncu tercihlerinden ziyade sürecin yönetimi üzerinden konuya yaklaşmak daha isabetli olacaktır. Koç Giovanni Guidetti Türk voleybolu üzerindeki etkisi ve halihazırdaki otoritesiyle tartışılmaz bir isim. Belki de bu durumun sonucu olarak maalesef oyuncu tercihlerinde ve bu isimlerin açıklanması sürecinde şeffaf olmadığını belirtmek gerek. Hangi oyuncularla oynayacağı elbette koçun kararı ancak kimin neden kadroda yer alıp almadığına gerekçeleriyle açıklık getirilmesi, en azından olası olumsuz yorumları da en başından bertaraf edebilmek adına aslında koçun da lehine olacak bir yaklaşım olurdu. Özellikle Sultanlar Ligi’nin en iyi liberosu seçilen Gizem Örge ile koçun da teyit ettiği üzere sorunların bir türlü çözülemediği smaçör pozisyonu için Neriman Özsoy’un uzun süredir milli takımla hiç anılmıyor olmalarının açıklanabilir bir sebebi vardır muhakkak.

Doğruluğu tartışılabilir olsa bile VNL’de mücadele edecek kadronun netleşmesi sonrası ise konuşulacak konu biraz daha oyuncular eksenine kayıyor. Taktiksel olarak koç yönetimi de değerlendirme konusu yapılabilir ancak burada asıl dikkate değer olan kronikleşmiş ve üstesinden gelinemeyen kişisel eksiklikler. 

Özellikle smaçörlerin istikrarsızlığı, koçun hemen hiçbir maça aynı altı isimle çıkamamasına sebep oldu. Meryem Boz’un olimpiyata taşıyan performansına rağmen devamındaki süreçte formayı devralan Ebrar’ın performansının tamamen sürpriz olması milli takımın da sonuçlarını aynı şekilde sürprizlere bağladı denebilir. Pek tabii isimlerle örneklendirilse de aslında eleştirilmesi gereken, orta oyuncular dışındaki her bir ismin geçen yıl bıraktıkları yerde veya daha gerisinde bulunuyor olmaları. Yani takım olarak bir durgunluk hatta gerileme söz konusu. Özellikle fiziksel olarak kendilerinden daha zayıf rakiplere karşı baskın performanslar ortaya koyan millilerin kendilerine denk veya kendilerinden üstün rakiplerine karşı zorlanmasının altında psikolojik etkenler de yatıyor olabilir. 

Sonuç olarak milli takım oyuncularının ilerleme konusunda diğer milletlerden meslektaşlarının gerisinde kaldığını gördük bu turnuvada. Topyekûn bir duraklamanın sebeplerinin neler olduğu ise şimdilik belirsiz. Gittikçe yükselen popülariteleri, artan sponsorluk ve reklam işleriyle adeta birer magazin yıldızına dönüşen oyuncuların yeni tanıştıkları bu dünyaya adaptasyonu tam anlamıyla sağlayamadıklarını söylemek, malumun kibarca ilamı olur. Özellikle oyunun savunma gibi yetenekten çok odaklanma ve adanmanın önem arz ettiği yönünde geride kalınışın, boş toplara gidecek kimseyi bulamayışın, basit hataların sebebini buna bağlamak maalesef kolaycılık olmayacaktır.

VNL

Türkiye yetenek üretme hatta yetenek keşfetmede asla yetersiz bir ülke olmamasına rağmen bu yeteneklerin özellikle psikolojik gelişimlerini sağlama konusunda yetersiz kalan bir spor ülkesi. Kadın Voleybol Milli Takımının VNL 2022 performansı da süreklilik kazanması halinde bu durumun örneğini teşkil edecek gibi görünüyor.

Tüm bunların yanında orta oyuncuların başarısı göze çarptı bu organizasyonda. Eda Erdem gibi kariyerinin belki de sonlarına yaklaşmış bir oyuncunun oturaklı performansı psikolojik odaklanma sorununa ilişkin eleştirileri desteklese de Zehra gibi takımın şöhreti en hızlı büyüyen isminin deyim yerindeyse takımı sırtlayan mücadelesi de bir o kadar aksi örneklerin olabileceğini gösterdi. 

İyisiyle kötüsüyle geride kalan bir turnuvada daha yarı final gören bir takımı gözü kapalı eleştirmek tabii ki haksızlık olur. “Maddi manevi” destek taleplerinin, “prim” sorunlarının damga vurduğu yakın dönem takım sporları tarihinin en başarılı takımına karşı acımasız olmak ise haksızlıktan da fazlası olur. İniş çıkışlar hayatın her alanında olduğu gibi sporda da var ve takımlar da bu süreçlerden geçiyor. Bu zamana dek yaşatılmış gururların yanında eleştiri konusu olan yarı final başarısı Filenin Sultanları’nın artık hangi seviyede olduğunun kanıtı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

📮 Mundial #19

Zafer mi Hüsran mı? | TDF'de bir ilk

21 Tem 2022

Serbest Atış

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR