Üretim ve bitki bakma ilişkisi
Bu sayıda, bitkiler dünyasından havadisler veren ve her ay bizi onların bilge dünyası ile buluşturan Bitkiler Eşrafından Dedikodular'ın yaratıcısı Bengisu Ecem Yıldız ile bitki bakmanın üretimle ilişkisi üzerine konuştuk.
Bengisu ile sohbetimiz onun, güneşle ayaklananlardan olmasını öğrenmemizle başlıyor. Söz konusu zihinsel üretimler olunca güneş tepede ise her şeyin daha kolay ilerlediğini söylüyor. Eşlikçisi olan müzikleri sorduğumuzda ise burada duymaya alışık olmadığımız bir cevap alıyoruz. Bengisu, yazı yazarken müzik dinlemediğini dile getirirken bu durumu da bizim sorumuzla fark ettiğini eklemeden geçmiyor.
Bitkilerin dünyasını bitkiler içinde çalışmak: Bitkiler eşrafı üzerinden yayınını şekillendiren birinin bitkilerle dolu bir üretim ortamı içinde olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Bengisu’ya ilk sorumuz, eşraftan kimlerle tanışık olduğu yönünde oluyor. Aromaterapik yağlarla başlayan sohbetimiz tütsülere, kuzey ormanlarının derinliklerindeki bilge eğrelti otlarına uzanıyor.
Lavanta, okaliptüs, gül, bergamot bitince yenisi muhakkak aldığım aromaterapik yağlardan. Son iki yıldır, bitki tütsüleri de yapmaya başladım. Şu sıralar favorilerim arasında yaz sonu toplayıp kuruttuğum lavantaları yakmak var. Havanın kapalı olduğu günlerde ya da akşam saatlerinde insanın içine ve dışına iyi geliyor. Onun dışında, ev bitkisi konsepti kendimi çok yakın hissettiğim bir şey değil. Ufak bir bahçem var. Evin yakınında da olabildiğince bakir bırakılmış bir koruluk.
Kuzey İstanbul’da yaşıyorum ve kuzey ormanları eğrelti otlarıyla dolu. Sanırım bana en çok ilham veren bitkilerden biri o. Yaydıkları bilgelik enerjisinin sebebinin yeryüzünün en eski bitkilerinden biri olması olarak görüyorum.
Canlılık ve dönüşümün üretime etkisi: Bengisu'nun bülteninde kurduğu “Bendeniz en basit hâliyle meraklı ve uzun süre oturmayı beceremeyen bir insan canlısıyım... Canlı olmaya dair onlardan çok şey öğrendiğim muhakkak.” cümlesi bize canlı olmak nedir? sorusunu düşündürdü. Canlılık ve dönüşümün birlikteliğine dair sorgulamalarımızı Bengisu'yla da paylaştık.
“Bütünün parçası olma halini ister manevi bir yerden, ister biyolojik bir temelden tutun, varlığımızı ele alırken dönüp dolaşıp 'bir’ lik kavramına geliyoruz. Toprağın altındaki solucanla, yukarıdaki martıyla, peynirin üstündeki küf mantarıyla, salatadaki marulla, yaşayan her şeyle aynı yapı taşlarına sahibiz. Hayatı meydana getiren bu mikro tuğlalar farklı canlı formlarını inşa ediyor, hep geçiş hep dönüşüm halinde. Hep bir akış var."
Akışta dönüşüm?: Yeryüzünde canlılar bir akışın içinde cümlesi bize Herakleitos’u tekrar anımsatıyor. Akıştaki dönüşüm Bengisu’nun yorumunu merak ediyoruz.
“Vücudumdaki bir karbon atomu bu dünya kadar yaşlı. Benden önce başka oluşumların parçasıydı, şu an benim bir parçam. Benden sonra tabiattaki dolaşımına devam edecek. Bence insan ne olduğunu zannederse zannetsin, hiçbir canlıdan üstün olmadığını içinde duyabilmeli.”
Bitkilerin ilham dolu dünyası: Bengisu yazabilmek için önce hissetmesi gerektiğini dile getiriyor. Hissetmek için bağ kurması, bu bağ için ise temas etme gerekliliğini üretim döngüsünde önemli yerde olduğunu söylüyor. Bu temas arayışının da ormana girip sesleri dinlemek ya da yeni çimlenen rokanın güneşe yönelmesini izlemek, olarak ekliyor. Öte yandan, bitkiler bizlerden çok daha uzun yıllardır bu gezegende olduğunu hatırlatıyor bize. Bizden çok daha deneyimli ve hayatta kalma stratejileri bağlamında çok daha gelişmişler. Farklı yolculuklarımız olduğu aşikâr ama bir insanın yolculuğu her ne anlam taşıyorsa taşısın, bitkilerden kılavuzluk alabileceği kesin diyerek bitkilerin öğreticiliğini vurguluyor.
İlham tohumlarını büyütmek: İlhamın kendisini güçlü bir enerji olarak nitelendiren Bengisu, kendini beslenme kaynaklarına tabiatın dengede olduğu yeni coğrafyalar keşfetmek ve dünyaya yakın yaşamayı başarabilen insanlarla tanışmak, konuşmak olduğunu söylüyor. Bu mümkün değilse okuma yaptığını, ilhamı böyle hasat ettiğini dile getiriyor. Burada kendi üretiminden bir örnekle ilham tohumlarının büyümesini bizlere açıklıyor.
“Yazılarımı yazdıktan sonra ilk paylaştığım kişi güzel arkadaşım Melisa. Yazdıklarımı okuyup, görsel olarak onda uyandırdıklarını çizgiye döküyor ve bültenin kapak resimlerini oluşturuyor. Aramızda çift taraflı beslendiğimiz bir ilham bağı var. Tohum için zaman ve mekân önemliyse, ilham için de paylaşımda olduğumuz kişiler önemli sanırım."
Aposto!'da üretim yaparken seni en heyecanlandıran şey nedir sorusuna ise şöyle cevap veriyor.
“Beni en heyecanlandıran şey, benim heyecanlandığım şeylere heyecanlanan binlerce insanla bağ kurabilmiş olmak. Hele de ince dönüşler, tanışmalar, işin ekranın ötesine taşınan kısmı. İşte onlara çok heyecanlanıyorum.”
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto! topluluğunun tazeleri, Yuvarlak Masa sohbetleri, yayıncıların entelektüel üretim dinamiklerine dair içgörüler ve medyaya dair okuma önerilerimiz burada.
15 Eki 2021

İLGİLİ OKUMALAR


