20'lik
bu hafta dizi izlerken gündemi düşünüyor ve RTÜK sansürlerinin kimi koruduğunu sorguluyor.
Bir Türkiye Gerçeği: Türk dizileri, Nursemalar ve Sansür
Yazı: Irmak Hacımusaoğlu
Artık Nursema’nın dönüşümü başlamıştı. O ana karakterdi artık. İşte olanlar tam da bu sıralarda oldu. İçki kadehleri buzlanırken şiddetin alenen normalleştirildiği dizilere göz yuman RTÜK, Kızılcık Şerbeti’ne beş bölüm yayın durdurma ve 1.5 milyon lira para cezası vermeye karar verdi. Gerekçe ise dizinin kadına şiddeti özendirmesi… Maalesef ki ülkemizin kanayan yarası, en acı gerçeklerinden biri olan kadına şiddeti, buna maruz kalan karakterin güçlenip herkese savaş açtığını göstereren bir hikâye üzerinden anlatmak, şiddeti uygulamaktan daha büyük suç olarak görüldü. Gerçek failler ceza almaz ve kadınları koruyan İstanbul Sözleşmesi uygulanmazken, şimdilerde 6284 sayılı kanunu kaldırmak isteyenler sözümona bu sansürle kimi neyden korudu?
Nursemalar varlar, bunu hepimiz biliyoruz. Bazıları yakından tanıdığımız, bazıları sokakta yanımızdan geçip giden o kadınlar. Karaktere muazzam bir şekilde hayat veren oyuncu Ceren Karakoç’a "aynısını yaşadım" diye haykıran canım kadınlar. Bilsek de her zaman dillendirilmiyor bunlar. Dizinin de adını aldığı deyim gibi, Türkiye’de "kan kusup kızılcık şerbeti içtim" deme kültürü çok yaygın fakat artık sansürden bıkmadık mı? Şimdi ister istemez sormak istiyorum: Sansürlenen şey şiddetin muhafazakâr biri tarafından uygulanması mı, kadınları gerçekten camdan atanların hatırlatılması mı, kadının bu şiddet ve bastırılmışlıktan güçlenerek çıkması mı yoksa dizinin polarize olmuş bizlerin değişip dönüşme ihtimalini göstermesi mi? Haklılık payım varsa söyleyin, sizce hangisi?
NEREDE YAYIMLANDI?
Piyasalar için seçim senaryoları, dış ticaret açığı, Karagöz ve ortaoyununda siyasi taşlama
09 Nis 2023

İLGİLİ OKUMALAR


