Bengisu ’nun sesi farklı müzik türlerinde gezinmemi sağlarken şarkılarında altan alta duyduğum tınılar bana özgürlük hissini çağrıştırıyordu. Bu hafta David Byrne
Bengisu ile online değil de yüz yüze tanışmak için sözleşmişiz gibi hayal ettim bizi. Çantamda not defterim, sayfalarında ona sormayı planladığım sorular, ses kayıt cihazım ve hatıra niyetine bir fotoğraf çekmeyi planladığım filmli makinem. Bir şeyler içerken ve konuşurken sık sık İstanbul manzarasına dalıp ne konuştuğumuzu unuttuğumuz bir buluşma. Muhtemelen Galata taraflarını tercih edecektik. Online kayıtların zaman sınırlamaları bize kendini hatırlattıkça mekanda gözümüze kestirdiğimiz o çok daha güzel olan masaya geçiyormuşcasına yeni linklere geçtik. Bengisu’nun iki gün sonra uçuşu vardı, Amerika yolcusuydu, ister istemez havaalanında o telaşın içinde kulaklarında müziği, maskesinin altında şarkı mırıldanırken görebiliyordum Bengisu ‘yu. Kayıt bitince Galata ‘dan Taksim ’e doğru yürümeyi ikimizin de tercih edeceğini, Bengisu ‘nun caddede denk geldiği ilk müzisyene eşlik edeceğini adım gibi biliyordum. ’ın “Müzik Nasıl İşler” kitabını okumaya başladım, daha ilk sayfalarda “Şükredelim ki ne zaman bir şey üretmeye kalkışsak tekerleği yeniden icat etmek zorunda değiliz.” cümlesini okuyunca kitaba başlama zamanımın bu sayıya denk gelmesinin tatlı tesadüfüne gülümsedim. Üretenler son bir yıldır tekerleği değil belki ama üretim pratiklerini yeniden icat etmek zorunda kaldılar. Sahneden online’a dönen bu pratiklerinde, her üreten dijital dünyada kendince teknolojik keşifleriyle ve karşılaştığı teknik sorunlara bulduğu dâhiyane icatlarıyla üretimini devam ettiriyor.
Bengisu da bu dönemde üretim biçimiyle dikkatimi çeken müzisyenlerden biri, bakalım neler kayda geçmiş.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Müziğin sınır tanımayan yollarında, o bitmeyen yolculuğu konuşmak.
17 Nis 2021

İLGİLİ OKUMALAR


