Covid-19 salgınının Avrupa Birliği’ne etkileri
Bartu Özden
Dünyada yeni tip koronavirüs salgını ortaya çıkmadan önce Avrupa Birliği üye ülkelerinin birçoğunda AB’nin gerekliliğine ve devamına kuşkuyla yaklaşan aşırı sağcı veya aşırı solcu popülist partilere olan toplumsal desteğin artması, birliğin geleceğine dair soru işaretleri doğurmuştu. Birleşik Krallık’ın oldukça sancılı ve uzun geçen AB’den çıkma sürecinin tamamlanması da bu soru işaretlerini büyütmüştü. Avrupa’nın pandeminin merkezi hâline gelmesi ve başta İtalya ile İspanya’nın büyük hasar alması, salgın sonrası şekillenecek dünyada AB’nin rolünü düşünmeyi gerekli kılıyor.
- Brexit: Birleşik Krallık hükümeti yetkilileri, şu an içinde bulunulan geçiş döneminin uzatılmayacağını ifade etmişti. Fakat koronavirüs salgınının en öncelikli konu hâline gelmesi sebebiyle Avrupa Birliği’ne doğrudan ilk etkisi, Brexit sonrası ekonomik ve siyasi ilişkilerin düzenlenmesiyle ilgili görüşmelerin gecikmesi ve geçiş sürecinin mecburen uzatılması olabilir.
- Ekonomi: 16 Mart’ta Avrupa Birliği Maliye Bakanları toplantısı sonrasında yapılan değerlendirmede salgının bütçelere önemli bir etkisinin olacağı, üye devletlerin buna yönelik ulusal düzeyde ekonomik tedbirler alacağı ve AB düzeyinde alınan kararların ulusal düzeydeki kararları destekleyecek nitelikte olacağı açıklandı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise hazırlanan 100 milyar avroluk destekle üye ülkelerin vatandaşlarının zor duruma düşmemelerinin ve faaliyetleri durma noktasına gelen şirketlerin çalışanlarını işten çıkarmadan ayakta kalmaya devam edebilmelerinin amaçlandığını söyledi. Von der Leyen salgınla mücadele edilebilmek için “Marshall planı” benzeri bir ekonomik programa ihtiyaç duyulduğunu, üye devletlerin AB bütçesine daha fazla katkı yapması gerektiğini ifade etti. Von der Leyen'in bu çağrısı, “Avrupa’nın savunulması, iyileşmesi ve yeniden inşası için savaş dönemindeki ekonomi anlayışıyla hareket etmesi gerekiyor,” diyen İspanya Başbakanı Pedro Sánchez tarafından destek buldu. Diğer yandan İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkeler koronavirüs tahvilleri çıkartılarak faturanın ortak şekilde üstlenilmesini isterken Almanya ve Hollanda buna karşı çıkıyor. Bu sebeple ekonomik olarak görece kırılgan ve salgından daha kötü etkilenen ülkelerin vatandaşlarının Avrupa Birliği’ne olan güveni ve inancının azalması muhtemel. Bu krizin başarılı bir şekilde yönetilmesi ve üye ülkeler arasındaki ekonomik dayanışmanın artması ise, tam tersine, birliğe olan güveni tazeleyebilir.
- Politika: Kimi yorumlara göre salgınla mücadeleden istifade ederek süresiz olağanüstü hâl ilan eden Macaristan Başbakanı Viktor Orban gibi siyasiler, Avrupa Birliği’nin içinde dahi demokrasinin tehlike altında olduğunu kanıtlar nitelikte icraatlerde bulunuyor. Salgından hem insanî, hem de ekonomik olarak oldukça fazla etkilenen İtalya, İspanya ve Fransa'daki anketlerde aşırı sağın biraz daha güç kazanıyor olması, Avrupa Birliği’nin tehlikede olduğu yorumlarına da yol açıyor. Öte yandan, krizi yıllar sonra borçlanmak pahasına görece başarıyla yürüten Merkel Hükümeti Almanya’daki anketlerde yükselişe geçerken Sosyal Demokrat Parti, uzun bir aradan sonra ikinciliğe yerleşiyor; aşırı sağ ve sol düşüşte gözüküyor. Benzer şekilde İrlanda’da da kriz yönetimi beğeni toplayan AB yanlısı Leo Varadkar yönetimine son genel seçimin aksine destek artarken, aynı seçimde büyük başarı sağlayan popülist Sinn Fein ciddi oranda destek kaybediyor. Yani, salgını daha hafif şekilde atlatan ve yönetimini daha iyi yapabilen ülkelerde AB yanlısı partiler güç kazanırken, tam tersi senaryonun yaşandığı ülkelerde birliğin yeterince dayanışma göstermediği görüşü sonucu bir tepki de oluşuyor.
- Yol ayrımı: Yuval Noah Harari, çok ses getiren makalesinde insanlığın salgına karşı ya bölünmüş ulusal çabalarla ya da küresel bir dayanışmayla mücadele vereceğini söylüyor ve ikinci yöntemin benimsenmesinin başarıya giden yol olduğunu savunuyor. Avrupa Birliği’nin kaderi de bu yol ayrımında ülkelerin gitmeyi seçeceği yöne bağlı gibi duruyor. Kıtada dayanışmanın artması salgından önce de geleceği tartışmalı hâle gelen AB’ye can suyu olabilecekken aksi bir durum, AB’yi kolayca ve çokça yıpratabilir.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Wisconsin'de şahsi birincil oy süreci hazirana kadar ertelendi. Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson yoğun bakım ünitesine alındı. Japonya'da olağanüstü hâl ilan edilmesi bekleniyor.
07 Nis 2020

İLGİLİ OKUMALAR


