Bir önceki Özgürlük Bülteni’nin yayımından sonra meydana gelen olaylar arasında en fazla tartışma yaratanı, İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener’in ‘’mertçe işlenen’’ olarak nitelediği siyasî cinayetleri takdirle anan konuşması oldu. Devletçi-milliyetçi dünya görüşü dikkate alındığında, Akşener’in ‘’mertçe işlenen cinayetler’’den kastının ne olduğu aşağı yukarı belliydi ama kendisinin vaktiyle kabinesinde İçişleri Bakanı olarak yer aldığı eski Başbakan Tansu Çiller yıllar evvel bunu açık-seçik biçimde ifade etmişti

Bir önceki Özgürlük Bülteni’nin yayımından sonra meydana gelen olaylar arasında en fazla tartışma yaratanı, İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener’in ‘’mertçe işlenen’’ olarak nitelediği siyasî cinayetleri takdirle anan konuşması oldu. Devletçi-milliyetçi dünya görüşü dikkate alındığında, Akşener’in ‘’mertçe işlenen cinayetler’’den kastının ne olduğu aşağı yukarı belliydi ama kendisinin vaktiyle kabinesinde İçişleri Bakanı olarak yer aldığı eski Başbakan Tansu Çiller yıllar evvel bunu açık-seçik biçimde ifade etmişti: ‘’Devlet için veya devlet adına’’ işlenmiş ve bundan dolayı da faillerini otomatik olarak ‘’şerefli’’ kılan cinayetler. Devlet adına işlenen cinayetlerin, bu tür cinayetlerin zirve yaptığı dönemde İçişleri Bakanlığı yapmış olan bir siyasetçi tarafından takdirle anılması ürkütücü olduğu kadar, Türkiye’de Devletin ‘’icab-ı halde’’ hukuk dışı yollara başvurmasının olağan bir uygulama olduğunu yeniden hatırlamamıza da vesile oldu.

Son zamanlarda en ilginç gelişmelerden biri ise, Türk ‘’astronot’’ Alper Gezeravcı’nın resmî açıklamaya göre ‘’uzayda bilimsel araştırmalar yapmak üzere’’, ama kamuoyundaki yaygın kanaate göre ‘’55 milyon dolarlık bir turistik gezi’’ yapmak üzere uzay yolculuğuna çıkması oldu. Uzay bilimlerinde uzmanlığı olmayan emekli bir pilotun bu gezide nasıl bilimsel araştırmalar yapacağı kadar, uzaya gidecek aracı ve uzayda bilimsel araştırma yapacak diğer teknolojik donanımı bulunmayan Türkiye’nin bu girişiminin ne anlamda bir ‘’uzay hamlesi’’ olduğu da merak konusu oldu.

Özgürlük Gündemi’nin bu sayısında A. Rıza Çoban geçen sayının editoryalinde sözünü ettiğimiz bir Anayasa Mahkemesi kararına konu olan 5651 sayılı ‘’sansür yasası’’nı hak ve özgürlükler açısından etraflıca değerlendirmektedir. Ömer Faruk Şen ise yazısında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde bir imamla kaymakam arasında vuku bulan malum ‘’Hutbe Krizi’’ni yorumlamaktadır. Enes Özkan da yazısında, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ihracat ile döviz kuru arasında belirleyici bir ilişki olmadığına dair açıklamasından hareketle, bir yandan dış ticaret meselesinin sadece ihracatı değil, ithalatı da dikkate alan bir bakışla ele alınması gerektiğine dikkat çekmektedir.

Özgürlük Gündemi’nin gelecek sayısında buluşmak üzere, esen kalın.

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

İmam ile Kaymakam Arasında “Hutbe” Krizi

Sansür Hükmünün İptali, Türkiye’nin İhracat ve Kur Sınavı, İmam ile Kaymakam Arasında “Hutbe” Krizi ve Açığa Çıkardıkları

29 Oca 2024

İmam ile Kaymakam Arasında “Hutbe” Krizi

İLGİLİ OKUMALAR