Duende
Kültür-sanat yayını , bu hafta Türkiye'nin festivalsizleşmesini tartışıyor.
Bir varmış, bir yokmuş: Türkiye’de müzik festivalleri
Bugün uzun yılları devirmiş festivallerin kimliklerinden uzaklaşmaları ve bunun neticesinde başta programlamaları olmak üzere pek çok alanda eleştiri almalarının önemli bir nedeni de sponsor markanın stratejilerine uyma zorunluluğu olduğunu söyleyebilirim. Gelinen noktada yerel yönetimler ve devlet kaynaklarından bu konuda destek almadan bilet fiyatlarını makul düzeylerde tutarak bir tema ya da kurgu dâhilinde festival programı oluşturmak mümkün değil. İstanbul özelinde Kültür AŞ’nin şehrin iki yakasında açtığı ve Festival Park adını verdiği alanların müzikal içerik olarak nasıl kurgulanacağı önemli. Özellikle kültürel etkinliklere erişimin sınırlı olduğu yerlere müziğin ulaşıyor olması, kentsel eşitsizliklerin azalmasını da sağlayacaktır.
Üzerinden yıllar geçmesine rağmen hatırlanan müzik festivalleri sadece hafızamızda kalan güzel anıların ortak paydası değil. Müzik festivalleri; umudun tazelendiği, birlikteliğin kutlandığı ve özgürlüğün topluluk olarak hissedildiği zaman dilimleridir. Bu etkinlikleri anarken yenilerini beklemek de yaşam motivasyonunun değerli bir parçasıdır. Son yıllarda festivallerin sayısındaki ve kapsamındaki azalma, pandemiyle birlikte üniversite ortamı yaşayamayan jenerasyonları müzik etrafında buluşan bir kültürden de mahrum bıraktı. Bu da kolektif hayalleri uzaklara öteledi. Oysa topluluk bilincinin oluşmasında gerçekleşeceğine inanılan hayallerin çok önemli bir yeri var.
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto'da bu hafta asgari ücret, festivaller ve çayla ilgili çok şey var.
02 Nis 2023

İLGİLİ OKUMALAR


