Hem karşısında hem yanında
Kaynak: Financial Times
Big Tech dediğimizde aklımıza gelen ilk şirketler, gerçekten bu kavramı ortaya çıkaran Amazon, Facebook, Apple, Microsoft ve Google oluyor. Bu şirketler olağanüstü donanım, yazılım ve dijital servis hizmetleriyle yeri geldiğinde birbirinden oldukça farklı ama bir o kadar da geniş bir spektrumda faaliyet gösteriyor. Doğal olarak birbirlerinin alanlarına da giriyorlar. Ancak bazı noktalarda ise beklenmedik şekillerde birlikte çalışabiliyorlar çünkü böylesi onlar için çok daha faydalı.
The Wall Street Journal hazırladığı interaktif grafiğiyle, Big Tech şirketlerinin hangi noktalarda birlikte hareket ettiklerini, hangi noktalarda birbirlerine karşı hareket etmeye çalıştıklarını analiz ediyor.
İlk olarak, özellikle pandemiyle birlikte önemi daha hızlı bir biçimde artan bulut yazılım alanına bakalım. Burada lider Amazon'un Amazon Web Service (AWS) platformu. Microsoft ve Google ise bu alana ciddi yatırımlar yaparak pastadan daha büyük pay kapmak istiyor. Facebook ve Apple bu mücadelenin içinde bulunmasa da Apple, iCloud servisi üzerinden elde ettiği verilerin bir bölümünü AWS ve Google Cloud’da yedekliyor.
Dijital reklamda ise lider olan iki şirket Facebook ve Google. Amazon ve Microsoft’un bu alanlarda görece çok daha küçük faaliyetleri bulunuyor. Amazon, DSP adlı hizmetiyle reklam verenlerin hem Amazon içinde hem de farklı platformlarda multimedya altyapıları destekleyen reklam alanları almalarını sağlıyor.
Video oyunları alanındaki rekabet de biraz karmaşık. Bu şirketin tamamı video oyun ve bulut oyun altyapılarına çok ciddi para yatırmış durumdalar. Bu alanda yeri geldiğinde birlikte, yeri geldiğinde ise birbirlerinin karşısında hareket ediyorlar. Örneğin, Apple Arcade adında bir video oyun abonelik platformu bulunan Apple; App Store üzerinden Facebook, Google ve Microsoft’un bulut oyun altyapılarına belirli kısıtlamalar getirebiliyor. Diğer yandan Google ve Amazon, birbirlerinin oyun platformlarını, yine birbirlerinin geliştirdikleri donanımlarla entegre hâle getirmek üzerine çalışıyor.
İnsanlar ve robotlar
Kaynak: The Wall Street Journal
MIT Media Lab’de araştırma görevlisi olarak çalışan Kate Darling, bir süredir insan ve robotların duygusal ilişkileri üzerine yoğunlaşıyor. Robotların yavaş yavaş ev, ofis veya süpermarket gibi ortak alanlara girmeye başladığı 2020’lerle birlikte Darling, insan-robot ilişkisine dair bazı yorumlarda bulunuyor.
Darling'e göre robotlara nasıl davrandığımız, diğer insanlara nasıl davrandığımızla da ilişki içinde olma potansiyeli taşıyor. Belli bir işlem kapasitesinin üzerinde olan bir robota kötü davranmak insanlarda iletişim ve ilişki içinde olduğu diğer canlılara yönelik de kötü alışkanlıklar geliştirebiliyor.
Darling ikinci olarak robotların birebir insan-insan iletişiminin yerini alamayacağına fakat bazı durumlarda uygulanan hayvan terapisinde hayvanların yerini alabileceğine, terapi alan kişiyle duygusal bir ilişki kurabileceğine ve psikolojik olarak besleyici olabileceğine inanıyor.
Daha kritik bir nokta ise, ABD’de Stop & Shop adlı bir market zincirinde bir süredir faaliyette olan Marty gibi yarı insansı robotlar ve etraflarındaki insanlarla olan ilişkilerinde yatıyor. Marty, çalıştığı süpermarketin koridorlarında dolaşarak envanteri kontrol etmekle görevli bir robot. Fakat Marty her ne kadar gerçek bir insan boyutunda olsa ve bir çift göze sahip olsa da, mağaza müşterileri Marty’i pek sevmiyor gibi gözüküyor. Darling, bunun sebebinin, robotun her ne kadar bazı fiziksel özellikleriyle bir insana benzetilmeye çalışılsa da, yeterli sosyal beceriyi gösterememesi olduğunu düşünüyor. Burada karşımıza bir ikilem çıkıyor.
Darling, insanların bulunduğu ortamlar için geliştirilen robotların insanlara benzetilmeye çalışılmasının doğru olmadığını, orta ve uzun vadede bir insanın bütün duygusal ve sosyal dinamiklerini göz önünde bulundurduğumuzda böyle bir şeyin mümkün olmadığını belirtiyor. Fiziksel olarak insana benzeyen robotlar yerine, Apple’ın Siri’si veya Amazon’un Alexa’sı gibi herhangi bir fiziksel varlık taşımayan ancak her geçen gün daha “sosyal” olabilen robotların, geleceğin insan-robot etkileşiminde çok daha önemli bir yeri bulunuyor.
Ülke çapında erişilebilirlik
Kaynak: The New York Times
İnternetin küresel çapta kolay ve ucuz bir şekilde erişilebilir bir altyapı servisi olması gereği, pandeminin "uzaktan yakalama” koşullarıyla önemini biraz daha gösterdi. Bu dönemde seçilen ve görevine başlayan ABD Başkanı Joe Biden’ın kendi ülkesi için bir planı var.
Biden, toplamda 2 trilyon dolarlık altyapı bütçesinden 100 milyar dolarlık bir bölümü; ülkedeki internet altyapısının genişlemesi, daha kolay erişilebilmesi ve daha hesaplı olmasına adamayı öngörüyor. Proje, özellikle kırsal bölgelerde internete erişimin kente göre daha pahalı ve zor olmasını da göz önünde bulundurarak bütün ABD vatandaşlarının yaşadıkları yerden sorunsuzca çalışabilmesi, sağlık hizmetleri alabilmesi ve uzaktan eğitimini sürdürebilmesini sağlamayı hedefliyor.
2020’lerle birlikte artık zorunlu bir çıktısı olma potansiyeli taşıyan sürecin yine de bazı soru işaretleri bulunuyor. New York Times yazarı Cecilia Kang’e göre proje her ne kadar önceliğini belediyelere ve kâr amacı gütmeyen organizasyonlara veriyor olsa da, inşa ve kurulum sürecinde özel şirketlerin böyle bir operasyona sıcak yaklaşmama ihtimalleri sorun veya aksama yaratabilir. Kang, bu duruma örnek olarak 1920’lerdeki elektrik altyapısı inşası sırasında özel şirketlerin nüfus olarak yoğun olmayan bölgelere bu altyapıyı taşıma isteksizliğini gösteriyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İnsanlar için oluşturulmuş hisse senedi piyasası, Twitter kopyası sosyal platform BitClout
08 Nis 2021

İLGİLİ OKUMALAR


