"Topyekûn savaş"

Birleşmiş Milletler'in topyekûn bir savaş uyarısı yaptığı İsrail-Filistin sorununda son günlerde artan tansiyonun arkasında ne var?
"Topyekûn savaş"

Factory - 13 Mayıs - Spektrum
Factory - Teyit ile birlikte

Factory ile bilgi ve medya ekosistemini dönüştürmeye hazır mısınız?

Teyit’in kuluçka ve topluluk programı olarak tasarladığı Factory, bilgi ve medya ekosisteminin sorunlarına çözüm geliştiren ekipleri destekliyor. Teyit’in geliştirdiği bu program bilgi ve medya ekosisteminde sistem seviyesinde bir değişim…

Daha fazlasını öğren →

Doğu Kudüs, 1948’den bu yana Arap ve Yahudi toplumlarının arasındaki düşmanlığın başlıca sebebi oldu. Geçtiğimiz hafta İsrail polisinin teravih namazı sırasında Mescid-i Aksa’yı basarak Filistinlileri hedef alması iki grubun arasındaki çatışma fitilini ateşledi.

Bölgedeki yüksek tansiyon Ramazan’ın başından bu yana devam ediyor. İsrail polisi, Filistinlilerin Ramazan ayı boyunca geleneksel olarak sosyalleştikleri toplanma alanını kapatınca yaşanan protestolarda 3 kişi hayatını kaybetmişti. Geçtiğimiz hafta işgal altındaki Doğu Kudüs’teki İsrail Yüksek Mahkemesi Şeyh Cerrah mahallesinde yaşayan yedi Filistinli ailenin zorunlu tahliye kararını onaylayınca, İsrail polisi bu evleri basarak aileleri zorla evlerinden çıkarmaya çalıştı. Bölgedeki Filistinli ve İsrailli yerleşimciler arasında çatışmalar yaşandı.

Bölgenin önemi: 2020’nin başından bu yana mahkeme, Şeyh Cerrah mahallesindeki 13 aile hakkında zorunlu tahliye kararı veriyor. 1967’de Doğu Kudüs’ü işgal eden İsrail, uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun tanımamasına rağmen tüm şehri başkenti olarak görüyor. Dolayısıyla Filistin halkı bu tahliyeleri, İsrail’in Filistinlileri Arap mahallelerinden sürmek için devam eden bir “etnik-temizlik” eylemi olarak tanımlıyor.

  • Olayların ardından açıklama yapan Başbakan Binyamin Netanyahu “Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu ve aşırılık yanlılarına izin verilmeyeceğini” söyledi. İsrail Yüksek Mahkemesi savcılık talebiyle duruşmayı 1 ay içinde tarih belirlenecek şekilde erteleyerek mahkeme kararına kadar Filistinli ailelerin evlerinde kalabileceklerini duyurdu.

Son durum: 1967’den bu yana Yahudi Günü olarak kutlanan 10 Mayıs’ta Kudüs, deyim yerindeyse savaş alanına döndü. Sabah saatlerinde Yahudilerin Haram-ı Şerif’e girmesini önlemek amacıyla Aksa’nın önünde toplanan binlerce Filistinli, İsrail polisinin sert müdahalesiyle karşılaştı. İsrail polisinin sağlık görevlilerinin bölgeye girişine izin vermediği belirtildi. Akşam saatlerinde Hamas’ın İsrail’e birçok noktadan roket saldırısında bulunmasıyla İsrail Güvenlik Kabinesi, Gazze’de büyük ölçekli bir askerî operasyon başlatacaklarını duyurdu. 11 Mayıs’ta Lod şehrinde Araplar ve Yahudiler arasında iç savaş çıktığı bildirilerek olağanüstü hâl ilan edildi. 12 Mayıs gecesinde Lod şehrinde durum farklı değilken başka pek çok şehirden Araplara yönelik linç veya karşılıklı çatışma haberleri geldi.

  • Bu satırları noktaladığım 12 Mayıs gecesinin geç saatlerinde Hamas kontrolündeki Gazze’den İsrail’e hâlâ roketler atılıyordu. İsrail’de 2'si çocuk 7 kişinin roketler sebebiyle öldüğü rapor edilmişti. İsrail de Gazze’ye yönelik hava saldırısını şiddetlendirmiş ve bültenin hazırlandığı saatlere kadar 17’si çocuk 83 kişinin ölümüne sebep olmuştu.

Uluslararası tepkiler: Yaşanan olaylara ilişkin uluslararası kamuoyundan kınama ve itidal mesajları geldi. AB, yetkililerin Kudüs’teki gerginliği azaltmak için acilen harekete geçmelerini ve mevcut statükoya saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi. Yaşananlardan “derin endişe” duyduğunu ifade eden ABD, bölgedeki gerilimi azaltmak için her iki tarafla temas hâlinde olduğunu belirtti. ABD Başkanı Joe Biden ise "Beklentim ve umudum, bunun bir an önce kapanması, ancak İsrail'in kendini savunma hakkı var." dedi. Artan şiddetin derhâl sonlanması çağrısında bulunan ve İsrail’in adımlarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirten BM, olayların “topyekûn bir savaşa doğru sürüklendiği” uyarısı yaptı. Avrupa ülkeleri itidal çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İsrail’i bir “terör devleti” olarak nitelendirerek BM’yi acil müdahaleye çağırdı.

Yazarın yorumu: Orta Doğu’da “demokrasi” örneği olduğunu belirten İsrail hükümeti son zamanlarda bu tezinde oldukça başarısız. Son gelişmeler, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün geçtiğimiz ay yayımladığı raporda İsrail’in faaliyetlerini “apartheid rejimi” olarak tanımlamasını doğrular nitelikte. Her ne kadar Netanyahu’nun bir “kontrollü kaos” ortamı yaratarak stratejik bir politika izlediği ve haziranda olası bir seçime hazırlandığı düşünülse de bu yaşananlar bir ilk değil, kaos da kontrolden çıkma potansiyeli içeriyor. İsrail’in 1948’den bu yana Filistin halkına karşı tutumunun uluslararası hukuka aykırılık teşkil ettiği ve bir insan hakları ihlali olduğu her defasında savunulsa da uluslararası toplum yaşananlara karşı kınamaktan öte somut bir adım atmadığı sürece son da olmayacak. Evrensel insan hakları politikaları uygulanmadığı sürece bugün olmasa bile bölgede üçüncü bir İntifada’nın patlak verebileceğine dair beklenti sürekli artıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum
∙

BÜLTEN SAYISI

Filistin'de "savaşa doğru", Kolombiya'da protestolar, Türk İHA-SİHA'ları

Bu hafta odağımıza İsrail-Filistin probleminde yükselen tansiyonu, Kolombiya'daki vergi reformuna yönelik büyük protestoları ve Türkiye'de üretilen İHA ve SİHA'ları alıyoruz.

13 May 2021

Factory - Teyit ile birlikte
AA

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR