2 bin 500 ceza davası ve bolca hayal kırıklığı: Üç yıl sonra deprem davaları ne durumda?

6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri'nin üzerinden 3 yıl geçti. Daha 3 yıl önce resmî rakamlara göre 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği, 11 kentte 14 milyon insanın yaşamını değiştiren depremden sonra açılan davalar ise "cezasızlık" kaderiyle baş başa.
2 bin 500 ceza davası ve bolca hayal kırıklığı: Üç yıl sonra deprem davaları ne durumda?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri'nin üzerinden 3 yıl geçti. Üç yıl uzun bir zaman gibi görülebilir. Hele ki Türkiye gibi bir ülkede olan bitenlerin hatırlanabilmesi, akıldan çıkmaması için çok uzun bir zaman.

  • Buna güvenilmiş olacak ki 11. Yargı Paketi’nde yer alan “örtülü af” niteliğindeki ceza indirimi düzenlemesinin kapsamına deprem davaları da eklendi.

Başta gerçekten de sorun yoktu. Örtülü affın deprem davalarını da kapsadığı anlaşılana kadar... O andan itibaren kamuoyu yine büyük tepki göstermedi. Ancak zaten 3 yıldır acısını kalbine gömüp mahkeme kapılarında hayatlarını geçiren mağdurlar nöbet tutmaya başladı. TBMM önünde, Maraş’ta, Antakya’da, adliye binalarında…

İktidar, bu kararlılığı görünce geri adım attı ve deprem davalarını af kapsamının dışında bıraktı. Bu olumlu bir gelişme gibi görülebilir. Ancak vahim olan daha 3 yıl önce resmî rakamlara göre 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği, 11 kentte 14 milyon insanın yaşamını değiştiren depremden sonra yapılan açıklamalara rağmen bu adımı atabilmek, bunun düşünülebilmesi… 

Bolca hayal kırıklığı 

Türkiye, 1999 Marmara Depremi'nden yaklaşık 7 yıl sonra, deprem davaları gerçeğiyle bir yıkım daha yaşadı. Mahkemelerin yıllar boyunca sadece zamanaşımını süresini tartıştığı, sürenin binanın yapımında mı yoksa depremle mi başlayacağı tartışmasını bir türlü karara bağlayamadığı anlaşıldı. Nihai içtihat kararları verildiğinde ise zamanaşımına kısa bir süre kalmıştı. Dosyaların üçte biri zamanaşımına girdi. Kalan dosyalar hafif cezalarla sonuçlandı. Sembolik birkaç örnek dışında kimse yüksek ceza almadı.

Bu tablonun etkisiyle 6 Şubat depreminden sonra iktidar, bütün sorumlulardan hesap sorulacağı vaadinde bulundu. Savcılar işe hızlı da başladılar. Neredeyse bütün yıkılan binalardan karot örnekleri alındı. Sadece binaların planları değil, yapı denetçileri de soruşturmalara dahil edildi. Aynı dönemde sorumlulukları bulunması hâlinde kamu görevlilerinin de ayrıca soruşturulacağı bilgisi verildi.

  • Ancak bu tablo uzun sürmedi. Önce aynı üniversiteden çıkan matbu bilirkişi raporları tartışma konusu oldu. Ardından varlıklı ve iktidara yakın bazı müteahhitlerin korunması, tutuklanmaması veya kaçmaları gündeme geldi.

Ve çok az davada “olası kast” düzenlemesi uygulandı. Bu düzenlemenin uygulanması durumunda sorumluların ağır cezalar almaları mümkün olacaktı. Ancak davaların çok büyük bölümünde olası kast yerine, "bilinçli taksir" düzenlemesinden ceza verildi. Bu durum da erken tahliyelere ve cezasızlığa yol açtı.

Binlerce dava sürüyor

Depremin ardından, Aralık 2025 verilerine göre idari yargıda 116 bin 696 dava açıldı. Bunların 83 bin 321’i ilk derece mahkemesinde karara bağlandı. 26 bin 493 dava istinaf aşamasında, 19 bin 598 dava da Danıştay yolunda. İdari yargıda devam eden 40 bin 270 derdest dava bulunuyor. Bu davaların çoğu ağır hasar tespiti nedeniyle açıldı. 

  • Depremin ardından açılan hukuk davası sayısı ise 64 bin 663. 57 bin 574 dava ilk derece mahkemesinde, 7 bin 711’i istinafta devam ediyor. 

En önemlisi elbette ceza davaları. Depremin ardından 2 bin 380 kişi hakkında soruşturma açıldı. Bu sayı daha sonra arttı. Şu an 2 bin 591 dava farklı aşamalarda devam ediyor.

Kesin karara bağlanan dava sayısı ise çok az. Bu davaların kesin karara bağlanmasının birkaç yıl daha süreceği belirtiliyor. Son verilere göre 60’ı hükümlü olmak üzere 208 kişi deprem davaları nedeniyle cezaevinde.

'Kurtarma faaliyetleri'ne dava yok

Deprem davaları ile ilgili en tartışmalı konulardan biri de kurtarma faaliyetleri konusunda herhangi bir soruşturma ve dava açılmaması.

Depremin hemen ardından Türkiye, günlerce, zamanında yardım gidilmemesini, depremzedelerin kaderleriyle baş başa kalmasını konuştu. AFAD ekiplerinin farklı yardımları engellediği, faaliyetlerin tek merkezden yürütülmesinde ısrarcı olduğu iddia edildi. Askerin kışladan çıkmasına izin verilmemesi de tartışıldı.

  • Ancak bu konularla ilgili hiçbir işlem yapılmadı. AFAD’la ilgili tek işlem, bildirim yükümlülüğüne uymaması nedeniyle Kahramanmaraş’ta yapıldı.

112 kişinin öldüğü Arıkan Sitesi davasında mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda Kahramanmaraş Valiliği ve AFAD İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan "İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) 2020" raporunda binanın bulunduğu alanın riskli olarak belirtilmesine rağmen gerekli bildirimlerin yapılmadığı vurgulandı. Bunun üzerine soruşturma süreci başlatıldı.

Kimlikleri kullanılmış 

Bu süreçte deprem sonrası yaşanan skandallar da gündeme gelmeye devam etti. Depremde hayatını kaybeden avukatlar Nesibe Kaya Zabun, Bestami Uğur Alkan ve stajyer avukat Ali Mert İnce’nin hukuk fakültesi mezuniyet belgelerinin tahrif edilerek sahte diploma çetesi tarafından kullanıldığı saptandı. 

Kamu görevlilerine dava yok

Depremin etkilediği kentlerde sınırlı sayıdaki davada belediye bürokratları da sanık olarak yargılanıyor. Ancak davaların çok büyük bölümünde kamu görevlileri soruşturma dışında bırakıldı. İmar planları, imar izinleri, yapılaşmaya uygun olmayan yerlerin imara açılması gibi başlıklar davaların ana konusu olamadı. Bakanlık bürokratları, imar afları da soruşturmaların kapsamına alınmadı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu

Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yumuşak güç sertleşirken: 36. NATO Zirvesi'nde diplomasinin yeni kodları

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Nart Özel

·

11 Tem 2026

Yumuşak güç sertleşirken: 36. NATO Zirvesi'nde diplomasinin yeni kodları