Koltuk krizinden aktörlük krizine: Sofagate


Ata Yatırım, ilk yatırımlarınızdan itibaren yanınızda
Geçtiğimiz yıl pandemiyle büyük bir çalkantı yaşayan küresel piyasalar, merkez bankalarının para politikalarındaki gevşeme hamleleri ve açıklanan ekonomik teşvik paketleriyle toparlanma eğilimi gösterdi. Bu durum, beraberinde başka bir…
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
AB Liderleri Charles Michel ve Ursula von der Leyen, 7 Nisan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a diplomatik ziyarette bulundu. Ziyaretin amacı uzun zamandır masada olan pozitif gündemi canlandırmaktı. Hatırlanacağı üzere 25 – 26 Mart tarihlerinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde, özellikle göç yönetiminde iş birliğine dayanan bir dizi ekonomik ve sosyal teşvikler açıklanmıştı. Hemen ardından Brüksel’in Ankara’yı ziyaret edeceğini duyurmasıyla iki tarafın da ilişkilerin düzeltilmesi yönünde çabalayacakları yönünde sinyaller verildi. Protokol sırasında von der Leyen’ın Erdoğan ve Michel ile eş statüde oturmaması ise ziyaretin amacını gölgeledi. Bir haftadır devam eden tartışmalar, AB’nin kendi dinamiklerini sorgulayan nitelikte.
• Birliğin işleyişi: Avrupa Birliği’nin kendine özgü (sui generis) yapısı uluslararası politika çalışan uzmanlar açısından önemli bir tartışma konusu olagelmiştir. AB’nin nasıl bir “aktör” olarak tanımlanacağı sorunu, tartışmaların ana eksenlerinden biri olarak konumlanıyor. Dış politika ve AB uzmanları uzun süre Henry Kissinger’ın “Avrupa’yı aramak istediğimde kimi arayacağım?” sorusundan hareketle AB’yi tanımlamaya çalışıyor. Zira aktörlük; dış politikada muhatap arayan, tek bir lideri ve dış politika vizyonunu görme teamülünü geliştiren devletler için önemli bir sorun olarak düşünülüyor. Öte yandan birliği oluşturan üyelerin çıkarlarının çatışması durumu da aktörlüğün sınırlarını çizme ihtiyacını doğuruyor.
- Birlik aktörlük sorununu çözmek üzere yeni bir anayasa oluşturmayı hedeflese de girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. 2010 yılında yürürlüğe giren Lizbon Anlaşması ile AB’nin iç ve dış politikası için sınırları belli bir çerçeve oluşturuldu. Kurucu anlaşmalarla belirlenen Konsey, Komisyon ve Parlamento’ya yeni roller verildi. Ayrıca anlaşma çerçevesinde kurulan Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği ve Avrupa Dış İlişkiler Birimleri’yle birliğin diplomatik temsilcileri; bütün birimlerin ortak amacı ise “Birliğin çıkarlarını korumak ve temsil etmek” olarak belirlendi.
- AB’nin kurumsal işleyişine göre; Avrupa Konseyi (European Council) devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren, birliğin genel siyasi ilkelerinin belirlendiği kuruluş. Michel AB Konseyi Başkanı sıfatıyla 27 üye ülkeyi, von der Leyen da Avrupa yönetiminin yürütme kolu olan AB Komisyonu'nu temsil ediyor. Her iki lider de başkan sıfatıyla eş statüde bulunuyor. Koltuk skandalının çıkış noktası; Michel’in ekibinin AB Konseyi Başkanı'nı cumhurbaşkanı, AB Komisyonu Başkanı'nı da başbakan statüsünde anması olarak görülüyor. Olayın ilk günlerinden bu yana Ankara yaşanan durumun bir protokol kazası olduğunun altını çiziyor. Protokolden önce koltuk düzeni konusunda von der Leyen ekibinin yorum yapmadığı, düzenlemeleri Michel’in ekibinin gerçekleştirdiği biliniyor.
- Skandalın arka planı: Koltuk "Skandalı"nın arka planında, Komisyon ve Konsey başkanlarının farklı dış politika anlayışlarının ve “AB’nin yüzü olma yarışlarının” etkili olduğu savunuluyor. Almanya merkezli Der Spiegel gazetesine göre Michel, Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaktan daha fazlasını hedefliyor. Von der Leyen ise ticaret ve düzenleyici gücüyle dünyayı gölgede bırakan bir jeopolitik komisyona liderlik etmeyi planlıyor.
- İkili arasındaki görüş farklılığı eylül ayından bu yana kamuoyuna yansıyor. 16 Eylül’de yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında AB’nin uluslararası konumunu güçlendirmek için hedeflerini sıralayan von der Leyen “oy birliği ilkesinin gevşetilmesi” sinyalini vermişti. Michel ise oy birliğinin bazı durumlarda zorunlu olduğunu ve üye ülkeler arasında müzakereyi teşvik ettiğini savunarak bu karardan vazgeçilmeyeceğinin altını çizmişti.
• Avrupa’dan tepkiler: AB’nin uluslararası imajı açısından "büyük bir leke" olarak görülen olayın ardından, Michel’in istifası yönünde istekler yükselmeye başladı. Kadın dernekleri, Michel’in von der Leyen’ı küçük düşüren cinsiyetçi tutumu nedeniyle imza kampanyası başlattı ve beş bin imza topladı. İtalya Başbakanı Mario Draghi, sorumluluğun Türkiye’ye ait olduğunu belirterek yaşanandan Erdoğan’ı sorumlu tuttu. Avrupa Parlamentosu Üyesi Iratxe García Pérez, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden de çıktığını hatırlatarak von der Leyen’a karşı takınılan tutumu kınadı. Michel ise "olanlar için çok üzgün olduğunu, o zamandan beri geceleri uykularının kaçtığını, sorumluluğun kendisine ait olan kısmını kabul ettiğini" belirtti.
• Bir daha izin verilmeyecek: Michel ve von der Leyen krizden sonra ilk defa 12 Nisan’da bir araya geldi. İki saat süren görüşme sonunda krizin değerlendirildiği ve von der Leyen’ın benzer bir durumun yaşanmaması için Michel’i açıkça uyardığı açıklandı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'de iki haftalık kısmi kapanma dönemi başlıyor. Çin'den gelen gümrük verileri küresel ekonomik toparlanma sürecinin olumlu seyrettiğine işaret etti. Afganistan barış görüşmelerinin tarihi belli oldu.
14 Nis 2021

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Türkiye’de kız çocuklarının eğitime erişiminde son 20 yılda önemli ilerleme sağlandı; ancak eğitimde kapanan makas, okuldan işe geçişte, ekonomik katılımda ve karar alma süreçlerinde yeniden açılıyor. Bugünün meselesi artık kız çocuklarını yalnızca okula ulaştırmak değil, değişen dünyada kendi yollarını çizebilecekleri beceri, özgüven ve fırsatlarla desteklemek. Aydın Doğan Vakfı, "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar" projesiyle eşitsizliğin eğitim sonrasındaki halkalarına odaklanıyor.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.




