İthaki Yayınları’ndan çıkan Charlie Campbell’ın Günah Keçisi
Güneş, bir yandan Kuzey Yarımküreye gösterdiği cömertliğini yavaş yavaş sonlandırırken günler de hissedilir bir biçimde kısalıyor. Birkaç gün sonra karşılayacağımız eylül, normal şartlarda yayınevlerinin daha fazla yeni kitabı okurla buluşturmaya başladığı bir dönem. Ancak hayatın her yönünü etkileyen pandemi kuşkusuz yayın dünyasını da etkiledi. Bu süreçte özellikle “çok satan yazarların” yeni kitapları konusunda sessizlik bir süre daha devam edecek gibi. Yine de hayat devam ediyor ve yeni kitaplar her şeye rağmen rafları şenlendiriyor. Son dönemde “Raftan” aldıklarımıza yavaş yavaş göz atmaya başlayalım. Yaz günlerine veda ederken kaleme alınan bu yazıya Erik Satie’nin notaları eşlik etti. Kim bilir belki okurken de bir tercih sebebi olur… dikkat çekici bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Suçu hep başkasında arama psikolojisinin üzerine giden Campbell, bu ruh hâlinin tarihsel yansımalarını kitabın sayfalarına taşıyor. Fransa’yı sarsan Alfred Dreyfus’un yargılanması sürecinden Orta Çağ’da Yahudilerin Avrupa’da yaşadıkları suçlama ve ayrımcılığın yanı sıra Roma döneminde Hristiyanların ya da Aydınlanma Çağı’nda düşünürlerin karşılaştığı suçlamalar akıcı bir anlatımla okura sunuluyor. “Önce suçlama vardı.” diye başlıyor kitabına Campbell ve Adem’in Havva’yı suçlamasından günümüz komplolarına doğru bir yolculuk başlıyor. Kitabı okuduktan sonra en azından bir süreliğine de olsa başkalarını suçlamaktan kaçınmak geleceğe dair iyi bir başlangıç olacaktır.
Deniz, kum ve güneşten oluşan tatil konseptinin sonlarına yaklaşırken perspektifimizi genişletmeye; Ege ve Akdeniz kıyılarının sahip olduğu tarihî zenginlikleri görmek için iklim bakımından en elverişli dönem başlarken elbette bir rehbere ihtiyaç var. Çağın önemli tarihçilerinden biri olan ve Türkiye’ye dair de pek çok kitap yazan John Freely’nin Türkiye’nin Batı Kıyıları adını taşıyan kapsamlı çalışması bu konuda iyi bir rehber olarak karşımıza çıkıyor. Doğan Kitap etiketiyle raflardaki yerini alan kitap, John Freely’nin Ege kıyılarında yaptığı gezilerde ziyaret ettiği arkeolojik alanlar hakkında bilgiler ve bu coğrafyanın mitolojik öykülerini içermesi bakımından önemli bir zenginliğe sahip.
Sırada fotoğraflar, çizimler ve modellemelerden oluşan bir çalışma var. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nın okurla buluşturduğu Çölün Gelini Palmira, IŞİD tarafından büyük zarar gören Palmira Antik Kenti’ne dair Türkçedeki en kapsamlı çalışmalardan biri olmaya aday. Minna Silver, Gabriele Fangi ve Ahmet Denker’in ortak çalışmasının ürünü olan kitap, kent halkına ithaf edilmiş. Kitabın sayfalarını karıştırırken 2015 yılında işkence görmesine rağmen Palmira Antik Kenti’ne ait buluntuların yerine söylemeyen ve bu yüzden IŞİD tarafından öldürülen arkeolog Halid Esad’ı da mutlaka anmak gerek. Antik Çağ’ın bu görkemli kentine dair zengin görsellerin de yer aldığı bu kitap, günün birinde “çölün gelinine” gidecek olanlar için harika bir rehber.

Kaynak: Reuters
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bon Iver'den önce Justin Vernon, pandemiden sonra Berghain, Tenet'ten önce Christopher Nolan, müzeden sonra Sarah Davachi
28 Ağu 2020

İLGİLİ OKUMALAR


