Farklı olmayı seçenler
Kuklalar, sanal gerçeklik ve heykeller moda sahnesinde. Yarının modası yüzlerce yıllık kalıpların dışına çıkmayı başarabilecek mi?
Yaratıcılığın sınırlarını zorlayan bir moda haftasını geride bıraktı Milano. Şehirde gerçekleşen son moda haftasının ardından Covid-19 vakalarının patlamasıyla ülke kendini bir kaosun içinde bulmuştu. Yakın geçmişe rağmen bildiğinden şaşmayarak -dürüst olalım biraz da kolaya kaçarak- geleneksel defilelerle yola devam eden markalar bu moda haftasında belki biraz daha tedbirliydi ama dünyanın değişim çağrısını ne kadar iyi işitmişlerdi? Eylül ayı boyunca, dünyanın güncel gereksinimlerine uyum sağlamak adına formüle edilen dijital ya da phygital (physical+digital) defile ve sunumların ötesinde kendine has bir formatla ortaya çıkan markalara iki marka daha katıldı. Biri tasarımlarını bir kukla gösterisiyle tanıttı, diğeri ise bilinmedik bir evrenin kapılarını araladı.
Cesur hareketler: Önceki yıllarda da defileler farklı konsept ve set tasarımıyla izleyicilerini şaşırttı. Ancak şovların özü benzerdi; sadece koleksiyonların sunulduğu atmosfer ve seyircilerin konumlandırılışı değişiyordu. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi ise daha yaratıcı formatlara gereksinim duyuyor. Bu yönde bir değişim ve dönüşümü tetiklemek, denenmemişi denemek ise her markaya göre değil.
Moschino’nun kuklaları: Modayı özgün ele alış şekliyle nam salmış Jeremy Scott, oyuncu tasarım dilini bu kez koleksiyonundansa formatın kendisine aktardı. Tasarımcı, Moschino’nun 40 parçadan oluşan 2021 İlkbahar/Yaz koleksiyonun sergilendiği “özel” gösterimi, moda haftası dâhilinde paylaştı. Muppets ve Susam Sokağı gibi unutulmaz kukla şovlarının arkasındaki stüdyoyla iş birliğine giden markanın, aralarında Anna Wintour’un yer aldığı davetlililerinin tamamı kuklaydı.

2021 İlkbahar/Yaz
Théâtre de la Mode: Üzerlerine göre dikilmiş tasarımlarıyla salınan ve poz veren kukla modeller ise atalarını aratmıyordu. Hangi atalar derseniz; Scott bu defile için ilhamını 1945-1946 yıllarında Fransa’nın savaş sonrası yoksulluk sebebiyle kazanç sağlamak üzere düzenlediği, dünyayı dolaşan sergisi Théâtre de la Mode’dan, dönemin en önemli moda tasarımcılarının imzasını taşıyan parçaları sergileyen bebeklerden alıyor. Kariyerinin bir noktasında, The Muppet Show’daki Miss Piggy’ye özel bir tasarım yapan Scott, kendisinin de dediği gibi gerçek bir kukla gösterisi hayranı.
Sınır mı? Biz göremiyoruz: Uzaydasınız ve karşınıza son derece eksantrik şekle sahip bir gezegen çıkıyor. Yaklaşıyorsunuz, gün batımının en nefis anında, devasa ve haşmetli bir yapının içerisinde buluyorsunuz kendinizi. Ön sıralar dolu, defile başlıyor; işler daha da heyecanlı bir hâl alıyor. GCDS’nin evrenindesiniz, uzun hâliyle God Can not Destroy Streetwear, son zamanların dikkat çeken sokak giyim markalarından. Marka, 2021 İlkbahar/Yaz koleksiyonunun sunumunda ise artırılmış gerçekliği maksimum seviyede kullanıyor. Yine tanıdık simalar görüyoruz davetliler arasında; Chiara Ferragni, Dua Lipa bunlardan sadece ikisi, sandalyelerde kendileri değil avatar’ları. Bu enteresan evrene biraz alıştıktan sonra çekim açıları ve müzik seçimleri de sizi içine çekiyor ve defile, modayla ilgilenmeyen birinin dahi ilgisini çekmeyi başarıyor.

Neden önemli? Bize göre yarının moda anlayışı da tam olarak bu çizgide seyretmeli; moda, kendi sektörünün ötesine geçmeli, yenilikçi tavrıyla ilham vermeli, mesajını en özgün şekilde duyurmalı, daha fazla yaratıcılığı, daha fazla duyarlılığı tetiklemeli.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Moda sektörü, gerçekleri söylemeye ve değişmeye cüret ediyor mu? Eşit temsiliyet, sürdürülebilirlik, hayvan hakları, etik üretim ve moda haftası gelişmelerine bakıyoruz.
04 Eki 2020

İLGİLİ OKUMALAR


