Ankara’daki malum terör saldırısı dışında, geçen iki haftanın siyasî gündeminde öne çıkan başlıkları

Ankara’daki malum terör saldırısı dışında, geçen iki haftanın siyasî gündeminde öne çıkan başlıkları yine hukuk ve adalet sorunları oluşturuyor. Ekim ayının ilk gününde Ankara’da İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü binasına yapılan bombalı saldırıda bir yurttaş öldü, iki polis de yaralandı. Bu arada İçişleri Bakanı’nın açıklamasına göre, ‘’teröristlerden biri kendini patlatmış, diğer terörist etkisiz hale getirilmiştir.’’

Saldırının ardından Dışişleri Bakanı sert bir açıklama yaparak, PKK’lı teröristlerin Suriye’den geldiklerini, onun için Suriye ve Irak’taki ‘’KK/YPG’’ye ait her türlü tesisin artık Türkiye’nin güvenlik güçlerinin meşru hedefi haline geldiğini duyurdu ve terörist örgütün bu eylemi gerçekleştirdiğine pişman olacağını söyledi. Nitekim bombalı saldırının ardından Türk hava kuvvetleri Kuzey Irak ve Suriye’deki PKK hedeflerine ardı ardına hava saldırıları düzenleyerek çok sayıda hedefi imha etti.

Başta Ankara ve İstanbul odaklı olmak üzere çoktandır PKK terörünün genel ve ana hedefi durumunda bulunan Türkiye toplumu, öyle görünüyor ki, Kürt sorunu makul bir çözüme kavuşmadığı sürece, zaten alışkın olduğu terörle birlikte yaşamaya önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Bu durum aynı zamanda Türkiye’nin Irak ve Suriye sınırları içinde askerî harekât -duruma göre, hava veya kara harekâtı- yapmak için neredeyse her zaman bahaneye sahip olacağı ve bu arada Kuzey Suriye’de ‘’fırsattan istifade’’ yaratmış olduğu nüfuz alanından kolayca geri çekilmeyeceği anlamına da gelmektedir.

Hukuk gündeminin baş sırasında ise Yargıtay’ın sanıkların çoğunun hapis cezalarını onaylamasıyla, Osman Kavala ve Gezi Davası’nın sonuçlanması yer almaktadır. Böylece iş insanı Kavala’nın "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkumiyeti ve bu suça yardım ettikleri gerekçesiyle milletvekili Can Atalay ile Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku hakkındaki on sekizer aylık hapis cezaları kesinleşmiş oldu. Ne var ki, Kavala ve arkadaşlarıyla ilgili yargı süreci baştan itibaren esasa ve usule ilişkin birçok hukukî hatayla maluldür.

Öte yandan, esasa ilişkin olarak da, Gezi olayları her ne kadar AKP iktidarı tarafından ‘’Gezi kalkışması’’ olarak yaftalanmış olsa da, ortada Gezi sanıklarının anayasal düzeni veya hükümeti ‘’ortadan kaldırmaya teşebbüs’’ gibi ağır ithamlarla karşılaşmalarını gerektirecek bir suç yoktur. Bu olaylar nihayet yurttaşların anayasal güvence altında olan toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarını kullandıkları protesto gösterilerinden ibarettir ve olaylar esnasında vuku bulan kimi cüz’î kamu düzeni ihlalleri de aslında bildik ‘’polisiye olaylar’’dan başka bir şey değildir.

Yeni bir Özgürlük Gündemi’nde buluşmak üzere.

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yalçınkaya Kararı

Sekiz Milletvekiline Ait Fezlekeler Meclis’e Sevk Edildi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yalçınkaya Kararı, Merkez Bankası Başkanının Sunumunda Enflasyon Öngörüleri.

09 Eki 2023

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yalçınkaya Kararı

İLGİLİ OKUMALAR