100 günün ardından: Saraçhane eylemlerine katılan gençler ne düşünüyor?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Geçen hafta CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının 100. gününü geride bıraktık. 19 Mart'tan bu yana geçen 100 günde Saraçhane'de başlayan eylemler, CHP'nin çağrısıyla pek çok ile yayılan mitinglerle devam ediyor. Bu eylemlerin sonuncusu da "100 Karası" başlığıyla 1 Temmuz'da Saraçhane'de, yani eylemlerin başladığı yerde düzenlendi. Arka planda ise bu sefer CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptali ve yetkili kurulların görevden uzaklaştırılması talebiyle açılan dava etrafında gelişen tartışmalar vardı.
Peki 100 günü aşkın süredir eylemlere ve mitinglere katılan, çoğunluğu 18-25 yaş arasında gençler, neden sokağa çıktılar, neden hâlâ sokaktalar? Muhalefetin performansını ve CHP içindeki Kurultay tartışmalarını nasıl yorumluyor; gelecekten ne bekliyorlar?
Furkan: Her 'direnmeyi unuttuk' dediğimde yanıldığımı anladım
Boğaziçi Üniversitesi TİP'li Öğrenciler üyesi Furkan, 19 Mart’tan beri eylemlere katılmasının nedenini “Ben de aslında birçok genç gibi sadece İmamoğlu için değil, halkın iradesine vurulan darbe için eylemlere katıldım. Yıllardır Boğaziçi’nde bizim de yakından tecrübe ettiğimiz kayyum ve baskı rejiminin son noktaya ulaşmasıyla sokaklara çıktım” sözleriyle anlatıyor.
29 Haziran’da Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda İrfan Değirmenci’yle birlikte gözaltına alınan Furkan, “19 Mart süreci boyunca eylemlerin sönümlenmeye yaklaştığını düşündüm. Ama her 'Bu halk direnmeyi unuttu’ dediğimde bunun yanlış olduğunu gördüm. Gören gözler için direniş her yerde diyebiliriz” diyor.
Eylemler sırasında birçok kez polis şiddetine tanık olsa ve kendisi de yakın bir noktadan plastik mermiyle vurulsa da sokağa çıkmadan vazgeçmediğini anlatıyor Furkan. Üstelik birlikte durduğu insanların tamamı da gençlerden oluşmuyor.
“Eylemlerde daha çok 19-24 yaş aralığındaki gençleri gördüm ama CHP’nin düzenlediği mitinglerde yaş aralığı da genişliyor, 50-60 yaş aralığındaki vatandaşları görüyoruz. Özellikle eylemlerin ilk günlerinde daha önce Gezi direnişine katılmış pek çok orta yaşlı abi ve ablalarımız da vardı.”
“Türkiye’de artık bir demokrasi ve hukuk devletinin varlığından söz edilebileceğini düşünmüyorum” diyen Furkan, eylemlerin etkisinin iktidar ve kamuoyu nezdinde gözlemlenebilir hâlde olduğu görüşünde:
“Ben bu eylemlilik sürecinde pek çok defa yoldan geçen arabaların kornalarına bastığını, yürüyüşler sırasında halkın pencerelere çıkıp tencere-tava çarptığını, alkışladığını, ‘Gençler sizinle gurur duyuyoruz, arkanızdayız’ dediğini hatırlıyorum. O yüzden bu eylemler kamuoyunda da karşılık buluyor.”
‘Siyasette 70 yaş üstü insanları görmekten çok bıktım’
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan dava, 8 Eylül'e ertelense de eylemcilerin motivasyonunu ciddi şekilde etkilemiş gibi görünüyor. Furkan, eski CHP başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve dava hakkında şunları söylüyor:
“Yıllarca ana muhalefet partisini yöneten biri olarak partinin en ihtiyaç duyduğu anda Kılıçdaroğlu elinde hançerle partiyi karşıladı tekrar başına geçmek üzere. Ben bir genç olarak siyasette 70 yaş üstü insanları görmekten çok bıktım. Kılıçdaroğlu gibi 76 yaşındaki birinin bu iktidar hırsı bana trajikomik geliyor. Bu memleketin başına ne geldiyse böyle insanlar yüzünden geldi.”
Eren: Saldırıya uğrayan bir siyasi parti her zamankinden sıkı kenetlenmeli
22 yaşındaki Eren de Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler arasında “İktidarın ‘Bunlar daha kendi içlerindeki sorunu çözemiyor’ algısını yaratmaya çalıştığını düşünüyorum" diyor.
"Bu tür stratejilerle saldırıya uğrayan bir siyasi parti, bence her zamankinden daha sıkı kenetlenmeli. Aslında CHP içinde bunun yüksek oranda tutturulduğunu ve bu kenetlenmeyi iyi yaptıklarını da düşünüyorum. Bu davada Kılıçdaroğlu'nu destekleyen ekibin CHP içinde çok sayıda olmadığını tahmin ediyorum ve medyadan da öyle görüyorum.”
Eren, kendisini bu eylemlere katılmaya iten temel motivasyonun ise “sessiz kalamamak” olduğunu söylüyor:
“Aslında çok ani ve güçlü bir refleks olarak ortaya çıkan Saraçhane mitingleri ya da eylemleri ile sonuç alınabileceğine iktidarın halkın tepkilerine sırtını çoktan dönmüş olmasından dolayı maalesef inanmıyordum. Ancak tepki göstermeden durmak da içime sinmiyordu. Yani benim temel motivasyonum kısaca, içimdeki ‘Tepki gösterilmezse bu işlerin ardı arkası kesilmez ve gösterilmesi gereken tepkinin gayet tabii bir parçası da benim’ sesinin, ‘Sen ne yaparsan yap hiçbir şey değişmeyecek’ sesinden daha gür çıkmasıydı."
Kaan: Umudumu kaybetmiyorum
24 yaşındaki Kaan da eylemlere katılmasının temel nedenini “İyi insan olmakla kötü insan olmak arasındaki farkın bilincinde olmak” sözleriyle anlatıyor ve "Bu farkındalığı taşıyan biri olarak, yaşanan adaletsizlikler karşısında sessiz kalamazdım" diyor.
Kaan’a göre 19 Mart eylemleri sadece Ekrem İmamoğlu’na yönelik bir adalet arayışı olmaktan çıktı ve genel bir "hak, hukuk, adalet" mücadelesine dönüştü, dolayısıyla adaletsizlik bitmeden hareketin de bitmesi mümkün değil:
“Bu eylemler şu anda biraz durulmuş gibi görünse de ilerleyen günlerde yeniden hareketleneceğini düşünüyorum. İnsanlar bu konuda kolektif bir bilinç geliştirmeye başladı. Bu nedenle bu hareketin etkisi, uzun vadede çok daha görünür hâle gelecektir.”
“Eylemlerde daha çok seküler kesimden katılım olduğunu söyleyebilirim ama farklı toplumsal kesimlerden gelen bireyleri görmek de mümkün” diyen Kaan, yine de gençler arasında yayılan "Saraçhane’de yalnız bırakılıyoruz" eleştirisine büyük ölçüde katıldığını söylüyor:
“Gençler yalnız değil ama yalnızlaştırılıyor. Yine de umudumu kaybetmiyorum. Bizim jenerasyonumuzun Türkiye’yi çok iyi temsil ettiğine inanıyorum. Hande ve Zeynep Altaylı'nın yaşadıkları, olumsuzluklara rağmen sergiledikleri tavır ve verdikleri mücadeleler, mevcut hükümete muhalif olan kimsenin yalnız olmadığını ve bu mücadelenin ne kadar geniş bir dayanışmayla sürdüğünün en taze örnekleri.”
19 Mart sürecinden sonra CHP’nin tutumunu olumlu bulduğunu ve desteklediğini söyleyen Kaan, “Elbette daha iyisi yapılabilir ama Özgür Özel ve Mahmut Tanal gibi isimlerin bu süreçteki duruşu çok değerli. Özellikle Mahmut Tanal’ın gençler nezdinde ciddi şekilde güven oluşturduğunu gözlemliyorum. CHP’nin en güvenilir parti olarak görülmesi tesadüf değil” diyor.
Şevval: Kıvılcım görevi gören bir olayda insanlar yeniden sokağa çıkabilir
Üniversite öğrencisi Şevval de “iktidarın halka dayatmak istediği gerçekliğe karşı ‘Yeter’ demek istediği” için eylemlere katıldığını söylüyor:
“24 yaşında bir genç olarak yaşamın her yanına sindirdikleri ve bizim itaat etmemizi bekledikleri çarpık düzene itiraz etme isteğiyle eylemlere katıldım. Benden sonra gelecek olan nesil 'Yaşanan bu olaylar karşısında siz ne yapıyordunuz?’ diye sorduğunda pişman olmadan verecek bir cevaba ihtiyaç duydum.”
Şevval, “Benim gözlemlerime göre kaybedecek bir şeyleri kalmadığının farkında olan insanlar eylemdeydi. Özellikle ülke için çizilen yolda kendileri için umut vadeden bir yol bulamayan üniversite öğrencileri...” diyor.
Şevval, CHP ve muhalefetin bu süreçteki tutumuyla ilgili de “Tamamen yeterli buluyorum diyemem ama en azından yıllardır alıştığımız iktidarın oyuncağı olan muhalefetin dışına çıkabilmeyi başardıklarını düşünüyorum” diyor.
CHP’nin kurultay davasına ilişkin ise “Bu davayı siyasetten bağımsız olarak görmek mümkün bile değil. Diğer birçok örnekte olduğu gibi hukuk, bağımsızlığını çoktan yitirdi; her muhalif sesi bastıracak bir araç hâline geldi. Bu durum artık insanlar tarafından yadırganmıyor bile, o kadar alıştırdılar ki kimse şaşırmıyor” ifadelerini kullanıyor.
“Eylemlerin şimdilik sönümlendiğini düşünüyorum. Yaratılan korku ve tehdit atmosferi insanların olayların ilk başlarında sahip olduğu cesareti kırdı” diye konuşan Şevval, bunun nedenini şu sözlerle açıklıyor:
“Böyle olmasında eylemlerde bir şekilde bedel ödeyen insanların yalnız bırakılmasının da payının olduğunu düşünüyorum. Yalnızca üstenci bir tutumla eylemlerin başarısız olduğunu söyleyen ve mücadeleye dahil olmadan yalnızca eleştiren kesimin kesinlikle bu durumda payı var. Şu anki şartlarda önümüzdeki günlerde kayda değer bir hareketlenme beklemiyorum ancak kıvılcım görevi gören bir olay yaşanması durumunda insanların kaybettikleri cesareti yeniden bulacaklarını umut ediyorum.”
Eylül: Geleceğimi başka bir ülkede değil, kendi ülkemde inşa etmek istiyorum
Eylül ise eylemlere katılma motivasyonunu şöyle anlatıyor:
“Ülkemi gerçekten seviyorum. Bundan 5-10 yıl sonrası için başka bir ülkede değil kendi ülkemde geleceğimi inşa etmek istiyorum. Ülkemizdeki mevcut koşullarda bu mümkün görünmüyor ve genç bir vatandaş olarak ülkemdeki hukuksuzluğa, yoksulluğa, liyakatsızlığa ses çıkarmayı bir sorumluluk olarak görüyorum.”
Bu eylemlerin kamuoyunda ciddi bir uyanış yarattığını belirten Eylül, özellikle son senelerde artık hukuksuzluğa alışmış olan halkın, birilerinin ses çıkardığını gördüğünde bir şeyleri değiştirebilecek gücün ellerinde olduğunu fark ettiğini düşündüğünü söylüyor:
“İktidar tarafında ise bu eylemlerin beklenmedik bir durum olduğu çok net. Bu sebeple eylemleri kontrol altına alabilmek için daha sert müdahalelerde bulunarak aksiyon aldılar. Gün geçtikçe de şiddeti artırarak insanları gözaltına alarak halkı yıldırmaya yönelik politikalar izlediler.”
Egecan: Kılıçdaroğlu sonrası CHP salon siyasetinden çıkarak halkın sorunlarını dinlemeye başladı
Boğaziçi Üniversitesi mezunu Egecan ise şu anda bir şirkette bilgisayar mühendisi olarak çalışıyor; aynı zamanda 19 Mart olaylarından sonra üye olarak CHP’ye katıldığını da söylüyor.
“Sizi bu eylemlere katılmaya iten temel motivasyon neydi?” diye sorduğumuzda “Ben Atatürk gençliğiyim, onun gençliğe hitabesinden aldığım ilhamla, daha iyi bir Türkiye için pes etmek yerine mücadele etmeyi görev biliyorum. Bu eylemlere katılmamın temel nedeni, hak, hukuk ve adalet taleplerimizin görmezden gelinmesine karşı durmaktır” diyor.
“28 Mayıs 2023’te, ülkenin geleceğine dair umudumu kaybetmiştim ve yurt dışında daha kolay bir hayat kurmayı düşünüyordum. Ancak 29 Mayıs sabahı Ekrem İmamoğlu’nun değişim için yaptığı konuşma bana hâlâ bu ülkede bir gelecek umudu olduğunu gösterdi; pes etmemek ve mücadeleyi bırakmamam gerektiğini gösterdi. Ekrem İmamoğlu, biz gençler için umudun simgesi oldu. Bu umudu korumak için sesimizi yükseltiyoruz. Aslında temel motivasyonumuz çok basit. Yarına umutla bakabilmek.”
Egecan, 19 Mart’tan sonra CHP’nin ve Özgür Özel’in gösterdiği performansı başarılı bulduğunu söylüyor:
“CHP’nin, Kılıçdaroğlu sonrası İmamoğlu ve Özgür Özel öncülüğünde salon siyasetinden çıkarak halkın sorunlarını dinleyip sokağa inen bir siyaset anlayışına geçtiğini düşünüyorum. Bu değişim çok kıymetli. Daha önce CHP’yi desteklesem de söylemleri ve eylemlerine bu kadar güvenmemiştim, İmamoğlu ve Özgür Özel sayesinde artık gözüm kapalı güveniyorum."
Deniz: Sönümlenme değil dönüşüm süreci
Deniz ise Egecan’ın aksine bu süreçte CHP’nin ve muhalefetin tutumunun yeterli olmadığını söylüyor.
“Muhalefet, özellikle de CHP, stratejik pusulasını kaybetmiş durumda. Kitlelerin sokakta kurduğu politik bağlamı yönetmek değil, görmek dahi istemiyorlar çoğu zaman. Halbuki partilerin görevi yalnızca seçime hazırlık değil, toplumsal olanı siyasal özneye dönüştürmektir. Burada meseleyi sadece partilere veya onun karar alıcılarına bırakmak istemem, işin bir diğer boyutu karşı karşıya kalınan sistematik şiddetinin parti kadrolarına ve örgütlere etkisini göz ardı etmemek gerekiyor.”
Deniz’e göre, 19 Mart eylemleri sessizleştirilmiş çoğunluğa bir temsil olanağı sundu. Medyada görünmeyen, siyasette yer bulamayanlar sokakta bir süreliğine “görünür” oldu:
“Bu buluşmalar veya mitingler ‘sönümlenme’ değil, bir dönüşüm süreci yaşıyor. Eylem kelimesini tercih etmeme sebebim aslında doğrudan politik stratejisinin muğlaklığıyla alakalı. Saraçhane bir başlangıçtı ama amaç olamadı. Muhalefetin klasik tepkisellik biçimlerini aşan bir örgütlü gençlik iradesi kendini Beyazıt’ta gösterdi. Ancak bu hareketin kaderi de örgütlü bir stratejiyle desteklenip desteklenmeyeceğine bağlı. Eylem birikimiyle değil, stratejik örgütlenme kapasitesiyle politik etki yaratır. Dolayısıyla hareket sönmedi, henüz yön arıyor.”
CHP’ye açılan kurultay davasının iktidarın seçim sonrası siyasal alanı yeniden dizayn etme stratejisinin bir parçası olduğunu söyleyen Deniz, “Bu dava üzerinden verilmek istenen mesaj açık. Sandıkta alınan sonuç, artık tek başına siyasal meşruiyet üretmeye yetmez çünkü bu meşruiyet, yargı denetimine değil, yargı denetimi kılığında bir politik müdahaleye tabi tutulmaktadır” diyor.
Süeda: Hayatta bireyden daha önemli şeyler var, bunlardan biri de adalet
19 Mart’tan beri eylemlere katılan gençlerden biri olan 26 yaşındaki Süeda da “Eylemler sönümleniyor gibi görünse de halkın içerisinde yerleşmiş bir öfke olduğuna ve bu öfkenin gitgide daha fazla büyüdüğüne inanıyorum” diyor. Süeda, katıldığı eylemlerde her yaştan ve profilden insanda bu tepkiyi görmüş:
“Eylemlerde takkeli dedeleri, yürümekte zorlanan başörtülü teyzeleri gördüm. Mustafa Kemal Atatürk dövmeli teyze de gördüm. Orta yaş kitle de çok fazla. Orta yaş ve üstü insanlar çok uzun zamandır içlerindeki öfkeyi atabilecek bir ortam bulamıyorlardı. Muhalefet eliyle düzenlenen bu eylemler de daha çok kendilerini buldukları yerler.”
Süeda, 100 günü aşkın süren eylemlere katılmasındaki temel nedeni “Sadece kendimi değil bu ülkenin geleceğini düşünüyorum. Çünkü hayatta bireyden daha önemli şeyler var. Bunlardan biri adalet. Bu eylemler ilk başladığında özgürce yaşayamayacaksam yaşamamın bir anlamı yok diye düşünüyordum” sözleriyle açıklıyor.
Kılıçdaroğlu ve CHP davasıyla ilgili, “Kedinin ciğerle oynadığı gibi oynuyorlar, kendi içlerinde yıpratmaya çalışıyorlar. Tek taktik İmamoğlu'nu ve ekibini içeride süründürmek değil bence, dört koldan saldırmaya çalışıyorlar. Bunu da engellemenin tek yolu onların stratejilerine stratejiyle karşılık vermek” diye konuşan Süeda, bu konuda CHP'nin atabileceği başka adımlar da olduğunu düşünüyor:
“1 Temmuz’da 100. günkü eylemde Saraçhane tamamen abluka altındaydı. Tüm haklarımızı, var olma çabamızı elimizden alıyorlar. Kamuoyu nezdinde bu eylemler CHP’nin üzerindeki tozu silkelemesine neden oldu ama bence CHP hâlâ yeterli değil, çok daha iyi şeyler yapabilirler. CHP’nin tutumunu yeterli bulmuyorum, daha agresif olmalılar.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





