Kâr amacı gütmeyen sanat ve etkileşim alanı YUNT, geçtiğimiz günlerde şehirli ile ilk buluşmasını ge

Kâr amacı gütmeyen sanat ve etkileşim alanı YUNT, geçtiğimiz günlerde şehirli ile ilk buluşmasını gerçekleştirince biz de dayanamadık hikâyesini kurucu Muratcan Sabuncu'ya sorduk.

1. YUNT, toplumun sanatsal etkinliklerle karşılaşma olanaklarını arttırmayı amaçlayan, Sergen Şehitoğlu sanat danışmanlığında ve Muratcan Sabuncu’nun kuruculuğunu üstlenerek hayata geçen bir mekân. Hikâyesi nasıl başladı? YUNT ne demek?

Saint-Joseph Lisesi’nden mezun olduktan sonra Sorbonne’da hukuk eğitimi aldım. Formasyonum hukuk üzerine olsa da sanat, üzerine okuduğum ve düşündüğüm bir alan. İstanbul, Paris, Hamburg ve Moskova gibi kentlerde yaşamış olmam da zannediyorum sanat izleyecisi olarak bana değerli deneyimler kazandırdı.

YUNT’u kurma fikri de Adorno’nun kültür endüstrisi üzerine yazılarını okurken, annemin bana neden birkaç senedir üzerine düşündüğüm sanat projelerini Sultanbeyli’de hayata geçirerek ilk adımını atmadığımı sormasıyla şekillenmeye başladı. Bu soru, Türkiye’ye dair kurduğum hayalleri hayata geçirmem için önemli bir fırsat gibi geldi. Ben de Sultanbeyli’de bir sanat alanı kurmak fikrini önce ailem ve yakın arkadaşlarımla, sonra da Türkiye’deki önemli kültür-sanat kurumlarının yöneticileriyle, akademisyenlerle ve sanatçılarla paylaştım. Bunun sonucunda Sergen Şehitoğlu ile bu yola birlikte çıkmaya karar verdik.

'Yunt', eski Türkçeden başlayarak kullanılan bir kelime. 'At' ve 'at sürüsü' anlamına geliyor. Ailem geçmişte Sultanbeyli’de bir at çiftliğine sahipti. Yunt ismini çiftliğe ve çiftlikteki atlara referansla tercih ettik. Çiftlikte yetiştirilmiş atlardan hareketle Sergen Şehitoğlu da kamusal alanda izleyicilere sunulan Yunt Heykeli’ni tasarladı.

Yunt heykeli

2. Mekânın sunduğu deneyim ve etkileşim olanakları ile toplumsal değişim potansiyellerinin çoğalmasına yardımcı olmayı hedeflediğini biliyoruz, peki ama nasıl? YUNT, hangi projeler ve eğitim programlarıyla İstanbullularla buluşmayı planlıyor?

İstanbul, bugün sınırları sürekli genişleyen çok merkezli bir metropol olarak karşımıza çıkıyor. Sanat alanlarının şehirdeki dağılımını incelediğimizdeyse bu alanların belirli merkezlerde yoğunlaştığını görüyoruz. YUNT’u bu yüzden benim de bağlarımın olduğu Sultanbeyli’de kurarak şehrin sanat haritasını genişletmeyi hedefledik. Sanat haritasının genişlemesinin toplumun sanatla karşılaşma olanaklarını artıracağı kanaatindeyiz. Sanatla temasın da herkese dünyayla yeni duyusal ilişkiler kurma imkânı tanıyacağını düşünüyoruz.

YUNT’u bir etkileşim alanı olarak tanımlamamızdaki temel neden; hepimizin günümüzde karşı karşıya olduğu yalıtılmışlık riskini yeni deneyim, karşılaşma ve düşüncelerle aşabileceğimize inanmamız. Bu etkileşimi öncelikle sergilerimizle sağlamayı planlıyoruz. Hem sergi alanımız hem de vitrinlerimiz, dışarıdan geçenlerin bile sanatla temasını mümkün kılacak şekilde tasarlandı. İzleyiciyle etkileşimi derinleştirmek için sergilere paralel konuşma programları ve çocuk atölyeleri organize etmeyi öngörüyoruz. İlk sergimiz kapsamında Prof. Dr. Eva Şarlak ile Şehrin Sınırlarını Yeniden Düşünmek isimli bir konuşma programı düzenliyoruz. Çocuklar için de ara tatilde başlayacak ve sergi boyunca devam edecek Şehrin Süper Kahramanları İş Başında! başlıklı bir öğrenme programı hazırladık.

3. YUNT’un ilk sergisi; Şehir Nerede?’nin yolculuğu nasıl başladı? Şehrin bugünkü gerçeği üzerinden düşünüldüğünde sergi neyi simgeliyor?

YUNT’un kuruluş aşamasında, yazılarını ve kitaplarını uzun zamandan beri takip ettiğim Emre Zeytinoğlu ile tanışma ve fikir alışverişinde bulunuma şansım oldu. Kendisine ilk serginin küratörü olmasını teklif ettim, o da sağ olsun kabul etti.

İstanbul’un fiziksel ve toplumsal çevresinin değişimi, bugünkü İstanbul gerçeğiyle tarihî İstanbul imgesi arasında gözle görünür bir fark yaratıyor. Sergi de hepimizin gözlemlediği bu farktan hareketle şehrin belirsizleşen tanımı, konumu ve sınırları üzerinde duruyor. Emre Zeytinoğlu sergiyi tasarlarken İstanbul’a nostaljik yaklaşımların ya da geleceğe ait iyileştirici düşüncelerin dışında, şehrin bugünkü gerçeği üzerinden hareket etti. Sergide yer alan sanatçılar, eserleriyle şehrin bilinen simgeleri yerine günümüz metropolünün yeni manzaralarını gözler önüne seriyor. Bu sergiyi Sultanbeyli’de düzenliyor olmak da bence anlamlı, burası yeni yolların açılmasıyla meydana gelen kapsamlı dönüşümlerin ve kentsel yayılmanın boyutlarını gözle görünür kılan bir yer.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🍃 Şehrin Sınırlarını Yeniden Düşünmek, Yapıntı Doğa

Bu haftanın durakları arasında; Cumartesi Sabah Konserleri, Sidikli Kasabası, Baklava Cumhuriyeti, Hauser konseri ve daha niceleri var.

14 Kas 2023

Kundura Sahne ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR