Zappa Zamanlar'dan retrospektif okumalar

Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
Filistin tahayyüllümüz bombalar, taşlar, yıkık evler, mermi izleri, silahlar, tel örgülerle bezeli. Savaşın hükmettiği bu yerlerdeki insanlar, ya üniforması tam, ayakları postallı İsrail askerleri ya da ellerinde sopalar, taşlar eski bir kotla, bir markanın ismini taşıyan ve bu hâliyle görüntüyü hepten ironik bir hâle getiren tişörtleriyle, lastik terlikli gençler. Golan tepeleri savaşın coğrafyası. Ama “Foragers” (Toplayıcılar, 2022) filmi bu coğrafyayı bambaşka bir şekilde resmediyor.

Değişim fikri herkesin lügatine girdiğinde, değişim artık istisnai bir durum olmaktan çıkıp normalin bir parçası hâline geldiğinde asıl mesele değişimin nasıl yönetileceği, ona nasıl yön verileceği, hızının nasıl ayarlanacağı meselesi hâline gelir. Yani artık esas mesele değişimle nasıl baş edileceğidir. Siyasal ideolojiler bu soruya, bu soruna verilen birer cevaptır aslında. Bazıları, mesela sosyalistler değişimi hızlandırmak isterken, muhafazakârlar da frene basmaktan yana olurlar. Liberaller orta yolu bulmaya çalışan bir pozisyon alırlar.
Sosyalistlerin hayal ettikleri daha eşitlikçi, daha adil bir dünya vardır. Liberaller kapitalizmin devamını isterler. Muhafazakârların bu anlamda kalıcı bir gündemi olmamasıyla ilgili çok ilginç bir tartışma dinledik bu hafta. Dedik ya sadece bizim derdimiz değil, herkes bunları konuşuyor. Helen Thompson ve Tom McTague’in yeni başladıkları “These Times” başlıklı podcast serisinin milli muhafazakârlıkla ilgili yeni bölümü bize ufuk açıcı geldi.
Onlar da aynı soruyu soruyor. Muhafazakârlar tam olarak neyi “muhafaza etmek” istiyor?
Son yıllarda Silikon Vadisi'ndeki teknoloji şirketlerinin toplantı salonlarında, üniversite seminer odalarında veya kendini modern yaşamın dışına atmış tarım komünlerinin ateş başı buluşmalarında hiç alışık olmadığımız bir yaklaşım dillendirilmeye başlandı: İnsanlığın dünya üzerindeki hükümranlığının sonu çok yakın ve biz de bu sonu kucaklamalıyız. İnsanlığın sonunu açık kollarla bekleyenler arasında elbette görüş farklılıkları var. Kirsch, kimi yönleriyle çok zıt varsayımlardan ve değerlerden beslenen bu yaklaşımları iki grupta topluyor: “anti-hümanistler” ve “transhümanistler”.

Son yıllarda mutluluk üzerine popüler yayınlar epeyce arttı. Daha çok okuma araçlarının, hediyeliklerin, oyunların ve daha bir sürü ıvır zıvırın satıldığı zincir kitapçıların bireysel gelişmeye ayrılmış raflarında size nasıl mutlu olacağınız konusunda ipuçları veren kitaplara bolca rastlayabilirsiniz. Giderek zorlaşıp sıkışan hayatlarımızda bu kitapların artması anlaşılır. Kıt olanı pazara çıkarmaya dayalı, orijinalini değil de sahtesini, içi boş olanı, plastikleştirerek satmaya çalışan bir dünyadayız ne de olsa.
Biz bu yazıda Türkiye'de yaşam memnuniyeti ve mutluluk ölçümlerinin yorumlanmasına dair tartışmaya girmeyeceğiz. Derdimiz, esas itibarıyla meselenin özüyle. Yani mutluluğu ölçme fikri ve genel olarak mutluluğun popüler bir araştırma alanı hâline gelmesiyle...
Fiyatların alıp başını gittiği, birçok temel gıdaya erişimde problem yaşandığı, tarım üretiminde ciddi sorunların baş gösterdiği bir dünyada doğal olarak en çok konuşulan konuların başında beslenme geliyor. Önümüzdeki dönemde ekonomik, politik ve çevresel sorunların devam etmesi durumunda yoksulluğa, açlığa, yetersiz ve kötü beslenmeye dair haberler maalesef daha da çok çıkacak karşımıza.
Beslenmenin bir de öbür yüzü var. Kimileri azlıktan değil, fazlalıktan şikayetçi ve fazlalıklarına çare bulmaya çalışıyor nicedir. Aralıklı oruç (IF) tutmak, glütensiz yemek, vitamin hapları almak, öğünleri "doğal" otlarla doldurmak, alınan-verilen kalorileri hesaplamak farklı şekillerde düzgün beslenme merakının bir parçası. Daha sağlıklı bedenlere sahip olmak için beslenme uzmanlarının yazdıklarını okuyanlar, bizzat diyetisyenlere gidenlerden sayıca fazla...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Zappa Zamanlar'la doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye gezerken, 2021'den beri uğradığımız bazı durakları hatırlıyor; zamanın bir adım ötesinden giden yolculuğa çıkıyoruz.
05 May 2024

YAZARLAR

Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ OKUMALAR
Kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz” çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz.
26 Nis 2026

21. yüzyıl kültürü biçimsel bir nostaljiye hapsolmuş durumda. Geçmiş biçimleri yeniden paketlemek, zaten bilinen formülleri rafine ederek tekrar dolaşıma sokmak, tanıdık olandan şaşmamak... Mark Fisher'ın "geleceğin usulca yitişi" dediği olgu, “kültürün bugünü kavrayıp ifade etme kapasitesini yitirdiğine dair artan bir hisse” işaret ediyor.
12 Nis 2026

Bugün çoğu film, dünyayı anlamaya değil, onunla baş etmeye çalışan bireylerin duygusal evrenine çekiliyor. Bu yüzden de politik olan, sistemsel olan, yapısal olan arka plana itiliyor.
29 Mar 2026

Gastronomi, üretim zincirindeki eşitsizlikleri örten şık bir örtü yerine, bu eşitsizlikleri çözen bir kaldıraç olarak kullanılırsa; şehirler sadece bir "lezzet durağı" değil, belirsizlikler çağında "toplumsal direnç ve adalet merkezleri" haline gelebilir.
08 Mar 2026

“Bitti” dediğimiz o eski dünya düzeni, sadece askeri anlaşmalarla değil; bu tür “kalkınma” anlatılarıyla, mühendislerin hatıralarıyla ve hatta şairlerin sesleriyle örülmüştü.
15 Şub 2026



