Yıldız tozu | Yüzün sinemadaki anlamı: Juliette Binoche

Acıların en büyüğünü, sadece dudağının kenarındaki o minicik titremeyle yaşayan Julie ile birlikte dökmedik mi gözyaşlarımızı, dünyanın en güzel filmi Mavi'nin finalinde? Pembe yanaklı ve kırmızı başlıklı bir kız olarak, varolmanın dayanılmaz ağırlığı ve baba özlemiyle kapısını çaldığı casanova Tomas’a ve onu “Danse macabre”ların en baştan çıkarıcısıyla gönüllü bir özyıkıma taşıyan Tereza’ya, Beethoven gibi “Es muss sein!” diyerek eşlik etmedik mi?
Dünyanın gelmiş geçmiş en zekice filmi Caché'de, Fransız burjuva bohem vicdansızlığının resmini, kocası George’un korkak fırça darbeleriyle yazışına gönül rahatlığıyla eşlik eden; Majid’in intiharını duyduğunda sadece “Aman, kan üstümüze sıçramasın” diye endişelenen, “sıradan kötülüğün” vücut bulmuş hâli Anne’den hep birlikte kesif biçimde nefret etmedik mi?
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Mehmet Sindel
1970'de dünyaya geldi; uzun süre sessiz kaldı. Komşu teyzenin müdahalesi üzerine konuşmaya başladı ve bir daha susmadı. Boğaziçi'nde işletme okudu, derecesiz mezun oldu. Otomobil kullanmayı bilmeden otomotiv sektöründe CMO'luk, finanstan anlamadan banka genel müdür yardımcılığı, "bu fiş neden bu prize girmiyor" seviyesindeyken .com CEO'luğu yaptı. Bilmediği işlerde çalışmayı bir yöntem olarak benimsedi; konfor alanının dışında kalmayı ise bir yaşam biçimi olarak. Hobisi olan sinemayı önce yazarlığa taşıdı. Atlas Tarih ve Arka Pencere dergilerinde sinema yazıları yazdı. Bireysel ve kurumsal film okuma atölyeleri düzenliyor, sinema üzerine keynoteler veriyor. Kurucusu olduğu Sindel Kültür Sanat Platformu bünyesinde film okumaları yapıyor; dünya çapında akademisyenleri bir araya getirerek derinlikli seminerleri organize ediyor. Filmlerle yaşıyor. Öğretmek için değil, öğrenmek için konuşuyor. Bir patronunun onu eleştirmek için söylediği "Sen de çok güzel hikaye anlatıyorsun" cümlesini hayatının en güzel övgüsü olarak taşıyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.

İşitme engelli bireyler titreşim, ritim, beden hareketleri, ışık ve işaret diliyle müziğin başka bir dünyasını keşfediyorlar. İşitme engelli müzisyenlerden oluşan Moon Deaf Music üyeleri ve uzmanlar ile biraraya geldik; müziğin yalnızca kulakla duyulan bir şey olmaması üzerine konuştuk.

Contemporary Istanbul’un şehirdeki 21. edisyonu, sanat fuarlarının işlevine bakmak için iyi bir fırsat. Buradan yola çıkarak kaputu açıyoruz: Fuarların rolleri nasıl değişti, şehirlerle ilişkileri neden önem kazandı ve fuarın mesaisi neden fuar günleriyle sınırlı kalmıyor?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.




