Serkan Ocak
Sevgili İstanbullular sporu ve sporcuyu niye sevmiyorsunuz?
Sporla arası mesafeli bir toplum olduğumuz malum. Peki kendimiz yapmadığımız gibi yapanı baltalama huyumuz nasıl olacak? kendi maraton deneyimlerinden yola çıkarak İstanbullulara biraz da sitemle sesleniyor.
Sanırım ilk seyirciyi Eminönü civarında gördüm. Aslında onlar da yolun karşısına geçemediği için mecburen pembe tişörtleri ile koşan kalabalığa bakıyordu. Birinin alkışlı tezahüratını duyar gibi oldum. Tam krampa karşı magnezyum haplarımı almak üzere yürümeye dönmüştüm ki kenardan bir sataşma geldi: “Hah al işte şişti bi tanesi daha.” Eminönü’ndeki alt geçidinden Unkapanı’na doğru koşmaya devam ettim. Önümdeki orta yaş üstü koşucuya ise kenardan biri seslendi. “Sonunda gelebildin!” “Arkadaşıdır, şaka yapıyordur.” diye düşünürken, önümdeki abi “Terbiyesizlik yapma, terbiyesiz…” diye çıkışmasın mı? Anlam veremediğim bir diyalogdur olur öyle derken Unkapanı Köprüsü’ne gelmeden yine bir kendini bilmez sırıta sırıta “Sizden önce geçen olmadı” diyerek aklı sıra Kemal Sunal’a gönderme yapıyordu. Sonuçta maratondan aklında en çok ne kaldı derseniz, seyircilerimizin spora ve sporcuya bir alay malzemesi olarak bakmaktan ısrarla vazgeçmeyen halleri kaldı derim. Hâlâ sormadan edemiyorum: Siz niye böylesiniz sevgili seyirciler? Şurada güzel bir şey yapmaya çalışıyoruz kendi hâlimizde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günaydın! Bugün İstanbul yağmurlu ve yorgun. Gündemimizde çöpün yolculuğu, eve yürüyüş, İstanbul'u konuşan filmler var.
18 Eki 2020

İLGİLİ OKUMALAR


