
Pandemi sebebiyle boş tribünler eşliğinde geçen sezonun ardından tüm branş ve kulvarlarda, seyircinin de katkısıyla nefis finaller izliyoruz. Sürprizler, dramatik kareler peşi sıra geliyor. Futbol arenasının en büyük organizasyonunda da hafızalara kazınacak bir sona doğru gidiyoruz.
Herhangi bir varlığın defalarca aynı hedefin peşinde olabilmesi, sıradan düşünce yollarıyla anlamlandırılmaya çalışıldığında makul gelmese de aslında bu durumu rahatlıkla açıklayabilecek bir kelime var: Açlık. Her gün aynı motivasyonla ceylanın peşine düşen aslanın ve her sabah aynı kahvaltıyı tüketmeyi başarabilen modern hayatın sıradan insanlarının bu eylemlerini de böyle açıklamak mümkün.
Açlık faktörünün yanında, kazanılmış manevi değerlerin mevcut olduğu durumlarda ise işler daha farklı bir hal alıyor. Örneğin prestij, bilinirlik, marka değeri gibi “kaybedecek bir şeyler” olduğunda açlık daha tehlikeli olabiliyor. Bu durumdaki her rekabetçinin rakiplerine arenayı dar edeceğinin ispatını da biz spor sahalarında görüyoruz. Büyük kulüplerin varlığına, bireysel ödüllere ambargo koyan yıldızlara bir de bu gözle bakmak gerek.
Gedikliler
Liverpool ve Real Madrid… Avrupa futbolunun iki efsane kulübü, kupasız kapattıkları sezonlarda bile zirveye oynayarak geçmişten günümüze hakimiyetlerini geliştirdiler. Kazandıkları bir Şampiyonlar Ligi, Premier Lig ya da La Liga şampiyonluğu onları sonraki dönemlerde daha durgun hale getirmedi. Her sezona aynı mücadele ve kazanma hırsıyla başlayan eski kıtanın iki titanı, bu kez kozlarını Stade de France’ta paylaşacak. Uzun yolları dalgalı performanslarla geçseler de nihayet istedikleri yerde, ulaşmak istedikleri hedefin bir adım uzağındalar. Hem Benzema, Modric, Vinicius hem Salah, Mane, Van Dijk aynı şeyi, kazanmanın hazzına bir kez daha doymayı istiyorlar.
Her iki ekip de favori oldukları ve çıkma ihtimalleri yüksek olan gruplarda mücadele ederek başladılar sezona. İspanya ve İngiltere gibi dünyanın en zorlu liglerinde yarışan iki büyük takım için Şampiyonlar Ligi gruplarında zorlanmak pek anlayışla karşılanmazdı zaten. Ancak bu, sezonun onlar için kolay olduğu anlamına da gelmiyordu. Zira rekabete girdikleri kulvarlar Şampiyonlar Ligi’nden ibaret değildi. Her ne kadar favorisi oldukları ligin finalinde görsek de onları; sezonun başlangıcı, ilerleyişi ve en önemlisi hikayeleri birbirinden farklılıklar gösterdi.

Sporting News
Rutin
Liverpool 2021-2022’ye geçen altı yılda olduğu gibi Jürgen Klopp yönetiminde başladı. Oturmuş kadrosu, aynı sezonlara sığdıramasa da kazandığı Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluklarıyla iddialı olan Kırmızılar, ilk gözdağını hemen grup aşamasında verdi. Atletico Madrid, Porto ve Milan ile yarıştığı gruptan altıda altı yaparak çıkan Merseyside ekibinde “istikrar”, onları anlatan kelime oldu. Yıl boyunca hemen herkesin ezbere sayabildiği kadrolarından ödün vermeden sahada kalmayı başardılar. Takımlarının başarısıyla birlikte kendi kariyerleri de yükselişe geçen ve mevkilerinde dünyanın en iyileri arasında gösterilen yıldızların sakatlığa ve kart cezalarına yoğun olarak maruz kalmaması şanstan ziyade planlı bir çalışmanın eseri olsa gerek.
Kusursuz işleyen makinenin en önemli dişlisi olarak ise karşımıza bu sezon tekrar Mohamed Salah’ın ismi çıktı. Tüm sezon boyunca çıktığı 49 maçta 30 gol, 15 asistlik katkı veren Mısırlı yıldız, deyim yerindeyse takımını sırtladı. Orta sahaların ve ileri uç oyuncularının destekleyici hücum performansı da dikkat çekti tabii ancak Alexander-Arnold ve Robertson’ın, savunma rollerinin yanı sıra verdikleri asist katkısı, hücum oyuncularının omzundan çok yük aldı. Sezonun şimdiye kadarki bölümünde 45’er maça çıkan ve toplamda 34 gole direkt etki eden iki bek; finalde de golcü arkadaşlarını desteklemenin, Real Madrid savunmasını az oyuncuyla yakalamanın peşinde olacak. Tempoları ve bitmek bilmeyen enerjilerine rağmen kaybetmedikleri dengeleriyle Madrid ekibinin başına çorap örmeyi deneyecekler.
Mane-Salah rekabetiyle ilgili dedikodular Afrika Kupası sonrasında daha da alevlenirken Liverpool hücumlarının bu yılki tek konusu bu olmadı. Diogo Jota, Roberto Firmino’nun yerini aldığı günden itibaren Brezilyalıyı hiç aratmadı. Şimdiye dek 53 maçta forma giyen Portekizli forvet 21 gol, 5 asist katkısı verdi. Skora etkisinin yanında Liverpool ataklarının akıcılığına yaptığı etki, bu sezon Klopp’un elini oldukça güçlendirdi. Van Dijk önderliğindeki savunma hattı ve Henderson, Fabinho, Thiago gibi hem yaratıcı hem de mücadeleci özellikleri olan çift yönlü orta sahalarıyla menajerlik oyunlarının hileyle oluşturulmuş takımlarını andıran Liverpool, hep zirveye oynayan yapısını ise tüm bu oyuncuların uzun süredir birlikte oynamasına borçlu.
Teknik direktörü, rolleri iyi dağıtılmış oyuncu grubuyla hedefe kilitli bir silah hüviyetindeler ve Şampiyonlar Ligi özelinde başarısız sayılabilecek iki sezonun ardından kupaya yeniden sahip olmak istiyorlar. Premier Lig efsanesinin, yenilikçi Alman ekolünün elinde dönüştüğü canavar Real Madrid’e bölüm sonunu mu gösterecek yoksa pek çok övgüye mazhar oldukları bir başka sezonu daha kupasız mı kapatacaklar göreceğiz.

Anadolu Ajansı
Liderin Ardından
Real Madrid cephesinde ise işler çok daha farklı seyretti şimdiye dek. Los Galacticos dönemleriyle, Cristiano Ronaldolu yıllarla kıyaslayınca bu sezonki kadro mütevazı sayılabilecek bir yapıdaydı. En azından Real Madrid deyince akla gelen seviyenin altında kaldığı konusunda hemen herkes hemfikirdir.
Ayrıca Fransız teknik direktör Zinedine Zidane’ın yerine gelen Carlo Ancelotti ile teknik ekipte de değişikliğe giden başkent ekibi stadının yenilendiği dönemlerden de geçiyordu ki bu yıl onlar için tam anlamıyla kabuk değiştirme yılı olacaktı. Her ne kadar Barcelona’nın krizde olmasıyla La Liga’da favori konumlarını sürdürseler de Şampiyonlar Ligi takipçileri için mutlak favori kesinlikle değillerdi.
Inter, Shakhtar ve Sheriff’in bulunduğu D grubundan çıkmaları elbette beklenen bir durumdu ancak sezona fırtına gibi başlayan Sheriff’in iki kurbanından biri oldukları ikinci haftanın sonunda kafalarda da soru işaretleri oluşmadı değil.
İnişli çıkışlı süreçlerin ardından grubu lider bitiren Real Madrid’de kilitleri kıranlar ise tanıdık yüzlerdi. Luka Modric ve Karim Benzema, tecrübelerini sahaya yansıtıp tam anlamıyla oyuna hükmetmeye başladılar. Günler geçtikçe yükselen grafikleriyle Real Madrid de Şampiyonlar Ligi’nde aşamaları birer birer geçmeye, La Liga’da zirve yolculuğunu sürdürmeye devam etti. Tecrübeli yıldızlarının önderliğinde genç oyuncular da seviye atladı ve Ancelotti’nin öğrencileri bugün Paris’te kupanın bir kulbundan tutuyor.
2021-2022 sezonu Real Madrid’inde Ancelotti’den başlayarak övecek pek çok unsur var ancak Benzema olmadan hepsi biraz eksik kalır. Fransız forvet öyle bir yıl geçiriyor ki benzeri birkaç sezon daha oynasaydı gelmiş geçmiş en iyi oyuncular arasında dahi sayılabilirdi. Ronaldo sonrası dönemi fetret devri olmaktan çıkaran performansı için Başkan Florentino Perez de minnettar olsa gerek. Golcü oyuncu bu sezon takımıyla 45 maçta görev aldı ve 44 golünün yanı sıra 14 de asist yaparak takımını sürükledi.
Hızlı kanatları, oyun kurma becerisi yüksek orta sahasıyla finalde Liverpool savunmasını aşmaya çalışacak Real Madrid’de Benzema, Van Dijk ve savunmadaki arkadaşları için eflatun beyazlıların en büyük tehdidi olacak.

World Football Index
Büyük Buluşma
Her iki takım da Şampiyonlar Ligi finalinde boy göstermelerinin yanında ulusal liglerinde de zirveden hiç kopmadılar. Bu da Liverpool ve Real Madrid’in bulundukları konumu hak ettiklerinin en önemli göstergelerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Liverpool’un FA Cup ve İngiltere Lig Kupası’nı da müzesine götürdüğü sezonda, kalan iki kupa için de iddiasını sürdürüyor olması övgüyü hak ediyor.
Buradan hareketle ve objektif gözle kâğıt üzerine serildiğinde Liverpool’un Şampiyonlar Ligi finalinde de favori olduğu söylenebilir. Daha organize, planlı ve belli oyunculara bağımlılığı olmayan sistemiyle Jurgen Kloop ve öğrencileri, sezonun kalan kısmında yaptıklarını Real Madrid’i alt etmek için de tekrarlamaya çalışacaklar.
Diğer taraftan Benzema önderliğindeki Real Madrid de beklentilerin düşük başladığı sezonu Avrupa’nın en büyük kupasıyla taçlandırmak için elinden geleni yapacak. Özellikle Fransız yıldızın memleketinde maçın seyrini değiştirecek seviyede bir performans sergilemesi kendisi için de tarihteki yerini alabilmesi adına anlam ifade edecektir.
Bir yanda kupanın şimdiye dek 13 kez sahibi olan, İspanyol devi Real Madrid; diğer yanda ise 6 şampiyonluk sahibi, İngiliz futbolunun en önemli temsilcilerinden Liverpool… 28 Mayıs günü kozlarını Fransa’nın başkenti Paris’te paylaşacak bu iki takımın mücadelesinin futbolseverler için tam bir görsel şölen olacağı kesin. Sonucu kestirmek ise hiç mümkün değil. Yalnızca eskilerin hatırlayacağı Şampiyonlar Ligi jeneriklerinde Ertem Şener’in de dediği gibi;
“İki testi çarpışacak, bakalım hangisi kırılacak?”.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ahmet Bozkurt
https://aposto.com
İLGİLİ OKUMALAR



