Ülke gündeminde dikkat çeken meselelerden biri, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri’nin son Türkiy

Ülke gündeminde dikkat çeken meselelerden biri, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri’nin son Türkiye Raporu’nun Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararlarının ardından gelmesidir. Aslında bu Raporun nahoş bulguları biz TC yurttaşları için bilinmeyen şeyler değildir. Rapor esas olarak Türkiye’nin ifade ve basın özgürlüğü, kadın ve LGBT hakları ile yargı bağımsızlığı konularındaki sicilinin gitgide daha da kötüleştiğini tespit etmektedir. Ama daha da ilginci, Komiser’in medyanın tamamına yakınının (%90’ının) hükümetin kontrolünde olduğunu tespit etmesi ve bu durumla Türkiye’nin insan hakları konusundaki kötü performansı arasında ilişki kurmasıdır.

Bu arada, İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatoviç‘in Türkiye’yi ziyaret talebinin ilgili makamlarca reddedilmiş olduğunu da öğreniyoruz ki, bu öncekinden daha az ilginç olmasa gerektir. İnsan hakları konusunda çalışan uluslararası sivil örgütlerin Türkiye hakkındaki tespit ve değerlendirmelerinin iktidardaki AKP-MHP koalisyonunu ‘’ilgilendirmediği’’ni zaten biliyorduk, ama bu iktidarın Avrupa Konseyi’nden gelen benzer uyarılara bile kulak vermesi de maalesef ihtimal dahilinde görünmüyor. A. Rıza Çoban aşağıda bu Rapor’u daha etraflı bir şekilde gözden geçirmektedir.

Bu arada, Cumhurbaşkanı Erdoğan da yaptığı ilginç bir açıklama da bu seçimin kendisi için ‘’son seçim’’ olacağını belirtti. Bu aslında ilginç olmaktan da öte tuhaf bir açıklama, çünkü ortada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın herhangi bir makam için aday olduğu bir seçim yok. Kaldı ki, kendisinin de kabul ettiği gibi, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına yeniden aday olması da anayasal olarak mümkün değil.

Bu durumda öyle görünüyor ki, Erdoğan partisinin adayının seçilmesini garanti altına alma davasına o kadar bağlanmış ve ayrıca İstanbul’un kazanılmasını o kadar istiyor ki bir cumhurbaşkanı olarak bu kampanyayı kendi seçim kampanyası gibi algılamaktan kendisini alıkoyamamış.

Bu sayıda ayrıca Enes Özkan AKP iktidarında ‘’seçim ekomomisi’’ uygulamalarının incelenmesine giriş olarak, 2017 yılında yapılan ve hükümet sistemini değiştiren Anayasa referandumundan bugüne uzanan ‘’seçim maratonu’’nu özetliyor, Ömer Faruk Şen de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Mart seçimlerinin kendisi için ‘’final’’ olduğuna ilişkin açıklamasının siyasî anlamını yorumluyor.

Özgürlük Gündemi’nin gelecek sayısında buluşmak üzere, esen kalın.


İLGİLİ OKUMALAR