
Yazı: Irmak Hacımusaoğlu
Görsel: Anne Laval
Pandemi süreciyle ilgili birçok şey gündemimizde yer aldı: vay efendim yeni normaller, eski normale dönebilecek miyizler, ‘ben karantinada 500 kitap okuyup 8 dil öğrendim – peki ya siz?’ler. Ben iki senelik pandemi dönemini düşününce, kendimi 'delirmeye mi başladım' diye sorgulamaya başladım. Bu kadar büyük bir şey yaşarken haldır haldır hala işlerimizde oluşumuz (nasıl geçineceğimizden bağımsız), işin özel alanın içine gelip oturuvermesi ve artık özel alanın kalmayışıyla başladı bu buhran. Madem bazı şeyler uzaktan halloluyordu, bu güne kadar belli bir yerde bulunmak zorunda oluşlarımız boşuna mıydı mesela?
Şimdilerde ise pandemi öncesi hayatıma baktığımda canlanan ben ile şu anki ben aynı kişi değil demeye başladım. Boşuna gelen +2 yaşı hesap etmediğimde bile o başka biri sanki. Farkında olmasa da içinde yaşam enerjisi olan ve daha umutlu biri mesela. Evden çıkmayı özleyecek biri. Şu anki ben ise artık evden çıkmak istemiyor. Her dakikasını hızlıca tüketmeye ayırıyor; kitap okuyamayıp saatlerce tweet okuyor mesela, yok efendim film izleyemem diyip yerine 8 bölüm dizi izliyor. İnsanlarla olmak iyi gelse bile sosyallik yoruyor onu, sanki koşa koşa inine dönmek istiyor. Günün sonunda kendinden başka kimsesinin olmadığını ama kendisiyle de çok iyi anlaşamadığını anlıyor sanırım bu süreçte…
Peki, ben gerçekten delirmeye mi başlamışım yoksa önceye göre bu kadar farklı hissetmekte haklılık payım var mıydı? Bu sefer 80 kişiye sordum bu soruyu. 77’si kendini pandemi başlamadan önceki haline kıyasla farklı hissettiğini söyledi.
Neden mi?
‘’Kendi içime döndüm ve bir şeyleri sadece kendim için yapmaya başladım.’’
‘’Çöktüm.’’
‘’Yer yer büyümüş, yer yer heyecansız, yer yer kaybolmuş hissediyorum.’’
‘’Kendimi aniden vakitsiz olgunlaşmış avokado gibi hissediyorum.’’
‘’Tarkan’ın sözleriyle: değiştim ve geliştim.’’
‘’Daha içedönük, dikkati dağınık, enerjisi düşük ve biraz daha boşvermiş gibiyim.’’
‘’Hayat metropollerde 9-5 çalışıp emekliliği bekleyerek yaşamak için fazla kısaymış.’’
‘’Kaybedecek bir şey yokmuş.’’
‘’Kendimle daha iyi anlaşmayı öğrendim.’’
‘’Dışarıdayken sürekli eve dönmek istiyorum.’’
‘’Pandemiden önce bütün dünyayı gezecek enerjim vardı. Şimdi evden çıkasım yok.’’
‘’Yaşlı. Ama pandemiden mi yoksa 2,5 sene geçtiğinden mi bilmem.’’
‘’Daha mutsuz ve geleceğe dair daha umutsuz.’’
‘’Saçım döküldü, ayranım döküldü ve daha bir sürü şey.’’
XXX
Yani sevgili 20likler, eski hayatlarımıza dönüp dönemeyeceğimiz çok konuşuldu ama şu unutuldu gibi geliyor bana: belki eski hayata dönülür de o eski ben artık var mı ki?
Not: Tabii ki değişim kaçınılmaz…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Irmak Hacımusaoğlu
Beyine bakar, tespit yapar, yazar, çizer ve günün sonunda “ben ne yapıyorum yaa” der 🫠

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




