“Destur Bismillah!”
Mehmet Selahattin yazısında Kumkapı’da oy kullanacaklar için sandıkların kiliseye konulduğunu söylüyor, Yahudilerin Serbest Fırka’yı desteklemesine ve Ortodoksların kararsızlığına değiniyor. Hatta kilise bahçesinde oy kullanacak Müslüman bir kadının ancak “Destur Bismillah!” diyerek oy verebileceğini aktarıyor. Peki neden oy sandıkları kiliseye konulmuştu? Yahudiler neden Serbest Fırka’yı destekliyordu, Ortodokslar neden kararsızdı?
Yahudiler gerçekten de seçimlerde Serbest Fırka’yı destekledi. Serbest Fırka’nın İstanbul’daki 117 adayından 13’ü gayrimüslimdi. Bu 13 adayın 6’sı Rum, 4’ü Ermeni, 3’ü Yahudi’ydi. Halk Fırkası ise azınlıklardan aday göstermedi. Yahudilerin SCF’yi desteklemesinin asıl sebebi CHF’in azınlıklardan hiç aday göstermezken SCF’nin az da olsa aday göstermesi. Azınlıklar arasında seçimlere en çok ilgi gösteren ise Ermenilerdi. Ermenileri Rumlar ve Yahudiler takip ediyordu. Serbest Fırka’nın azınlıkları aday göstermesi tartışmalara yol açtı. Seçimden gelen ilk haberler ise azınlıkların SCF’ye oy verdiğini gösteriyordu.
Seçimlerin en hararetli günü 10 Ekim’de yaşandı. Cuma gününe denk gelen 10 Ekim’de halk ve esnaf sandıklara koştu. Balat ve Kasımpaşa’nın yanı sıra Kumkapı’da da büyük kavgalar yaşandı. Eminönü-Beyazıt seçim sandığı Kumkapı Rum Okulu’na konulmuştu. Oy verme esnasında Haşim Bey adlı bir kişi Serbestçileri “sarık, püskül, takke ve Apostollar idaresi” olmakla itham edince orada bulunan SCF taraftarları “Serbest Fırka hakiki Türk vatanperverlerinin fırkasıdır!” diye bağırır. Acaba bunlar yaşanırken yazarımız orada mıydı?
İstanbul’da oy verme işlemleri devam ederken şehrin çeşitli yerlerinde çıkan olaylar eski defterlerin aslında kapanmadığını gösteriyordu. Çünkü milliyetçilik akımının etkilerine Avrupalı devletlerin takip ettiği politikalar da eklenince Osmanlı Devleti’nin azınlıklara bakışı değişmeye başlamış, sadakat ve bağlılık eksenindeki ilişkiler düşmanlığa doğru evrilmişti. Cumhuriyet ile birlikte ulus devlet düzenine geçildikten sonra ise azınlıklar “Türk” olarak kabul edilerek bu düşmanlık şekil değiştirmiş ve bulduğu her fırsatta tabir-i caizse hortlamıştı. İşte bu nedenle eski defterler kapanmamıştı. Ve hala açık olan bu eski defterler söz konusu seçimleri demokrasinin bir bileşeni olmaktan çıkarıp adeta bir ırk, bir milliyet, bir Türk olanlar ve olmayanlar kavgasına da dönüştürmüştü.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayıda 11 Ekim 1930'a uzanıyoruz, yerel seçimlerin İstanbul'un eğlence hayatında bir yeri olduğu zamana... Belki de hâlâ öyledir...
26 Eki 2021

İLGİLİ OKUMALAR


