5G teknolojisi ve Avrupa’nın dijital ajandası

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Beşinci nesil telekomünikasyon sistemlerinin (5G) yakın gelecekte dijital dünyayı ve eğitim, sağlık, altyapı hizmetleri, tıp gibi alanlarda sunulacak hizmetleri dönüştüreceği bekleniyor.
- 5G teknolojisiyle yalnızca akıllı telefonlarda değil hayatın her alanında hızlı bir internet erişimine ve dahası yeni uygulamalara sahip olunması bekleniyor. Bu teknolojinin getireceği yeniliklerde öncü olmak ve bir oyun kurucu olarak dijital düzenlemeleri yapabilmek de uluslararası politikanın önemli bir gündem maddesi hâline geldi. Özellikle Trump yönetiminin Çin merkezli 5G altyapı geliştiricisi Huawei’ye açtığı savaş, uluslararası aktörlerin yeni pazarlarda yeni kurallara göre hareket etmeye başladığının bir göstergesi.
- Avrupa Birliği de yeni dijital düzende önemli bir rol üstlenmek isteyen ve kendi standartlarını kendi bildiği yöntemlerle oluşturmaya çalışan aktörlerden biri. AB Komisyonu, Birliğin dijital geleceğini şekillendirmek üzere oluşturduğu politikasında, 5G teknolojisinin gelecek on yılda dijital ekonomiyi ve toplumu şekillendirecek kritik bir yapı taşı olacağını öngörüyor. Roma merkezli Uluslararası İlişkiler Enstitüsü direktörü ve AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Joseph Borrell’in özel danışmanı olan Nathalie Tocci; AB’nin 21. yüzyılda önemli bir aktör olabilmesi için dijital dünyada kural koyucu ve kural düzenleyici konumda olmasının şart olduğunu belirtiyor. 1963’ten bu yana düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nın 2020 raporunda; AB’nin 5G teknolojisi üzerine yürüttüğü tartışmaların, olası bir ABD – Çin eksenli iki kutuplu dünya riskine karşın bir tepki olduğu ortaya konuldu. Henüz 5G altyapısı tüm dünyada tamamlanmamışken politik tartışmaların yükselmesi, analog güç mücadelelerinin yerini dijital güç mücadelesinin aldığını ve meselenin uluslararası aktörler tarafından bir güvenlik meselesi olarak ele alındığını gösteriyor.
- 5G’nin gelişim süreci: 5G teknolojisi, dünya üzerinde kurulan uçtan uca haberleşme sisteminin beşinci kez değiştirilmesi anlamına geliyor. Dördüncü nesil telekomünikasyon hizmetinin yaklaşık 10-20 katı kadar veri iletim hızı sağlayan 5G teknolojisinin prototip testleri ilk olarak Kasım 2016’da Çin’de başarıyla tamamlandı. Teknolojinin geliştirilmesi sürecinde, AB Ufuk 2020 (Horizon 2020) programı çerçevesinde Japonya, Güney Kore ve Çin’e toplam 700 milyon avroluk yatırım desteği sağladı. AR-GE süreci boyunca bütün beklentiler 2022 yılında 5G teknolojisinin dünya çapında yaygınlaşmasını sağlamak yönündeydi.
- 5G’ye geçen ülkeler: Dünyada uçtan uca 5G teknolojisi üreten beş firma bulunuyor. Bu firmalardan Huawei ve ZTE Çin merkezli üreticiler. İsveç menşeli Ericsson, Finlandiya menşeli Nokia ve Güney Kore menşeli Samsung, Çin merkezli üreticileri takip etse de Huawei - ABD kısıtlamalarına rağmen- sektörde lider konumunda bulunuyor. Şimdiye kadar 5G teknolojisine geçtiklerini duyuran ülkelerde bile ülke çapında değil, şehir şehir altyapı verilerine ulaşılabiliyor. ABD, Çin, Güney Kore ve Japonya 5G teknolojisinde başı çekerken Avrupa çapında Finlandiya, Fransa, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerin altyapılarını tamamladıkları ancak ticari olarak servislerini yaygınlaştırmadıkları biliniyor. Teknoloji, Birleşik Krallık ve yedi AB ülkesinde (İspanya, İtalya, İrlanda Cumhuriyeti, Çekya, İsveç, Estonya ve Romanya) hazır ve çalışır durumda. Yine bu ülkelerde de tüm servislerin tamamlanmasının 2021 sonunu bulacağı tahmin ediliyor.
- Tepkiler: 5G teknolojisi bazı ülkeler tarafından isteksizlikle karşılandı ve altyapı süreci ticaret savaşlarının bir cephesi hâline geldi. Fransa Huawei ile yaptığı altyapı anlaşmasının lisansını yenilemezken AB Komisyonu, üye ülkeleri “yüksek riskli tedarikçilere” karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. 5G’ye olumsuz bakan uzmanlar özellikle siber güvenlik sorununa dikkat çekiyor. Türkiye ise 5G teknolojisine ancak yerli bir altyapı oluşturduktan sonra geçme taraftarı.
- AB’nin 5G Aksiyon Planı: AB’nin dijital stratejisi dört ana gündemden oluşuyor: İnsanların faydasını artıracak teknolojiler oluşturmak, adil ve rekabetçi bir dijital ekonomi, demokratik ve sürdürülebilir bir dijital ekonomi ve küresel bir dijital aktör olmak. Belirtilen gündemleri yakalayabilmenin önemli bileşenlerinden biri de 5G altyapısını kurmak ve dijital düzenlemelerde söz sahibi olmaktan geçiyor. Bu nedenle AB, 5G Aksiyon Planı’nda AB ülkelerinin 5G’ye geçiş sürecinde tabi olacağı standartları belirledi ve Birlik için Dijital Tek Pazar’ın hedeflendiğini ilan etti. Öte yandan Birliğin yabancı altyapılara ihtiyaç duymadan kendisini temsil eden bir markayla teknoloji oluşturamaması küresel rekabetteki konumunu zayıflatıyor.
- Birleşik Krallık'tan 5G hamlesi: Yıl sonunda AB’den tamamen ayrılmaya hazırlanan Birleşik Krallık, Demokratik Onlu (D10) adlı bir girişime öncülük ederek Çin’e bağımlı olmayan bir tedarik ve altyapı kulübü oluşturdu. G7 ülkelerinin yanı sıra Avustralya, Güney Kore ve Hindistan’ın dahil olduğu D10 girişimi; Çin medyası tarafından “anti-Çin propagandası” ve “Soğuk Savaş Söylemi” olarak değerlendirildi.
- Sonuç: AB küresel bir güç olma hedefi çerçevesinde teknolojik gelişmeleri yakalamaya büyük bir önem veriyor. Gelecekte ekonomik rekabetlerin teknoloji üzerinden ilerleyeceği düşünüldüğünde, AB’nin uzun vadeli planlarına dijital dönüşümü ve 5G teknolojisini eklemesinin bir zorunluluk olduğu görülüyor. AB’nin ekonomik birlik – siyasi birlik ikileminden kurtulup tam anlamıyla entegrasyon sağlayabilmesi için dijital ekonomi de dahil olmak üzere tüm alanlarda öncü olması gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu bültende AB'nin 5G teknolojisine yaklaşımını, İsrail'deki protestoları ve Suriyeli sığınmacılarla ilgili doğru bilinen yanlışları konu alıyoruz.
27 Ağu 2020

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.

Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’nin 41 sayfalık parti programının ekonomi bölümünde, Özel’in meydanlarda sıklıkla kullandığı “Bu kara düzeni değiştireceğiz” ifadesi tekrar tekrar yer bulurken, ekonomi politikalarının temelinin “kalkınmacı devlet” üzerine kurulduğu görüldü. Yeni Parti programında planlı kalkınma, bağımsız Merkez Bankası, vergi reformu, sosyal adalet, Hazine garantili projeler, enflasyonla mücadele ve kamuda israf gibi konuları merkezine alıyor.

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.




