Öncelikle tanışalım. Okuyucularımıza biraz kendinden bahseder misin?

Ben Zehra Naz. 2019’da Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldum. Öğrencilik hayatımda da ağırlıkla start-up'larda staj yaptım. Çünkü start-up ortamını hızlı olması ve küçük ekiplerle çalışma açısından kendime daha yakın hissediyordum. Öte yandan "Kurumsalda bir şeyler kaçırıyor muyum?" sorusu hep aklımdaydı ve akabinde yaz stajımı bir bankada yaptım. Bu deneyim de benim açımdan oldukça değerliydi. Ama neden start-up'ların bana daha uygun olduğunu anlamamı sağladı.

Acaba kendi işim olsa nasıl olur diye bir maceram bile oldu. Mezun olduktan sonra Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye gittim. Türkiye'ye dönerken uçakta yanıma bir artırılmış gerçeklik sanatçısı oturmuştu. İsmi Batuhan Bintaş. Sohbet ederken yaptığı bir işi bana gösterdi. Telefonunu albüm kapağına tuttuğunda albüm kapağı hareketlenmeye başladı. Oynayan galaksiler, dönen gezegenler… Çok etkilenmiştim. Albüme, müzik tarzına, sanatçıya dair hiçbir fikrim olmamasına rağmen albümü satın almak istediğimi hatırlıyorum. “Bu aslında markaların da kullanabileceği güçlü bir pazarlama aracı” diye düşündüm.

Türkiye’ye döndükten sonra da AR ve VR alanında iş baktım. Ancak iş alımları genellikle oyun şirketlerinde ya da developer pozisyonundaydı. Pandemiden sonra bir yazılım şirketi olan Insider’da işe başladım. Bir taraftan B2B pazarlama konusunda deneyim kazanırken, diğer taraftan ilgi alanım haline gelen AR ile neler yapabileceğimizi araştırıyordum. Aynı zamanda kendim amatör filtreler oluşturmaya ve AR’da basit şeyler tasarlamaya başladım.

Bir gün artlabs’in pazarlama alanına alım yaptığını görünce direkt Insider’dan oraya geçiş yaptım. Böylece stajlarımda edindiğim B2B deneyimlerini ilgi duyduğum AR alanı ile birleştirme şansım oldu. 2021 yazından beri artlabs’te Pazarlama Direktörü olarak çalışıyorum. Ancak start-up'larda etiketler tam olarak ne yaptığınıza karşılık gelmiyor. Ben pazarlama tarafında çalışıyorum demeyi daha çok seviyorum.

İçerik üreticiliği alanında da deneyimlerin var. Özellikle podcast geçmişinden bahseder misin?


Podcast kaydetmeye başlamam özellikle 2018'de yurt dışında exchange yaparken zamanımın olması ve orada bunun ne kadar yaygın bir şey olduğunu görmemle başladı. O zamanlar Türkiye'de çok az podcast vardı, hatta şu an popüler olan çoğu içerik yoktu. İki farklı podcast'te co-host olarak aktif yer aldım. Ev arkadaşımla bir podcast yürütüyorduk. Sürdürülebilirlikten tut da güzellik algımız neye göre şekillenir, göç politikalarından tut amatör fotoğrafçılığa kadar farklı alanlarda konuşuyorduk.

Diğeri ise The Geam isimli bir oluşumun podcastiydi. İlham veren kadın hikayeleri, zaman yönetimi, beden olumlama gibi konularda büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bir kitleye hitap ediyorduk. Para kazanmak gibi bir amacım da yoktu sadece bu kanalı seviyordum. Hatta tekrar podcast kaydetmek isterim teknoloji üzerine.

2021’in başlarında metaverse, XR, AR üzerine yazılı içerikler de üretiyordum. Çünkü Türkçe kaynak oldukça azdı ve çoğu kelimeye yönelik içerik neredeyse yoktu. Ben de bu ihtiyaç açığını değerlendirmek istedim.

Start-up'ları kurumsala tercih etme sebebin neydi? Mesela az önce etiketsizlikten bahsettin. Bu senin için bir eksi mi yoksa çalışma alanında geniş sorumluluk imkânı rahatlık mı sağlıyor?

Kurumsalda işler biraz yavaş ilerliyor. Onay süreci, departmanlardan departmanlara uzanan iletişimler… Start-up’ta bir tık daha hızlı olmak zorundayız. Bu yüzden herkes elini taşın altına koyup sorumluluk almaya heveslenebiliyor.

Örneğin bizim artlabs’te iki haftada bir genel toplantılarımız oluyor. Her departman iki haftalık rapor sunuyor ve önümüzdeki iki hafta neler yapacağına değiniyor. Bu sayede stajyerinden kurucu ortağına kadar herkes işleyişe dair bilgi sahibi oluyor. Bir ekiple çalışırken hızlı ve dinamik bir ortam çok hoşuma gidiyor açıkçası.

Hazır start-up'lara dair sevdiğin şeylerden bahsetmişken, bu konudaki düşüncelerini artlabs için spesifikleştirebilir misin?

Ben artlabs'te işe başladığımda şimdiye göre çok daha küçük bir ekiptik. Bir şeyi sıfırdan bir yere getirebilme fikri beni çok heyecanlandırmıştı. Çalıştığım yerde uyuma ve insanların mutluluğuna önem veriyorum. O yüzden çalışmak istediğim ekiplerden hep güzel bir sinerji beklentim vardı. artlabs’te bunu yakalamış oldum.

Start-up'lardaki her adımda orada olma ve büyümeyi küçük ya da büyük ölçekte gözlemleyebilme fikrini seviyorum. Kurumsalda bu biraz daha arka planda kalabiliyor ancak start-up'larda herhangi bir fikrin, ürettiğin herhangi bir proje direkt göz önünde oluyor ve etki yaratıyor.

Örnek vermem gerekirse Retro Session adını verdiğimiz çevrim içi buluşmalar yapıyoruz şimdi. Herkes o ay nelerin iyi gitmediğini, neyin düzelmesini istediğini yazıyor ve bir liste oluşturuyoruz. Bu ayın Retro'sunda ofis özlemi çıktı. En çok oy alandan başlayıp herkesin şikayetini hep beraber tartışıyoruz. Böylece herkesin fikrine değer verildiğini hissedebiliyorum. Çıkan sonuca göre de aksiyon alınıyor. Retreat etkinliklerimiz ile de belirli aralıklarda fiziksel olarak bir araya geliyoruz. Evden çalışmak bana pandeminin başında iyi gelmişti ancak enerji düşüklüğü yaratıyor artık. Sosyalleşme isteği çok daha ön planda.

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

💎 #2 AR ile Dönen Gezegenler: Zehra Naz Hacısüleyman - artlabs

⚙️ artlabs'in pazarlama direktörü Zehra ile AR, teknolojide komünite kültürü, Web3 ve çok daha fazlası üzerine konuşuyoruz.

21 Ara 2022

Bu görsel yapay zekâ aracı Midjourney ile oluşturulmuştur.

İLGİLİ OKUMALAR