10. Yargı Paketi tartışmaları: Kısmi af mı, eşitlik düzenlemesi mi?


İlham veren hikayeler Mert Fırat’ın sunuculuğunda 2. kez sahnede Sanofi Türkiye ve KAGİDER’in genç kadınların iş hayatına daha donanımlı başlamaları amacıyla 15 yıl önce hayata geçirdiği Geleceğin Kadın Liderleri eğitim programı kapsamında düzenlenen “GKL İlham Buluşmaları” nın 2’ncisi bugün gerçekleşiyor. Bu etkinlikte, Geleceğin Kadın Liderleri Programı’ndan mezun olup kariyerlerinde başarıya ulaşmış kadınlar ve oyuncu/sunucu/televizyoncu ve eğitmen Açelya Akkoyun , oyuncu ve sunucu Asuman Krause , ultra maraton sporcusu Aysun Türkoğlu , teknoloji yapay zeka içerik üreticisi ve dijital medya girişimcisi Çiçek Çizmeci ve nörobilim uzmanı ve yazar Sinan Canan gibi alanında öncü isimler kendi hikayeleriyle sahnede. Moderatörlüğünü oyuncu ve İhtiyaç Haritası kurucu ortağı Mert Fırat’ın üstlendiği GKL İlham Buluşmaları, “İlhamdan Hareketle” ve “Güçlü Bağlar, Güçlü Gelecek” adlı iki oturumda gerçekleştiriliyor. GKL İlham Buluşmaları, Sanofi Türkiye ve KAGİDER YouTube hesaplarından 4 Mart Salı günü saat 10.00–12.00 arası canlı olarak yayınlanacak. Etkinlik buradan takip edilebiliyor.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Hükümet tarafından hazırlanan ve yakında TBMM'ye sunulacak olan 10. Yargı Paketi, tutuklama ve ceza infaz rejimine dair tartışmaları da beraberinde getirdi.
Türkiye Gazetesi’nin 26 Şubat’ta yayımlanan haberine göre, paketle birlikte 2 yılın altındaki suçlarda tutuklamama ilkesi korunurken, hâkimlere de takdir yetkisi tanınacak. Buna göre hâkim, 2 yıl altı cezalarda da suç işleme eğilimine bakarak tutuklama kararı verebilecek.
Pakete göre, ilke olarak hükümlülerin denetimli serbestlikten faydalanabilmesi için cezalarının belirli bir süresini yani koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az 1/5’ini mutlaka cezaevinde geçirmeleri gerektiği kabul ediliyor.
- Bu durumda örneğin 1 yıl ceza alan 2.5 ay, 6 ay ceza alan 1 ay, 3 ay ceza alan 18 gün, 1 ay ceza alan 6 gün cezaevinde kalacak.
“Trafik suçları”, “genel güvenliğin kasten tehlikeye düşürülmesi”, “meskun mahalde silah atılması”, “bilişim suçları”, “telefonla dolandırıcılık” gibi eylemlerde ceza süreleri yeniden değerlendirilecek. Bu cezaların alt sınırı yükseltilecek.
Covid affı genişletilecek mi?
Yeni yargı paketinin bir af düzenlemesini de kapsayıp kapsamayacağı en çok tartışılan konuların başında.
Açıklama: Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “genel af” tartışmalarına dair “Genel afla ilgili bir çalışma söz konusu değil. Böyle bir çalışma gündemimizde yok” demişti. Tunç, konunun eşitlik ilkesi çerçevesinde değerlendirilebilecek bir düzenlemeyi kapsadığını söyleyerek şu açıklamayı yapmıştı:
"Bugün basına yansıyan af değil. Covid yasasından cezaevinde bulunanlar yararlanmıştı. Ama suç tarihi bakımından cezaevinde bulunanlardan daha önce suç işleyenler bundan yararlanamadı. Bu konuda onların bir talepleri var. Bunun takdiri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde. Burada eşitlik ilkesi açısından bir düzenleme yapılabilir ama bu bir af değil.''
- Yeni düzenleme kabul edilirse 31 Temmuz 2023’ten önce suç işlemiş olan ve denetimli serbestliğe ayrılmalarına beş yıl ya da daha kısa süre kalan hükümlüler de kalan cezalarını denetimli serbestlik kapsamında dışarıda tamamlayabilecek.
Geniş açı: 1 Temmuz 2024 itibarıyla Türkiye’deki 403 cezaevinde toplam 342 bin 526 kişi bulunurken, bu sayı 3 Şubat 2025’te 392 bin 456’ya yükseldi. 3 Şubat itibarıyla açık cezaevlerinde 89 bin 536, kapalı cezaevlerinde 302 bin 920 kişi bulunuyor. Cezaevlerinin toplam kapasitesi 295 bin 328 kişi olmasına rağmen, tutuklu ve hükümlü sayısı, kapasitenin yaklaşık 100 bin üzerine çıkmış durumda.
Prof. Dr. Adem Sözüer: Hiçbir ülkede iki yılda bir infaz düzenlemesi yapılmaz
2004’te hazırlanan yeni Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun mimarlarından İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, Aposto'ya yaptığı açıklamada, önümüzdeki günlerde TBMM'ye sunulması beklenen yeni düzenlemeyle ilgili, “Hiçbir ülkede iki yılda bir infaz düzenlemesi yapılmaz. Ülkemizde infaz yasaları çok sık değişiyor. Ortaya öyle büyük bir karmaşa çıkıyor ki, verilen hapis cezası nedeniyle kişinin cezaevinde ne kadar kalacağını hukukçular bile doğru dürüst hesaplayamıyor” dedi.
Türkiye’nin cezaevlerinde en çok hükümlü bulunduran ülkeler arasında Avrupa’da birinci, dünyada ise ön sıralarda olduğunu belirten Sözüer, cezaevlerinde aşırı doluluk olduğunu söyledi:
“Her değişiklikte, iyileştirme programları uygulanacak, kişi topluma kazandırılacak gibi gerekçeler sıralanıyor. Ama bunun mümkün olmadığını yetkililer de biliyor. Bu kadar yüksek sayıdaki hükümlüye iyileştirme, topluma kazandırma gibi programlar uygulayacak yeterli uzman ve altyapı kesinlikle yok. Son 12 yıldaki infaz düzenlemelerine bakıldığında asıl amacın cezaevlerinde yer açmak ve belli kişileri kurtarmak olduğu görülür.”
Sözüer: Yargı paketlerindeki amaç muhalif sesleri susturmak
Sözüer’e göre, iktidarın sık sık gündeme getirdiği “yargı paketlerinin” amacı muhalif sesleri susturmak, yeni suç tipleri oluşturmak ve tutuklamayı kolaylaştırmak:
“Hukuk ve kanun tanımaz bu keyfî uygulamalar varken yeni yargı paketi ile sorunların çözümü mümkün değil. Halkı ikna etmek için 'Cezaları artırıyoruz' denecek ama oluşturulan labirentlerle infaz indirimi altında af uygulaması yapılacak. Koşulları varsa, yeni bir başlangıç yapılacaksa mağdurları ve suçtan zarar görenleri gözeten bir af da yapılabilir.
Ama şimdiye kadar olduğu gibi eşitliğe aykırı ve infaz indirimi şeklindeki afların hiçbir konuda faydası olmaz. Bu tür aflara toplumun tepkisi, 'Suç işleyenin yanına kâr kalıyor' şeklindedir.”
Yargı reformu paketinde ifade özgürlüğünü kısıtlayan yeni suç tiplerinin bulunduğunu belirten Sözüer, “Yargı bağımsızlığının olmadığı ortamda bu tür suçlar ciddi baskı oluşturuyor. Dezenformasyon yasasının uygulaması malum. Gerçeğe aykırı bilgiyi yayma suçu insanları eleştiriden caydırmak ve baskılamak için kullanılıyor” diye konuştu.
‘Değişmesi gereken kanunlar değil, sistematik ve yaygın keyfî uygulamalardır’
Sözüer, son zamanlarda artan tutuklamaların, TÜSİAD başkanlarının gözaltına alınmasının ve artan operasyonların, “sistematik ve yaygın keyfî uygulamalardan” kaynaklandığını söyledi:
“Esasında gelinen noktada kanunlarda neyin yazıldığının da önemi kalmadı. Etki ajanlığı henüz kanunlaşmadı ama, Ayşe Barım olayında tutuklamanın gerekçesi yapıldı. Barım'ın itirazı üzerine serbest bırakıldı, serbest bırakan hâkim, Tüketici Mahkemesi'ne yollandı.
Barım, usulde olmayan şekilde tekrar tutuklandı. Cebir şiddet içermeyen şirket içi bir e-posta nedeniyle şirketi yöneten kişi gözaltına alındı. Cumhurbaşkanına hakaretten dolayı çocuklar bile tutuklanıyor. Hukuk güvenliği sağlansın diyen TÜSİAD başkanlarının kollarına polisler girdi, ifadeye götürüldüler. Kanunlarda böyle bir usul yok.”
"Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı bu sistemde, keyfî gözaltı, yakalama ve tutuklamaları önleyecek hukuki ve etkin bir mekanizma kalmadı" diyen Sözüer, kanunların değil, keyfî uygulamaların değişmesi gerektiğine dikkat çekti:
"AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı, yargı bağımsızlığının olmadığı ve siyasi rakipleri tasfiye için tutuklamaların yapıldığı bir ülkede çıkacak kanunları yanlış mı, doğru mu diye tartışmak anlamsız. Değişmesi gereken kanunlar değil, sistematik ve yaygın keyfî uygulamalardır."
Prof. Dr. Ahmet Gökçen: ‘Yeni düzenleme yeterli olmayacak’
Aposto’ya konuşan Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen ise yeni düzenlemenin yeterli olmayacağını söyledi. Gökçen, “7456 sayılı kanunla cezaevinde olan kişilere uygulanmış olan af, aynı durumda olan herkese uygulanmak isteniyor. Bu af değil, infaz düzenlemesi. Ancak bu yeterli olmaz. Öcalan’ın açıklamaları, PKK’nın silah bırakması gibi durumlar olacaksa bunlara bağlı olarak da bir düzenleme gerekir” dedi.
7456 sayılı kanuna uyulması durumunda infaz düzenlemesinin kapsamının genişleyeceğini belirten Gökçen, düzenlemenin "mükerrerler" açısından sorun yaratacağını söyledi:
“Eski kanunda mükerrerliğin şartı çok ağırdı, yeni kanunda cezaların kesinleşmesi yeterli görüldüğü için mükerrer olmak çok kolaylaştı. İnsanlar mükerrer olunca da hiçbir indirimden faydalanamıyorlar, cezaevinde kalıyorlar. Mükerrer olanlara tamamını değil de cezanın %75’ini yatmak gibi bir düzenleme getirecekler. Doğrusu mahkemenin verdiği cezaların infazıyla bu kadar çok oynamak doğru değil.
“Mahkemenin verdiği cezalarda 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren kanunlarda cezaların 2/3’si infaz edilince şartlı salıveriliyordu, düzenleme bu şekildeydi. Terör suçlarında ise genel uygulamamız 2/3’tü. Fakat sonradan terör suçları ve diğer suçlarda artış olunca bu suçlar bakımından %75 değişikliğine gidildi. Sonra FETÖ’den birçok insan cezaevine girdi. Cezaevlerinde yer kalmayınca bu sefer 2/3 olan ceza oranı 1/2’ye çekildi. Denetimli serbestlik getirdiler, bunu bir müddet Covid bahanesiyle uyguladılar.”
Gökçen: PKK’nın silah bırakması söz konusu olursa affın kapsamı çok genişler
Gökçen’e göre, Abdullah Öcalan’ın çağrısı, söz konusu infaz düzenlemesinin kapsamını daha da genişletecek:
“Eğer PKK’nın silah bırakması söz konusu olursa bu affın kapsamı çok genişler. Bunun yetkisi de Meclis’te. Bir çalışma var ama Meclis’e geldiğinde önergelerle bu düzenleme ne şekle gelir, bilmiyoruz. Bunu ancak hazırlanan teklif Meclis’e sunulduğunda anlayacağız."
Gökçen, cezaevlerindeki doluluk oranının normal kapasitenin çok üzerinde olduğunu vurgulayarak, “Bizim mevcudumuz 280-290 bin. %130 doluluk var şu anda. Bu çok fazla. Çok fazla olduğu için cezaevlerinde bulunan kişileri tahliye etme suretiyle yoğunluğun azaltılması planlanıyor” dedi.
Gökçen, bunun yapılması için de 7456 sayılı Kanun’la 31 Temmuz 2023’e kadar işlenmiş suçlar bakımından 5 yıllık denetimli serbestliğin öngörüldüğünü bir kez daha hatırlattı:
“Önce cezaevinde olan kişileri çıkardılar. Aslında tüm bunlarla Adalet Bakanlığı durumu işin içinden çıkılmaz hâle getiriyor. Bunu yapmalarının nedeni de af çıkarmaktan çekinmeleri. ‘CHP bunu da Anayasa Mahkemesi’ne götürsün. AYM de eşitliğe aykırı deyip iptal etsin, iptal edilince de AYM iptal etti deyip salıversinler insanları’ diye planlıyorlardı.
AYM iptal etmeyince de eşitsizlik içeren af benzeri düzenlemeler sonucu bazı insanlar çıktı, aynı durumdakiler cezaevlerinde kaldı. Böyle olunca da bu sorunu gidermeye çalışıyorlar."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul Üniversitesi, İmamoğlu'nun diploması hakkında savcılık ve YÖK tarafından kendilerine iletilen yazıların ellerine ulaştığını belirtirken İmamoğlu ise YÖK'ün raporu hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.
04 Mar 2025

YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





