Verimli ve etik tedarik zincirleri

Polestar
Kaynak: The Next Web

Blok zinciri teknolojisini her ne kadar hayatımızda ağırlıklı olarak kripto para çerçevesinde duysak da, bir yandan biliyoruz ki teknolojinin pek çok farklı alanında da kullanım potansiyeli bulunuyor.

İsveç merkezli elektrikli otomobil üreticisi Polestar, blok zinciri teknolojisini batarya üretim süreçlerinde hem etik olmayan bazı süreçlerin önüne geçmek hem de tedarik zincirinin verimliliğini artırmak için kullanmayı hedefliyor. Geçtiğimiz yıl yayımlanan bir rapor, sadece Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaklaşık 35 bin çocuk işçinin batarya üretiminde çok kritik bir rolü bulunan kobalt için madenlerde çalıştırıldığını oraya koyuyor. Polestar öncelikle tedarik zinciri süreçlerini ve zincire dahil olan her bir kişi veya grubu blok zinciri üzerinden kayıt altına alarak daimî olarak gözetlemeyi ve olası çocuk ile insan hakları ihlallerinin önüne geçmeyi planlıyor.

Şirket ikinci olarak ise üretim için çıkarılan kobaltın merkezi, çevre için gözetim zinciri ve hacmi gibi verileri takip etmeyi öngörüyor. Bu sayede tedarik zincirinin OECD standartlarına uygunluğu sürekli olarak gözetilirken çıkarılan ham maddenin de üretime uygunluğu kontrol edilerek anlık olarak verimi artıracak kararlar verilebilecek.

"Tam bir Z jenerasyonu sinerjisi"

TikTok uygulamasından bir kesit.
Kaynak: New York Times

Toplulukların sosyal medya platformlarında bir araya gelerek dijital topluluklar oluşturması yeni bir fenomen değil. Bu süreç diğer platformlarda olduğu gibi TikTok’ta da, özellikle Z jenerasyonu için farklı biçimlerde oluşuyor.

Ballet TikTok, bale dansçılarının bir araya geldikleri ve hem birbirleriyle hem de diğer kullanıcılarla paylaşımlar yaptıkları bir dijital topluluk. Fakat New York Times’ın incelemesine göre bu topluluk bale dansçıları için daha fazlasını ifade ediyor. Gerçek hayatlarında bu rolü daha sıkı üzerine geçirmek ve disipline karşı belli bir ciddiyeti korumak zorunda olan genç bale dansçıları; TikTok’ta ise disiplinlerinin anlamlı olmadığı veya abartı olduğunu düşündükleri noktalar için meme’ler hazırlıyor, bazı kalıplar üzerinde sohbet ederek ortak bir çözüm yolu arıyor veya dertleşiyor.

Toplulukta “Ballet TikTok’un annesi” olarak tanımlanan 25 yaşındaki Lane; baleyi ciddi bir sanat, korkutucu bir yer ve komik bir etkileşim olarak tanımlayarak disiplinin icracılarının ortak zorlukları veya komik buldukları yerleri ön plana çıkartarak korkutuculuğunu kırmaya çalışıyor. Topluluğun bir başka üyesi Yazmine Akamine ise gündelik hayatta benzer meseleleri karşılıklı konuşacak kişileri bulmanın her zaman kolay olmadığı ve bu tarz dijital topluluklardaki diyalogların sorunların kişiye özgü olmadığını ortaya çıkardığını belirterek bu durumu "gündelik hayatın sorunlarıyla mücadele etmek için tam bir Z jenerasyonu aktivitesi" olarak tanımlıyor.

Karbon nötr değil, karbon negatif

Christina Animashaun illüstrasyonu
Kaynak: Vox

Tesla güncellemeleri, Bitcoin, Dogecoin ve SpaceX’in insanlı uzay görevi derken Elon Musk’tan yeni bir inisiyatif daha geldi: X Prize Foundation yarışması.

Musk’ın 100 milyon dolar bütçe ayırdığı yarışma, küresel çapta bütün katılımcılara açık olarak karbon azaltma teknolojileri geliştirmeye odaklanıyor. X Prize Foundation, yarışmacıların havadaki veya denizdeki karbondioksiti çekerek kalıcı olarak “kilitleyeceği” veya yok edeceği bir teknoloji geliştirmelerini bekliyor. Yani kısacası, geleneksel olarak ağaç dikmek havadaki karbonu temizlemek için bir yöntemken bundan daha verimli ve gelişmiş çözümler üzerine odaklanılıyor.

Musk’ın bu konuda yalnız olmadığını ve “negatif karbon” kavramının gittikçe “popülerleştiğini” ise farklı şirketlerden gelen hamlelerle gözlemlemek mümkün. Örneğin Microsoft, geçtiğimiz yıl 2050’ye kadar 1975’ten itibaren sebep olduğu karbon salımını tamamen negatife çevirmeyi hedeflediğini açıkladı. Diğer yandan dijital ödeme altyapısı Stripe ise yine geçtiğimiz yıl kullanıcılarına yatırımlarının veya ödemelerinin belli bir bölümünü karbon yakalama projelerine yönlendirme seçeceği sundu.

Belki de artık karbon nötr kavramının da modası geçiyordur, kim bilir?

"Lütfen gözetlemeyi bırak"

Soohee Cho illüstrasyonu
İllüstrasyon: Soohee Cho

Geçtiğimiz yılın en çok tartışılan uygulamalarından biri olan Clearview AI, bünyesinde farklı sosyal medya hesaplarından çekilmiş yaklaşık 3 milyar görsel barındırıyor ve bu görselleri yüz tanıma algoritmalarında kullanarak özellikle kolluk kuvvetlerine geniş bir gözetim ağı altyapısı sunuyor. Şirketin tartışmalarının odağında olmasının temel nedeni de bu.

Kanada Veri Gizliliği Komisyonu ise bu hafta yaptığı açıklamayla Clearview’u açıkça yasa dışı bir iş yapmakla suçluyor. Komisyon sözcüsü Daniel Therrien, şirketin bu tutumunun topluma geniş ölçüde zarar verdiğini ve insanları daimî olarak kolluk kuvvetlerinin “gözü önüne attığını” belirtiyor. Fakat Clearview’un Kanada yasalarına herhangi bir aidiyeti bulunmaması ve veri tabanındaki görselleri kullanıcıların izni olmadan çekebiliyor oluşu, komisyonu herhangi bir hukuksal önlem almaktan alıkoyuyor.

Şirketin geçtiğimiz yıldan itibaren kamuoyundan aldığı geniş ölçekli tepkilere rağmen çeşitli ülkelerde kolluk kuvvetleri veya özel birimler tarafından gittikçe artan kullanımının ardından, ki algoritmanın çoğunluğu ABD sınırları içinde olmak üzere çeşitli ülkelerde yaklaşık 2,400 müşterisi bulunuyor, bir devletten gelen böyle bir açıklama; ilerleyen yılarda devletlerin kendi vatandaşları üzerindeki gözetim pratiklerinde büyük farklılıklar olabileceğini gösteriyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

👁️‍🗨️ Yeni Twitter, aynı Clearview AI

Abonelik yöntemiyle iş modelini geliştiren Twitter, artık gözetlememesi rica edilen Clearview AI ve yapay zekâyı kurtaran Buda

11 Şub 2021

Bitpanda ile birlikte
Restofworld

İLGİLİ OKUMALAR