Spektrum
Aposto!'nun politika yayını , Türkiye ve dünya gündemindeki konuları masaya yatırıyor.
Sermayenin tercihi: Düzensiz göç ve açık kapı politikası
Abdullah Esin
Ekonomik krizin yarattığı siyasi ve toplumsal bunalımlar düzensiz göç sorununu ülke gündeminde daha görünür hâle getirdi. Yüksek enflasyon nedeniyle alım gücünün düşmesi ve yüksek işsizlik gibi problemler, göçün yaşandığı her ülkede olduğu gibi Türkiye kamuoyunda da düzensiz göçün toplumsal ve ekonomik sonuçlarının sert bir şekilde tartışılmasına yol açıyor. Hem iktidar hem de muhalefet kamuoyunda yükselen tepkilere sessiz kalamazken her iki taraftan yapılan açıklamalar uzun vadeli ve somut bir çözüm önermekte yetersiz kalıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir hafta arayla göçmenler konusunda yaptığı iki farklı açıklama ise hükümetin bu konuda istikrarlı bir politikası olup olmadığı konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Mayıs'ta yaptığı açıklamada "Ülkemizde misafir ettiğimiz 1 milyon Suriyeli kardeşimizin gönüllü geri dönüşünü sağlayacak yeni bir projenin hazırlıkları içindeyiz." ifadelerini kullanmıştı. Suriye’nin kuzeyinde inşa edilecek olan briket evlerle geri dönüşün başlayacağını belirten Erdoğan “Göçü sınırötesinde tutmaya yönelik stratejimizi gönüllü geri dönüşleri teşvik edecek projelerle destekliyoruz. Özellikle briket evlerle destekliyoruz” demişti.
Bu açıklamadan sadece bir hafta sonra, Erdoğan katıldığı bir programda tutumunu tamamen değiştirerek; "Birilerinin kalkıp ülkemize hicret eden ama Suriye, ama Afganistan, ama Irak, İran fark etmiyor, biz muhacirlik ve ensar olma kabiliyetinin ne olduğunu en iyi bilen bir kültürün mensuplarıyız. Muhacirlik, ensar nedir bunu anlamayan, bunu bilmeyenlerle bizim işimiz yok. Suriye'den savaştan çıkıp ülkemize sığınan bu kardeşlerimize sonuna kadar sahip çıkacağız Bay Kemal. Kendileri arzu ettikleri zaman vatanlarına dönebilirler ama biz onları asla bu topraklardan kovmadık ve kovmayacağız.” dedi.
Bu söylem değişikliği kamuoyunda tepki çekti. Erdoğan’ın katıldığı programın içeriğine bakıldığında, göçmen politikasının hükümet-sermaye ilişkisi çerçevesinde geliştirildiğini söylemek mümkün. Göçmenlere açık kapı politikasının devam edeceğini belirten konuşma, Türkiye’nin en büyük iki iş dünyası kuruluşundan biri olan MÜSİAD’ın Türkiye’nin Gücü Ödül Töreni'nde yapıldı.
Göç politikasının iç dinamikleri: AK Parti - MÜSİAD ortaklığı
MÜSİAD 1990'da, İstanbul merkezli büyük şirketlerin oluşturduğu TÜSİAD’a bir alternatif olarak iş dünyasının çatı örgütü olma iddiasıyla kuruldu. 90'lı yıllarda Refah Partisi’nin de yükselişiyle birlikte hızlı bir büyüme evresine giren MÜSİAD’ın muhafazakâr-sağ partilerle güçlü bir ilişkisi olduğu tezi birçok akademisyen ve araştırmacı tarafından öne sürüldü.
MÜSİAD’ın üye portföyünün ise Anadolu Kaplanları olarak adlandırılan Anadolu merkezli, emek-yoğun sektörlerde faaliyet gösteren, ucuz üretimle ihracat yapan aile işletmeleri olduğu belirtiliyor. Güncel verilere bakıldığında MÜSİAD, 1 milyon 800 bin kişiye istihdam sağlayan 60 bin işletmeyi temsil ediyor. AK Parti hükümetine yakınlığıyla bilinen MÜSİAD, yüksek büyüme oranlarına hedeflenen ekonomi modelini uzun yıllardır destekliyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
21 May 2022

İLGİLİ OKUMALAR


