Kıbrıs Barış Harekatı 16 Ağustos tarihinde sonuçlanmış, halk Ecevit’i Kıbrıs Fatihi olarak karşılamı

Kıbrıs Barış Harekatı 16 Ağustos tarihinde sonuçlanmış, halk Ecevit’i Kıbrıs Fatihi olarak karşılamıştı. Fakat Ecevit’in zaferi koalisyon ortağı olan MSP’nin sempatisini kazanmak için yeterli olmamış, hükümet içerisinde yaşanan kriz ve tartışmalar operasyon sürecinde artmıştı. Halkın desteğini arkasında hisseden Ecevit bu sorunu çözebilmek için erken seçim fikrini değerlendirmişti. Eğer Başbakan istifa eder ve yerine bir hükümet kurulamazsa ülke seçime gitmek zorunda kalacak, Ecevit kazandığı popülerlikle de seçimden tek partilik bir iktidar ile çıkabilecekti. Fakat bu hesaplar yanlış çıkacak ve Ecevit’in istifasını bir seçim takip etmeyecekti. Ecevit’in istifası hükümeti düşürmüş, yeni bir hükümetin kurulamaması da partilerüstü yeni bir hükümeti doğurmuştu.

Partilerüstü hükümeti kurma görevi o sırada senatörlük yapan Sadi Irmak’a verilmiş, Irmak liderliğinde kurulan hükümet ne yazık ki Meclisten güvenoyu alamamıştı. Bu hükümetin düşmesi durumunda yeni bir hükümetin kurulamayacağından korkulması sebebiyle güvenoyu alamayan bu hükümet 1975 yılına kadar iktidarda kalmıştı. Bu gelişmeler yaşanırken Adalet Partisi (AP) lideri Süleyman Demirel 1971 senesinde darbe tehdidiyle bıraktığı iktidarı geri kazanmak için çalışmalara başlamıştı. 1975 senesi içerisinde Demirel, Ecevit’in yükselen popülerliği ve CHP’nin sol politikaları karşısında tüm sağ partileri etrafında toplayarak bir koalisyon hükümeti oluşturmuştu. Günümüzde I. Milliyetçi Cephe olarak hatırlanan bu koalisyon 31 Mart 1975 tarihinde iktidarı Irmak Hükümetini düşürerek devraldı. I. Milliyetçi Cephe tamamı sağ görüşü paylaşan; AP, MSP, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyetçi Güven Partisi'nden (CGP) oluşmuş, Meclisten de güvenoyu alabilmişti.

Demirel’in başbakanlık koltuğuna oturduğu bu dönem ise Türkiye’nin en çalkantılı günlerini geçirdiği dönemlerden birisi olmuştu. Sağ görüşlü partilerin sol düşmanlığı üzerinde anlaşarak kurduğu bu koalisyon ülke genelinde milliyetçi ve muhafazakar grupların elinin güçlenmesini sağlamış, sol grupların ise tehlike altında hissetmesi sonucu radikalleşmelerine sebep olmuştu. Özellikle Başbakan Yardımcısı Alparslan Türkeş’in sağ görüşlü silahlı grupların devletin yardımcısı olduğu yönündeki ifadeleri devletin tarafsız hareket etmediği yönündeki iddiaları kesinleştirmişti. 1977 seçimlerine giden süreç içerisinde yaşanan sağ-sol çatışmaları devletin dahil olmasıyla daha da ateşlenerek artmıştı.

Bu dönem içerisinde yaşanan bir diğer sıkıntı ise Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Türkiye üzerinde yapılan yaptırımlardı. ABD Türkiye’ye silah yardımını kesmiş, hatta ambargo uygulamaya başlamıştı. Türkiye uluslararası arenada yalnız bırakılmış, ülkeye yapılan mali yardımlar ve yatırımlar duraksamıştı. Bu nedenlerden ötürü Türkiye 1977’nin Ekim ayında yapılacak seçimlere giderken çok derin bir ekonomik krizle boğuşuyordu. Vatandaşlar alım güçlerinin düşmesinden ve yaşanan sağ-sol çatışmalarından oldukça rahatsızlardı. Bu rahatsızlık siyasete de yansıyor CHP ve AP seçimin erkene alınması için Meclise önerge veriyorlardı.

Ülke seçime yaklaşırken Meclis oylama yaparak AP ve CHP’nin önergelerini kabul etmiş, seçimler ekim ayından haziran ayına alınmıştı. Siyasiler arası gerginlikler artarken İşçi Bayramı’nın kutlanacağı 1 Mayıs günü de gelip çatmıştı. 1 Mayıs 1977 tarihi Türkiye’nin siyasi tarihine kara bir leke olarak yazılacaktı. 1 Mayıs sabahı daha önce görülmemiş bir kalabalık Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) önderliğinde Taksim Meydanı’na giriş yapmıştı. Yarım milyonu aşan kişinin katılımıyla dolup taşan alanda DİSK Başkanı Kemal Türkler konuşma yaparken silah sesleri konuşmayı bölmüş, kalabalığı kaosa sürüklemişti. Çıkan hengamede kalabalığa birden fazla bina üzerinden ateş açılmasıyla kaos büyümüş, güvenlik güçleri de panzerler ile birlikte alana giriş yapmıştı. Silah sesleri ve Polis müdahalesi sonucunda meydan boşalmış, heyecanlı 1 Mayıs kutlamasının yerinde 34 cansız beden bulunmuştu. Kanlı 1 Mayıs olarak anılan bu kara günde 24 vatandaş hayatını kaybetmiş ve 100’ü aşkın vatandaş da yaralanmıştı. Olaylar ardından suçlular bulunamamış, işlenen suçlar cezasız kalmıştı. Bu olanlar sol görüşlü grupların devletin suçluyu koruduğu seklinde değerlendirilmiş ve polis müdahalesinin DİSK liderliğindeki gruba zarar vermek için yapıldığı şeklinde yorumlanmıştı. Türkiye bir ay sonrasında seçimlere gidecek iken Kanlı 1 Mayıs ile ekstrem bir polarizasyona itilmişti.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParlamentoParlamento

BÜLTEN SAYISI

Yakın Geçmiş: Ordu Geri Dönüyor

Bu sayıda 1973 seçimleri ile kapanan önceki yazıyı devam ettirecek, Kıbrıs Harekatı ile başlayan çalkantılı yılları 12 Eylül Darbesi’ne kadar inceleyeceğiz.

02 Ağu 2022

Yakın Geçmiş: Ordu Geri Dönüyor

İLGİLİ OKUMALAR