2024 geride kalırken: Şiddetle dolu bir yılın ardından

Geride bıraktığımız yıla dair hafızamızı yoklayalım. Gündelik hayattaki şiddet vakalarından saldırılar ve felaketlere, CHP'nin yerel seçim zaferinden kayyum ve yeni açılım süreçlerine... Güzel şeyler de olmuştur elbet, ama bunca ölümün, şiddetin, tartışmanın arasında kolay kolay hafızada kalmıyorlar.
2024 geride kalırken: Şiddetle dolu bir yılın ardından

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Zaman akar… Doğum günlerini, yeni bir yılı, yıl dönümlerini kutlamak gerçekten mutluluk verici midir? Bir yandan birarada olabilmenin, kutlamanın sevinci, diğer yandan geçen zamanın farkına varmanın hüznü…

Ya da insan birarada olabilmeyi, birlikte kutlayabilmeyi değerli bulan bir varlık mıdır gerçekten? Değildir esasen. İnsan yaşadığı ana bir daha dönemeyeceğini, o zamandaki varlıklara bir daha aynı biçimde dokunamayacağını bilmekten uzaktır.

Bu yüzden hüzün vardır hayatında, yaşlandıkça büyüyen, kutladıkça bazen boşluğa dönüşen ve herkesin er ya da geç karşılaşacağı bir hüzün… Sadece bu bilince varmak bile bazen iş işten geçtikten sonra anı değerli kılma çabasını yaratır. Bir anı, bir kişiyi, bir yeri, bir yemeği deneyimlemek değil elbette o çaba. Sadece hazza ve iyi vakit geçirmeye dayalı olursa elbette o da ayrı bir tuzaktır.

Değer, kıymetini bilmekten, kalbini açmaktan, uzak durmamaktan, küsmemekten, iyi olma çabasından geçer. Ve eğer o adresten geçmiyorsa tüm hüzne rağmen yollar, zaten yapacak çok da bir şey kalmamıştır.

2024 hepimiz için doğru adresleri bulmanın, kıymet bilmenin, o değerin farkına varmanın ne kadar da önemli olduğunu gösteren bir yıldı…

Türkiye’de bunları fark edebilmek çok da mümkün değil, zor, çok güç bir eylem burada hislerinin farkında olabilmek. Ama denemeliyiz, zorlamalıyız ve farkına varmalıyız, unutmamalıyız, unutturmamalıyız… Başka bir yola çıkmamanın, doğru adresi bulabilmenin tek yolu bu.

Şiddet yılı

Hafızaları yoklayalım…

Yılın ilk ayı, Ocak, Türkiye’nin yaslı aylarından biridir. Uğur Mumcu’yu, Metin Göktepe’yi, Hrant Dink’i anmakla, adaletsizlikleri anımsamakla başlıyoruz her yıla.

Bu yılın başında daha, 28 Ocak’ta ardı arkası kesilmeyen şiddet eylemlerinden biri yaşandı. İstanbul Sarıyer’deki Meryem Ana Doğuş Kilisesi'ne IŞİD tarafından düzenlenen saldırıda bir kişi hayatını kaybetti. 

Terör eylemlerinden çok çekmiş bir ülkeyiz biz. Ama bu yıl sadece terör eylemleri değildi gündemde olan. Gündelik hayattaki şiddet, her yanımızı kuşattı. 

İzmir’de taksicilik yapan Oğuz Erge’nin müşterisi Delil A. tarafından 1 Şubat’ta öldürülmesini anımsıyor musunuz misal? Peki, 11 Mayıs’ta kuryelik yapan Ata Emre Akman'ın sokak ortasında defalarca bıçaklanarak öldürülmesini?

8 yaşındaki küçük Narin’in Diyarbakır Tavşantepe’de öldürülmesine, günler süren aramalardan sonra cansız bedeninin dere yatağında bulunmasına ilişkin bilmece hâlâ çözülmüş değil, Narin şimdilik hatırımızda… 

5 Ekim’de İstanbul’da iki genç kadının, İkbal Uzuner ile Ayşenur Halil'in vahşice öldürülmesini de anımsatılınca hemen hatırlıyoruz elbette. Surlardan atlayarak intihar eden katilin sokakta nasıl rahatça gezebildiğini, tehditlerine rağmen nasıl önlem alınmadığını da…

Artık cinayetleri kamera görüntülerinden izleyebilmemizden kaynaklı değil bu şiddet döngüsünün nedeni. Rakamlar cezaevlerinin dolup dolup boşaldığını, kısa sürede yeniden dolduğunu, şiddet eylemlerinin nasıl affedildiğini, bu eylemlerin ne kadar arttığını gösteriyor açıkça.

Bu isimlerin, bu görüntülerin yanına yüzlercesi eklenebilir. Normal bile görüyoruz artık değil mi? Herkes mafya, herkes silahlı, herkes öldürmeye çok meraklı…

Ve dönüştüğümüz hâlden nasıl geri döneceğimizi bilmeden yaşıyoruz bunları.

Yenidoğan kötülüğü

Şiddetin, para için yapılan eylemlerin boyutu öyle bir noktaya geldi ki Yenidoğan Çetesi ile de tanıştık. "Bu kadarı olmaz" denilen ne varsa olabiliyor malum. 

Bu kez de yoğum bakım ünitelerinin taşeronlaştırılmasının etkisiyle, 10 bebeğin ölüme terk edildiğini, hayatlarını kaybettikleri açığa çıktı.

Saldırılar, ölümler, kazalar

Gündelik hayattaki şiddetle sınırlı değil yaşadıklarımız.

13 Şubat’ta Erzincan İliç’te 9 işçi, tonlarca toprağın altında kalarak hayatlarını kaybettiler. Soma’nın, Ermenek’in, altın madenlerinin yarattığı tahribatın hesabının sorulmadığı bir ülkede garip değil elbette.

2 Nisan’da, Gayrettepe’deki bir gece kulübünün tadilatını yapan 29 kişi, çıkan yangında öldü. İstanbul’un orta yerinde...

23 Ekim’de Ankara’da TUSAŞ’a düzenlenen terör saldırısında evlilik yıldönümü nedeniyle eşinin gönderdiği çiçeği almak için nizamiyeye inen Zahide Güçlü’nün de aralarında olduğu 5 kişi yaşamını yitirdi. Ne için?

Saldırıların, felaketlerin yanına da bir sürü olayı ekleyebiliriz elbette. Bitmiyor zira bu ülkede.

CHP birinci parti, Altılı Masa darmadağın

Siyaset, herkes için can sıkıcı, bezdirici elbette. 

31 Mart yerel seçimlerinde CHP, uzun yıllar sonra ilk kez birinci parti oldu. AKP ve MHP, birçok kenti kaybetti; İstanbul ve Ankara’da ağır yenilgi aldı. 

2023’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde Altılı Masa hezimeti yaşayan CHP için de sürprizdi belki bu sonuç. İktidar için sürpriz olduğu gibi. Ancak aktörlerin değişiminden çok seçimin niteliği etkili olmuştu bunda. İktidarı yerinde bırakan seçmen, belediyelerde cezalandırma yoluna gitmişti.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023’teki kongreyi Özgür Özel’e kaybetmesiyle koltuğunu yitirdiği CHP, Altılı Masa’nın ayakta kalan tek partisi oldu. Meral Akşener, İYİ Parti’de aldığı ağır yenilgiden sonra genel başkanlığı bıraktı. Akşener’in, sonraki dönemde iktidara sıcak mesajlar vermesi de not edildi elbette. Gelecek Partisi’nde, CHP listesinden seçilen isimler yavaş yavaş AKP’ye geçmeye başladı. DEVA Partisi, Demokrat Parti ve Saadet Partisi çakıldı.

Geçim sıkıntısı

Yerel seçim öncesine kadar süren asgari ücret, emekli maaşı artışları da sona erdi. Halk, ağır bir yoksullaşma krizi yaşadı. Ancak buna karşılık anketlerde uzun süre birinci parti olarak görünen CHP’deki liderlik tartışmaları, Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışmaları sürüyor. AKP ve MHP’nin ise artık toparlanmaya başladığı öne sürülüyor. 

Ancak 2025’in ekonomik açıdan daha da sıkıntılı geçeceğine kuşku yok. Belirlenen yeni asgari ücret de bunun habercisi…

Cezaevleri, soruşturmalar ve engellemeler

Cezaevleri yıl özetlerinin eksik olmaz başlıklardan. Yıllarca süren davalar devam ediyor hâlâ. Gezi davası hükümlüleri, Selahattin Demirtaş, AİHM kararlarına rağmen hâlâ cezaevinde.

Gazeteci tutuklamaları da yıl boyu devam etti. Son olarak Özlem Gürses’in ev hapsine alınması, Nevşin Mengü’nün soruşturulması, 7 gazetecinin öldürülen isimler için yaptıkları eylem sonrası tutuklanmaları ile kapattık yılı. Sayısız soruşturma açıldı; yazı, haber ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle.

Harp Okulu mezuniyet töreninde kılıçla yemin eden teğmenlerin meslekten ihracı istemiyle soruşturma başlatılması, bir başka tartışmaya dönüştü.

Ve engellemeler… Binlerce haber erişime engellendi yine. Instagram kullanıcıları da engellemeler ile tanıştı. Buna Discord gibi mecralar da eklendi yıl içinde.

Kayyum politikası

Yerel seçimden sonra kayyum uygulamalarını bir süreliğine rafa kaldıran iktidar, bu kez CHP’yi de kapsayacak biçimde eski politikasına döndü.

30 Ekim’de İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, terör soruşturması kapsamında gözaltına alındı. 31 Ekim’de CHP’li Esenyurt Belediyesi'ne kayyum atandı. Buna 4 Kasım’da DEM Parti yönetimindeki Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atanması eklendi. 

Bahçeli’nin Öcalan açılımı

Ama hiçbiri, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Öcalan açılımı” kadar tartışılmadı. Yasama yılının açılışında DEM Partililer’in elini sıkarak şaşırtan Bahçeli, bir süre sonra grup toplantısında, Öcalan’ın gerekirse "umut hakkı" kapsamında ev hapsine alınabileceğini belirtti ve çağrı yaptı. Öcalan’ın Meclis kürsüsüne çıkartılarak terör örgütüne silah bırakması çağrısı yapmasını isteyen Bahçeli’nin bu konudaki mesajları sürüyor.

Bahçeli’nin çağrısından kısa süre sonra uzun süredir ziyaretçi yasağının olduğu İmralı’ya Öcalan’ın yeğeni, DEM Parti milletvekili Ömer Öcalan’ın gitmesine izin verildi. 

Bütün bunların nedenleri sorgulanırken Suriye sürprizi geldi.

Suriye’de Esad devrildi

İç savaşın derinleştiği dönemde bile koltuğunu korumayı başaran Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, sadece 12 günde İdlib’ten yola çıkarak Halep’i, Dara’yı, Şam’ı ele geçiren HTŞ’ye yenildi ve devrildi. 

Bu yeni tablo ile Bahçeli’nin Öcalan mesajları da daha anlamlı hâle geldi. PKK’nın Suriye kolu PYD’nin silah bırakmasına yönelik yapılan çağrılar, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin nasıl bir hamle yapacağına yönelik beklentiler, Suriye’nin güneyini işgal eden İsrail’in uygulayacağı politikalar ve ABD’nin tutumu gündemi işgal etti. Esad’ı yıllardır destekleyen Rusya ve İran’ın yenilgisi olarak yorumlanan bu gelişmelerin nasıl bir Suriye’yi yaratacağını yeni yılda göreceğiz…

Güzel şeyler de olmuştur elbette, oldu da… Ama bunca ölümün, şiddetin, tartışmanın arasında kalmıyor kolay kolay hafızada. Birilerinin mutlu olması değil mesele zira. Hep birlikte mutlu olabilmek. Ve göğe bakmak kadar da kolay olmuyor. 

Yine de her başlangıç bir umut… Ne yaşadığımızı unutmadan, doğru adresi bulmanın, değeri, kıymet bilmeyi ve yeniden sevinci inşa edebilmek ihtimalinin umudu… 

Dileyelim o zaman; umutlandığımıza değecek bir yıl olsun…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu

Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta