Devlet gelirleri
Günümüzün sorunlarından kıtlık ve göç, yaşayanların mekânsal organizasyonu da etkiliyor. Sadece bununla kalmıyor elbette, yeni sorunlar da peyda oluyor. Bu hafta, bunu İstanbul’un 16. yüzyıldan itibaren 20. yüzyıla dek yaşadıkları üzerinden özetleyelim:
- 17. ve 18. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu sanayileşemez. İlhan Tekeli’ye göre bunun sebepleri üç grupta toplanabilir: “Asya tipi üretim” tarzı, yani merkezi ve despotik kontrolleri; tarihte İbn-i Haldun’a kadar giden bir hipoteze göre devamlı olarak büyüyen imparatorluğun daha fazla asker gücüne ihtiyaç duyması ve bunun sistemi zayıflatması; coğrafi keşiflerle beraber başlayan sömürge sisteminin sermaye birikimini engellemesi. Bu gelişmeler 16. yüzyıldan itibaren devlet gelirlerinin düşmesine ve Celali İsyanları'nın başlamasına sebep olur.
- Nüfus ve mekân: Bir yandan Batı ülkeleriyle olan ilişkilerin gelişmesi İstanbul’un nüfus artışına etki eder. Günlük buğday tüketimine göre yapılan bir hesaplama, şehrin nüfusunun 17. yüzyılın sonunda bir milyonu geçtiğini gösterir. Ayrıca o dönem İstanbul’a gelen işsizlerin memleketlerine gönderilmeleri için bir ferman çıkartılır. Çünkü sanayileşmenin eksikliği işportacı dediğimiz mesleklere sebep olur. O dönem bu işi yapanlara tablakâr denir. Başka veriyle türlü bir vurgu yaparsak Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde şehrin bekar sakinlerinin 80.000’e yaklaştığı yazılır. Bekarlar, aynı zamanda işsiz ve düşük gelirli gruplar gibi bir gösterge olarak gecekondu benzeri yapıların sebebi olarak karşılanır.
- Kıtlık: Batının etkisiyle gerçekleşen büyüme, merkezi kontrolün azalmasına ve mahalle bazında kontrolün artmasına sebep olur, büyük şehirlerde de kıtlık ve tüketim maddelerinde eksikler görülür. Hatta 19. yüzyılda çıkartılan fermanlarla temel tüketim malzemelerinden biri olan odunun Karadeniz’den İstanbul’a 450.000 araba yükü kadar gönderilmesi istenir.
- Ulaşım: Demiryolu hattının uçlarında yer alan yerleşim yerleri gittikçe önem kazanırken 1740 yılındaki kapitülasyonlar ve 1838 yılındaki Baltalimanı Anlaşması ile liman şehirleri önem kazanır. Çünkü imparatorluk açık bir pazar görevi görür ve yerli üretim kısa zamanda hızla düşer. Bunu rakamlarla pekiştirmek gerekirse Islahı Sanayi Komisyonu rakamlarına göre İstanbul ve özellikle Üsküdar’daki kumaşçı tezgahları 40 yıl içinde 1750’den 25’e düşer. Bursa gibi tekstilin öne çıktığı şehirlerde bu rakam daha da sert bir düşüş yaşar. Bir yandan ticaret yolları değişirken ulaşım türünün de değişmesi büyük kayıplara sebep olur. İstanbul’un Anadolu şehirleri ile ilişkileri düzelemez: buğday bile Avrupa’dan ithal edilir, çünkü Anadolu’dan getirmekten daha ucuzdur. Küçük yerleşim yerlerinde yolların olmaması sebebiyle artan maliyet, 19. yüzyılda şehirde yaşanan kıtlığın bitiş süresini uzatır.
Kaynak:
Tekeli, İlhan. Türkiye'de Bölgesel Eşitsizlik ve Bölge Planlama Yazıları (2010). İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haziran ayının son öneri bülteni 🔂
Haftalık dinleme, izleme ve okuma önerileri barındırır, sizi İstanbul'da yaşayan biriyle tanıştırır. İhtiyaç halinde göz atın!
28 Haz 2020

İLGİLİ OKUMALAR


