1944 Ayvalık Depremi

Yazı: Göktuğ İpek
Tarih: 6 Ekim 1944
Saat: Sabaha karşı 5.35
Depremin Meydana Gelişi ve Yaşananlar
Merkez üssünün Ayvalık ve civarı olduğu tahmin edilen, yaklaşık 45-50 saniye süren 6.8 şiddetindeki deprem Balıkesir merkez, Edremit, Burhaniye, Küçükkuyu gibi kazalarda da hissedilmiş, ancak en büyük hasar Ayvalık’ta meydana gelmiştir.(1)
Yıkılan binalar arasında bulunan telgrafhanenin memuru hemen bir araç bularak Dikili’ye gitmiş ve durumu Balıkesir’e bildirmiştir. Dikili Kaymakamı da durumu İzmir Vilayeti’ne bildirerek Ayvalık’a bir yardım ekibi göndermiştir. İzmir’den de doktor ve hemşirelerden oluşan bir ekip yola çıkmak üzere hazırlanmaya başlamıştır.
Türk Dili gazetesi deprem sonrasında, çöken binaların tozlarının bir anda bütün kasabayı kapladığını, deprem sabah gerçekleşmesine rağmen her yerin tozdan simsiyah olduğunu, sokağa fırlayan ailelerin çocuklarını aradığını belirtmiştir.(2) Depremin yaşandığı tarihte sekiz yaşında olan Hilmi Öztamaz, evlerinin üst katının yıkılması üzerine yakındaki bir arsaya sığındıklarını, arsada feryat eden ve ağlayan insanların olduğunu aktarmıştır.(3) Depremin gerçekleştiği saatlerde teftiş amacıyla sahilde bulunan Ayvalık Emniyet Amiri Aziz Tuncer; önce denizden fırtınaya benzeyen bir kabarma fark ettiğini, daha sonra bir anda suların sahile hücum ettiğini ve sahildeki evlerin yüksekliğinde simsiyah bir su kütlesinin görüldüğünü, toprağın yarılarak siyah suların fışkırdığını anlatmıştır. Kereste tüccarı Süleyman Gencel ise, bir anda müthiş bir gürültü ile uyandıklarını ve etraflarında duvar kalmadığını gördüklerini belirtmiştir.(4)
Kaymakam, emniyet amiri ve diğer memurlar Vali’nin önderliğinde, bir taraftan fırınların ekmek yapmasını sağlayarak halkın ekmeksiz kalmamasını temine çalışırken, diğer yandan da yaralıların ilk tedavisinin yapılarak civar hastanelere sevkini sağlamıştır. Aynı zamanda yıkılmamış olmasına rağmen oturulmasında sakınca görülen evler tespit edilmiştir. Kızılay da çadırlar kurarak depremzedeler için yemek dağıtmıştır.(5) 50’si Balıkesir’den, 50’si Edremit’ten, 500 adet de İzmir’den olmak üzere bölgeye 600 çadır gönderilmiştir. Gönderilen çadırlar bugünkü Cumhuriyet Meydanı’na, Atatürk Anadolu Lisesi’nin olduğu yere ve Çamlı mesire alanına kurulmuştur.(6)
Olayın yaşandığı gün Yeni Asır gazetesinden iki muhabir Ayvalık’a hareket ederek durumu yerinde tespit etmiştir. Önce Altınova’ya uğramışlar, Altınovalıların henüz Ayvalık’tan haber alamadığını ve burada fazla hasar olmadığını görünce Ayvalık’a geçmişlerdir. Şehre yaklaştıkça yolun iki tarafındaki zeytin ağaçlarının altında yatak, kilim vb. sererek bunların üzerinde yatan çocuk ve kadınlar görmüşlerdir. Meydanda çerkelerden(7) çadırlar kurulmuş, ağaçların altı kadınlarla dolmuştur. Sahil kısmı baştan başa harap olmuş, diğer binalar da dışarıdan sağlam gözükse de dokunulsa yıkılacak vaziyete gelmiştir.(8) Sokaklarda henüz üzerlerindeki korkuyu atamamış soluk yüzlü insanların, sırtlarında yatak yorgan taşıyan erkeklerin dolaştığı görülmüştür. Habere göre, ahali ağaçların altında oturup dertleşerek yaşadıkları şoku bir nebze de olsa atlatmaya çalışmıştır. Kimi nasıl gece korku ile uyanıp kendilerini bahçeye attığını, kimi çocuğu onu uyandırmasa şimdiye kadar çoktan ölmüş olduğunu anlatmıştır.
Kayıplar ve Tahribat
Edinilen ilk bilgilere göre 10 kadar kişi ölmüş ve enkaz altında birçok kişi kalmıştır.(9) Gazetelerde yıkılan ve hasar gören evlerin sayısı ile ilgili farklı rakamlar mevcuttur. Ancak Balıkesir Valisi Sabri Öney’in raporuna göre Ayvalık merkezde 14 kişi ölmüş, 50 kişi yaralanmış, 99 ev yıkılmış ve 600 ev kısmen hasar görmüştür. Köylerde 117 evde kısmen hasar meydana gelmiş, Altınova’da 6 ev yıkılmış, 120 evde kısmi hasar oluşmuştur. Ayrıca Ayvalık’taki fabrikaların bazıları hasar görmüş, fabrika bacalarının ise yarısı yıkılmıştır. Bölgeye 1000 adet çadırın talep edilmesi daha önceden gönderilenlerin yeterli olmayacağının düşünüldüğünü göstermektedir.(10) Enkaz altında kalanlarise 5-6 saat sonra kurtarılabilmiş, Ayvalık civarındaki askeri birlik tıpkı bir yardım ekibi gibi çalışarak enkazdan 200 kişiyi çıkarmıştır.(11)

Akşam, 6 Teşrinievvel 1944
Depremin tanıklarından İbrahim Karayıldız, ölenlerin naaşının önce Cumhuriyet Meydanı’na getirildiğini, buradan da omuzlarda taşınarak bugün Hüsnü Uğural Stadı’nın olduğu yerdeki mezarlığa taşındığını belirtmiştir. Yine depremi yaşayanlardan Fethi Namlı’nın anlattığına göre, ölenler kefen dahi olmadığı için kıyafetleriyle birlikte tören yapılmadan ve sessizce defnedilmişlerdir.(12) İlk başta 14 kişinin öldüğü belirtilmişse de daha sonra bu rakam 30’a yükselmiştir. Ölenlerin isimleri ise şunlardır: Kuru Kahveci Osman Bey (55) ve karısı Hamide Hanım (52), Mehmet İdris Bey’in kızı Leman (10) ve oğlu Ali (9), Mehmet Emin Bey’in oğlu Adnan (10), Kamer Hanım (25), Ahmet Bey’in kızı Melahat (10), Ahmet Akdağ (60), Hasan Enver (58), Kaya Bey’in kızı İnci (10), Fatma Hanım (60), Mehmet Ali (4), Boşnak Fatma Hanım (55), Boşnak Derviş Hakkı, Derviş Hakkı Bey’in oğlu Ali (6), Nedime Hanım (54), Berber Adem’in yengesi Şerife, Hüsnü Selis ve oğlu Mehmet (3), Esma (6), Hasan Diken, Mehmet Eriş’in kızı Nur ve oğlu Galip, Nedim Bey (54), Mehmet Ali Bey (44).(13)
Deprem Sonrası Artçı Sarsıntılar ve Yardım Faaliyeti
Sonraki günlerde de devam eden artçı sarsıntılar sadece Balıkesir ve çevresinde değil Çanakkale’de de tahribata yol açmıştır. Ayvalık’ta devam eden kurtarma çalışmalarında enkaz altından beş naaş daha çıkartılmış, Edremit’e sevk edilen yaralılardan ikisi daha vefat etmiştir. 1000’e yakın ev oturulmayacak halde olduğundan Ayvalıklıların çoğu sokakta yatmak zorunda kalmıştır. Gönderilen çadırlar ise yeterli gelmemiştir.(14) Bu yüzden daha fazla çadırın yanı sıra kereste, çivi vb. şeylere ihtiyaç duyulmuştur.(15)
Üç mahalle tamamen, iki mahallenin yarısı, diğer mahalleler de kısmen yıkılmış, deprem esnasında rıhtım ve ara sokaklar yarılmış ve yerden katranlı sıcak sular fışkırmıştır. Rıhtımın tamamen çökmesinin yanında özellikle merkezde bulunan evler ile parti binası, halkevi, ticaret odası, belediye santrali, liman dairesi, okullar, bankalar gibi resmi binalar ve dükkanlar kullanılamaz hale gelmiştir.(16) Belediye Başkanı Muharrem Onursal Hayrettinpaşa, Hamdibey, Kazımpaşa ve Zekibey Mahallelerinin tamamen yıkıldığını belirtmiştir. Elektrik santralinin de depremden hasar görmesi sonucu şehir elektriksiz kalmıştır. Belediye Başkanı bütün sabun ve zeytinyağı fabrikası sahiplerini çağırarak hasar tespitinde bulunmuştur. Hemen hemen bütün fabrikaların bacaları yıkılmış, makine daireleri ve yağ depoları hasara uğramıştır. Bu yüzden fabrikaların bu yıl çalışamama ihtimali ortaya çıkmıştır. Bu fabrikaların ekonomik olarak zararı yaklaşık bir milyon olmuştur. Şehrin geri kalanındaki hasarla beraber bu tutarın daha da fazla olduğu tahmin edilmektedir. Belediye Başkanı Ayvalık’ın iş gücünü kaybettiğini, yıkılmayan evlerin de yağmur dönemlerinde çökeceğini söyleyerek Ayvalık’ta ancak %10 oranında oturulabilecek ev olduğunu belirtmiştir.(17)
Ayvalık Kaymakamı Mekki Keskin verdiği beyanatta ise; depremin ardından zabıta, polis, pasif korunma ekipleri ve askerlerin hemen kurtarma çalışmalarına başladığını, doktor ve eczacıların da ellerinden geleni yaptıklarını belirtmiştir. Belediye sabah olmadan fırınları faaliyete geçirip ekmek çıkarmaya, kasaplar da et satışına başlamıştır. Böylece bu çalışma ile kaymakama göre Ayvalık’ın normal hayatı hiç bozulmamıştır.(18) Tabi ki bu beyanat bizce gerçeği pek yansıtmamaktadır. Zira depremin Ayvalık’a verdiği hasarın büyüklüğü gerek sayısal verilerden gerek gazetelerden net bir şekilde görülmüştür. Bu durumda deprem sonrasında Ayvalık’ta “normal bir hayat”tan söz etmek söz konusu değildir.
Yeni Asır gazetesi muhabirinin aktardıklarına göre artık Ayvalık’a şehir, dolaşılan yerlere de sokak demek mümkün değildir. Çünkü artık evler “ölüler evi” halini almıştır. Kimi evler tamamen yıkılmış, kimisi yıkılmak üzere, kimisinin de bir cephesi çökmüş vaziyettedir. Vali, daha yukarı mahalleleri de görmek istese de sahilden içeri doğru sokaklar daraldığı ve bu dar sokaklardaki binaların yıkılma tehlikesi bulunduğu için bundan vazgeçmiştir. Evde ve sokaklarda kimse kalmamış, kilimini ve yorganını alan zeytin ağaçlarının altına sığınmıştır. Şehrin dışındaki zeytin ağaçlarının altında kendilerine barınak hazırlayan kadınlar ve ateş yakmak için çalı çırpı toplayan çocuklar görülmüştür.(19)
Deprem sonrasında Ayvalık’ta bir sokak
İlk depremden sonra yaşanan 7 Ekim’deki iki artçı deprem hasarlı binaların yıkılmasına sebep olmuştur. Halk açık alanda bulunduğundan ölen ya da yaralanan olmamıştır.(20) Bir med dalgası ise depremde yıkılmamış olan sahildeki evleri yıkmıştır.(21) Depremde yaralanıp Edremit’te tedavisi devam edenlerden 3 kişi daha 12 Ekim’de yaşamını yitirmiştir.
Bölgeye Yapılan Ziyaretler
Dahiliye Vekili Hilmi Uran incelemelerde bulunmak üzere hususi kalem müdürü, sıhhat müdürü, Balıkesir Valisi ve Trakya Umumi Müfettişi Abidin Özmen ile Ayvalık ve depremden hasar gören diğer yerlere intikal etmiştir. Edremit Hastanesi’ndeki yaralıları da ziyaret eden Uran, halkın çadırlara yerleştirilmesi ve iaşesi için talimatlar vermiştir. Ayvalık’a Kızılay tarafından 500 çadır, 3 ton çivi, 10 sandık ilaç ve 1325 parça giyecek gönderilmiştir.(22) Cihat Teker’in anlattığına göre, Dahiliye Vekili Ayvalık’ta incelemeler yaparken kasabanın meydanında olduğu bir esnada Ayvalıklılara dönerek “Dua edin fazla bir zararınız olmadı!” minvalinde bir cümle kurmuştur. Vekil böyle bir cümle kurunca depremzedelerden bir tanesi fırlayarak adeta Uran’ın yakasına yapışmıştır; ancak araya girenler sayesinde olay büyümeden engellenmiştir. Ancak bu olay ne gazetelerden ne de o dönemin diğer tanıklarından teyit edilebilmiştir.
Uran, deprem bölgesindeki incelemelerinden sonra Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamaya göre; Edremit, Burhaniye, Ayvalık ve Ayvacık kasabalarıyla yol üzerindeki köyleri de dolaşarak Çanakkale’ye geçmiştir. Deprem bu kazaların bilhassa sahil kısımlarında büyük hasara yol açmıştır. Ayvalık adeta harabe haline gelmiştir. Aralıklarla sarsıntıların devam ettiği bilgisini veren Bakan, Kızılay’ın yolladığı çadır ve diğer malzemelerin ordu araçlarıyla Ayvalık’a gittikleri gün ulaştığını ifade etmiştir. Deprem sonucunda dört kazada toplam 36 kişi ölmüş, 62 kişi de ağır yaralanmıştır.(23)
Dahiliye Vekili ve beraberindekilerin ardından yine incelemelerde bulunmak üzere aynı zamanda Türk Dili gazetesi imtiyaz sahibi olan mebus Hayrettin Karan, Muzaffer Akpınarlı ve Parti Müfettişi Afyon Mebusu Ali Taşkapılı da Ayvalık ve çevresine gitmiştir. Sonraki gün Fahrettin Tiritoğlu, İsmail Hakkı Uzunçarşılı ve Yahya Sezai Uzay da bölgeye geçmiştir.(24)
Dahiliye Vekili Ayvalık’taki teftişinin ardından bir fen heyeti görevlendirerek heyetin Ayvalık ve çevresinde tetkiklerde bulunmasını istemiştir. Kış gelmeden Ayvalık’ın yeniden inşası için gerekli tedbirlerin alınması kararlaştırılmıştır. Nafia Vekili Sırrı Day da bir teknik heyetle yerinde incelemelerde bulunmak üzere Ayvalık’a gitmeye karar vermiştir.(25)
Deprem sonrasında Ayvalık’a hükümet çevresinden birçok kişinin gittiği gibi İstanbul’dan zeytinyağı fabrikatörleri de gitmiştir. Zeytinyağı fabrikalarını gezerek fabrikaların durumu hakkında bilgi edinmişlerdir. Depremden dolayı fabrikaların hepsi zarar gördüğü için imalat durmuştur. Fakat hızlı bir şekilde tamirat işlerine başlanmış, yeni bir deprem ihtimaline karşı binaların üstleri çinko ile örtülmüştür. Birkaç gün içinde de tekrardan üretime başlanması planlanmıştır. İstanbul piyasasında son zamanlarda zeytinyağı satışı yapılmadığı için deprem zeytinyağı piyasasında bir değişiklik yaratmamıştır. Sadece 5-10 günlük bir imalat duraklaması yaşanmıştır.(26)

Deprem sonrasında kurulan çadırlar
Ekim ayının sonlarına doğru da depremin meydana getirdiği hasarları tespit ve inceleme çalışmaları devam etmiştir. Vekalet tarafından görevlendirilen fen heyeti Ayvalık’a gelerek incelemelerde bulunmuştur. Resmi binaları ve okulları inceleyen heyet evlerden de yıkılması gerekenleri tespit etmiştir.(27) Nafia Vekili de incelemelerde bulunarak çivi ve kereste gibi malzemelerin en kısa sürede temin edileceğini belirtmiştir. Kızılay tarafından vilayete beş ton çivi gönderilmiş, bunun üç tonu Ayvalık’a yollanmıştır. Bu çiviler depremzedelere dağıtılmıştır.(28)
Hayata Dönüş Çabaları ve Depremin Toplumsal Etkileri
Ayvalıklı tüccarlar yıkılan ticaret odasının yeniden yapılması için karar almışlardır. İnhisarlar İdaresi binasının tamirine de başlanmıştır. Hükümet Konağı Kaymakam’ın aldığı tedbirler sayesinde hemen tamir edilmiş ve faaliyete geçmiştir. Telgrafhane ise çalışmasını bir süre daha çadırda sürdürmek zorunda kalmıştır. Belediye de binası yıkıldığı için çalışmalarını bir süre itfaiye garajında sürdürmüştür. Depremde yıkılan binaların durumundan faydalanılarak bazı dar sokakların belediye bütçesinin takviye edilmesiyle genişletilmesi planlanmıştır. Şehrin imar planını hazırlamak üzere de bir komite oluşturulmuştur.(29)
Ayvalıklıların bir kısmı oturulabilecek durumdaki evlerini tamir ederken daha varlıklı olanlar ise deprem bölgeleri için kabul edilen kanuna göre yeni ev yapmaya başlamıştır. Üç mahallede toplam 700 ev tamamen, 1000-1200 ev de oturulamayacak derecede yıkılmıştır. 800 ile 1000 arasında evin de tamire ihtiyacı vardır. Depremin maddi hasarı ise 12 milyon liradır. Depremzedelerin kötü koşullarda yaşamak zorunda kalmasına olumsuz hava şartları da eklenince Ayvalık gazetesi kentin zenginlerinin de dahil olduğu bir yardım kampanyası başlatmış ve yardımda bulunanların adını gazetede yayınlamıştır.(30) Eski Pazar olarak anılan yere 19 yeni dükkan yapılmış, Ayvalık-İzmir karayolunun Sefa-Çamlı hattından geçmesi kararlaştırılarak bu yola taş döşenmiştir. Ayvalık tarihindeki en büyük depremlerden biri olan 1944 depremi sonrasında evsiz kalan halkın çadırlardan yeni evlerine yerleşebilmeleri iki yılı bulmuştur.(31) Zeytinyağı fabrikalarının sahipleri durumları daha kötü olan Ayvalıklılara yardım etmediği gibi bunun için bir teşkilat da kurmamışlardır. Aralarından yalnızca -maddi durumu en kötü olan- Salih Komili 50 lira vermiştir. Bazıları yanlarında çalışanlara yardım etmişse de bu yardımlar da borç olarak yazılmıştır.
1944 yılı sonlarında depremzedelerin bir kısmının civar kaza ve vilayetlere göç ettiği, bir kısmının da gitmek için hazırlanmaya başladığı görülmüştür. Bu göçün, neredeyse %40’a ulaşacağı tahmin edilmiştir. Zaten çok fazla nüfusu olmayan kasabada bu suretle gidenlerin zeytinliklerinin zenginlerin eline geçeceği öne sürülmüştür. Bunun da eskiden beri Ayvalık için söylenen “patronluk-fakirlik davasını” çoğaltacağı, buna ek olarak Midilli’nin karşısında yer alması sebebiyle sahip olduğu siyasi konumunu da kaybedeceği ifade edilmiştir.(32) Mübadelenin yarattığı sıkıntıları ancak 1934 yılında aşabilen ve 1944’e gelene kadar kendisini ancak toparlayabilen Ayvalıklılar bu deprem ile adeta her şeyi yeniden inşa etmek zorunda kalmıştır.(33)
Dipnotlara buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Toplumsal Tarih Dergisi'nin 331. sayısından bir casusluk hikâyesi, 1944 Ayvalık Depremi, Cumhuriyet Dönemi seçim propagandaları
18 Kas 2022

YAZARLAR

Toplumsal Tarih
Tarih Vakfı'nın ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlayan dergisi Toplumsal Tarih'ten özel seçkiler her cuma 11.00'de Aposto'da.
İLGİLİ OKUMALAR


