
Mehmet Sindel
1970'de dünyaya geldi; uzun süre sessiz kaldı. Komşu teyzenin müdahalesi üzerine konuşmaya başladı ve bir daha susmadı. Boğaziçi'nde işletme okudu, derecesiz mezun oldu. Otomobil kullanmayı bilmeden otomotiv sektöründe CMO'luk, finanstan anlamadan banka genel müdür yardımcılığı, "bu fiş neden bu prize girmiyor" seviyesindeyken .com CEO'luğu yaptı. Bilmediği işlerde çalışmayı bir yöntem olarak benimsedi; konfor alanının dışında kalmayı ise bir yaşam biçimi olarak. Hobisi olan sinemayı önce yazarlığa taşıdı. Atlas Tarih ve Arka Pencere dergilerinde sinema yazıları yazdı. Bireysel ve kurumsal film okuma atölyeleri düzenliyor, sinema üzerine keynoteler veriyor. Kurucusu olduğu Sindel Kültür Sanat Platformu bünyesinde film okumaları yapıyor; dünya çapında akademisyenleri bir araya getirerek derinlikli seminerleri organize ediyor. Filmlerle yaşıyor. Öğretmek için değil, öğrenmek için konuşuyor. Bir patronunun onu eleştirmek için söylediği "Sen de çok güzel hikaye anlatıyorsun" cümlesini hayatının en güzel övgüsü olarak taşıyor.
Kameranın sevdiği insanlar vardır. Şiirsel bir ifadeyle "yıldız tozu" taşıyan oyuncular... Greta Garbo’dan Ingrid Bergman’a, Jeanne Moreau’dan Monica Vitti’ye, Liv Ullmann’dan Isabelle Huppert’e uzanan bu büyük oyuncular geleneğinin günümüzdeki en parlak temsilcilerinden biri de Renata Reinsve. "Yıldız Tozu" yazı dizisinin ilk bölümünde Reinsve'nin tiyatro sahnesinden Cannes'a uzanan yolculuğuna mercek tutuyoruz.


