“Güncel sanatta neler oluyor?” sorusuna net cevaplar vermek, sürekli değişen ve dönüşen bir dünyanın içinde yaşarken elbette kolay olmuyor. Yine de bu pek değişken kavrama yakın mesafeyi korudukça, cevaplardan ziyade sorularla ve sorunsallarla ilişki kurdukça onun evrenine yakın hissetmek daha bir mümkün hale geliyor. Güncel sanatın takipçisi olmanın ilk adımı da elbette ilgili sergileri ziyaret etmekten geçiyor.
Bu gibi sebeplerden ötürü Unagi.’de her ayın ilk sayısında güncel sanatın takipçisi oluyor, sergileri mercek altına alıyoruz.
Kaynak: dirimart.com.tr
Dirimart Dolapdere
Sticker | Peter Zimmermann, 2 – 26 Şubat
Zimmermann’ın çalışmalarıyla sadece bir kez karşılaşmanız bile, sonraki karşılaşmalarınıza referans verecek niteliktedir. Kendisiyle neredeyse özdeşleşen bir malzeme olan epoksi kullanarak renklendirdiği tuvallerin ve alanların son katmanına izleyicinin hafızasında imlenen düşünceler eşlik eder. Bilirsiniz, epoksi son derece başına buyruk bir malzemedir. Zimmermann’ın çalışmalarıyla ilk karşılaştığımda bu kadar akışkan ve savruk bir malzemeyi “dinginleştirme” yeteneğinden oldukça etkilenmiştim. Bu sergisinin basın bültenini okuduğumda ise şu cümle var olan ilgimin katlanmasına vesile oldu:
“… sergide yeni epoksi reçine tablolar, etiket oluşumlarıyla bir araya geliyor. Burada esas sergilenen, algoritmaların düşünüş ve davranışımızı ne kadar derinden etkilediği ve gerçeklikle algıya dair kavrayışımızı nasıl şekillendirdiği üzerine suni bir inceleme.”
Sanatçının yıllardır istikrarla sürdürdüğü pratiklerinin, güncel başlıklar eşliğinde nasıl bir harman ortaya çıkardığını izlemek belli ki farklı bir deneyim olacak.

Kaynak: sanatorium.com.tr
SANATORIUM
REMIX-Material Archeology | Clemens Wolf, 3 Şubat – 25 Mart 2023
Clemens Wolf’un Türkiye’de ilk kez bir kişisel sergisi izleyicilerle buluşacak. “İlk kişisel sergi” söylemi bende hep merak uyandırmıştır. Bu söylem sayesinde daha önce tanımadığım birçok sanatçının çalışmalarıyla tanışmış ve dünyasına konuk olmuşumdur. Wolf’un endüstriyel malzemelerle olan derin ilişkisine ve pratiğine ise, bu sergi kapsamındaki çalışmaları ve mekana özgü tasarlanmış bir enstalasyonu aracılığıyla tanışıklık etmiş olacağız.

Kaynak: artkolik.net
Yapı Kredi Kültür Sanat
İyileşme Olasılıkları | Sena Başöz,
Fısıldama Metotları | Noor Abuarafeh, 3 Şubat – 2 Nisan
Yapı Kredi Kültür Sanat “Bir Arada” ismini verdiği yeni bir sergi dizisi başlatıyor ve bu kapsamda Sena Başöz’ün İyileşme Olasılıkları, Noor Abuarafeh’in Fısıldama Metotları isimli kişisel sergilerine ev sahipliği yapıyor. Bir Arada sergi dizisi, temelde sanatsal yaklaşımları ve araştırma konuları ortak olan, ancak farklı coğrafyalarda yaşayan sanatçıları bir araya getirerek güncel sanatın müşterek aciliyetlerine yanıt arıyor.
Bu sergi dizisiyle ilgili beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri de, çektiği fotoğraflarla Türkiye’nin 20. yüzyıldaki sosyal, ekonomik, siyasi ve tarihi yapısına ayna tutan Selahattin Giz’in fotoğraf arşivinin güncel bir yaklaşımla yeniden değerlendirecek olması. Cumhuriyet’in 100. yılında böyle kıymetli bir arşivin görünürlüğe kazandırılmasının son derece değerli olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: mixerarts.com
MIXER
Yeryüzü ve Strüktür | Sibel Kocakaya,
Manzaradan Öte, 4 Şubat – 18 Mart
MIXER’de aynı tarihte iki yeni sergi birden açılıyor. Yeryüzü ve Strüktür odağına “psikocoğrafya” kavramını alan Sibel Kocakaya’nın resim, kolaj, kağıt üzerine yağlıboya çizim, fotoğraf, video, heykel ve yerleştirme gibi birbirinden farklı medyumlarla ürettiği çalışmalarını bir araya getiriyor. Manzaradan Öte ise Ci Demi ve Umut Toros’un farklı disiplinlere ait doğa ve şehir manzaraları paydasındaki üretimlerini ortak çatı altında sundukları bir sergi olarak karşımıza çıkıyor. “Zamanım az, keşke bir günde birden fazla sergi gezebilsem.” diyorsanız Karaköy Juma’yı ve MIXER’deki bu iki sergiyi ziyaret etmeyi unutmayın :)

Kaynak: arter.org.tr
Arter
Bugün de Yaşıyorum | Cengiz Çekil, 9 Şubat – 24 Eylül
Uzun soluklu sergilere ev sahipliği yapan Arter’de yeni sergi açılışlarının çanları Cengiz Çekil ile çalmaya başladı. Bugün de Yaşıyorum, sanatçının 1970’lerden 2015 yılındaki ölümüne değin sanat pratiğini ele alan bir retrospektif sergisi olacak. Retrospektif sergi, gezmekten en keyif aldığım sergi türü diyebilirim. Bir sanatçının kendisinin dahi haberdar olmayarak çıktığı yolculuğuna bir zaman kapsülünün içindeymişiz gibi tanık olabiliyoruz. Retrospektiflerde küratörlerin rolü, izleyiciye sanatçının “sanat yaşamını” hangi bağlamda sunulması gerektiğine dair yargılar vermesi bakımından epey kritik bir önem taşıyor. Dolayısıyla retrospektifler sayesinde serginin küratörünün pratiğine dair de fikir edinebiliyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Unagi.
Okuyucularına çağdaş ve güncel sanatı yalın anlatımlarla sunmayı hedefleyen sanat bülteni. Her ayın birinci ve üçüncü pazar günü yayımda.
İLGİLİ OKUMALAR



