Galata-Levent hattında bir sorunun peşinde

Berrak Göçer, hepimizin kendine en az bir defa sorduğu sorunun peşine, Gündüz Vassaf'ın "Leventnâme" kitabı eşliğinde cevap arıyor: "Ben nereliyim?"

Yazı: Berrak Göçer

Ben nereliyim?

Çiçeği burnunda bir Leventli olarak Gündüz Vassaf’ın Leventnâme kitabını okurken aklımdan hep bu soru geçti. “Adımızdan sonra adresimizin dünyası ilk aitliğimizdir” diyor Vassaf. Peki ben adımdan sonra nereye aitim?

Taksicilere sorarsanız doğma-büyüme İstanbullu olmama rağmen memleketim, annemle babamın doğdukları Sivas. Tabii sadece kuru bir “Sivas” da yetmez, Sivas’tan çok Sivaslının yaşadığı İstanbul’da bu yanıtı mutlaka, “Neresinden?” izler; ilçe, ardından köye inilir. Annemle babamın ikisi de aynı şehirde ama farklı köylerde doğdukları için dolaylı bir ilişkimin bulunduğu, özdeşleşmediğim yerleri makineli tüfek gibi saymak zorunda kalırım.

Benim ilk evimse Bağcılar’daydı ama burada 1 yaşına kadar kalmışım. Daha sonra ilk hatırladığım evimizde, Bahçelievler’de oturduk. Resmî olarak bakarsak da babam Madımak’tan sonra kütüğünü taşıdığı için ailece Bahçelievlerliyiz zaten. Ama burada ben 5 yaşına girene kadar yaşadık sadece. Dahası oradayken henüz kardeşim doğmamıştı, dolayısıyla bana hiçbir zaman tam bir “çocukluk evi” hissi vermemiştir. Olsa olsa “bebeklik evim” olabilir.

Buradan, 17 yaşında üniversiteye gidene dek oturduğum, annemin hâlâ oturduğu Ataköy’deki eve geçtik. Ait olduğum bir çocukluk evim varsa bu, şüphesiz kesintisiz olarak en uzun yıllarımın geçtiği, en çok anı biriktirdiğim Ataköy’dür. Gel gör ki ben kendimi hiçbir zaman Ataköy’e ait hissetmedim. Ortaokula Ortaköy’de başladığım dönemden itibaren sanki mekana değil, insanlara ait olmak arzusuyla çoğunlukla okula yakın yaşayan arkadaşlarıma yakın olmaya heves ettim.

1. Levent de hayatıma bu sıralar girdi. En yakın arkadaşım, Vassaf’ın sık bahsettiği, Emlak Kredi Bankası’nın özgün projesindeki bahçeli, müstakil Levent evlerinden birinde oturuyordu. 1998 yazında doğum günü kutlamasına bu eve gidince 1. Levent’le tanışmış oldum. Aslında Ataköy de bir Emlak Kredi Bankası projesi, binaların her zaman geniş bahçeleri var, sokaklar ağaç dolu, hatta küçük, bahçeli sıraevler de mevcut. Ama tabii benim derdim projenin sahibi ya da güzelliği değil, arkadaşlarımdı.

Ortaokul, aynı zamanda Taksim’le tanıştığım yıllardı. Babamla hafta sonları arabayı Tepebaşı’na park eder, önce Meydan’a gidip oradan Tünel’e doğru kitapçılara gire çıka yürürdük. İstiklâl Kitabevi, Megavizyon, Literatür, İstavrit, Sabah Kitap Kulübü, Robinson Crusoe, Ada, Dünya, Alman Kitabevi, Can, Pandora. Galatasaray’dan sonra–bugünküyle kıyaslanamayacak–kalabalık epey azalır, Odakule’den sonra in cin top oynardı. En son KV’de oturur, bir şeyler yer içerdik.

Taksim ve İstiklal’le kitap sevgisi üzerinden kurduğum bu bağ, lise yılları ve sonrasında arkadaşlarımla şehrin gecesini yaşamaya başlayınca farklı bir biçimde derinleşti. Cihangir’le tanıştığımda bu bölgede yaşanabileceğini de öğrenmiş oldum. Üniversiteden sonra kendi evime çıkacağımda, biraz da o an Cihangir’de aradığım gibi bir yer bulamadığımdan tercih ettiğim mahalle Galata oldu.

Galata’da dolu dolu 15 sene geçirdikten sonra, geçen sonbahar 1. Levent’e taşındım. Beyoğlu’ndan çıkma kararını çok zor verebildim, verebildikten sonra bile taşınmam zor oldu; kendimi hiçbir zaman Beyoğlu dışında görmemiş, Cihangir’den öteye geçeceğimi hiçbir zaman düşünmemiş, bana göre şehrin kalbi olan bu mahalleler dışında bir yerde yaşamayı hiçbir zaman hayal etmemiştim.

İnsanın kendine dair bir fikri oluyor. Bazen “kendi” değişiyor–istekler, ihtiyaçlar, hayaller, planlar, hayat şartları yüzünden ya da sadece eşyanın doğası gereği bir noktadan başka bir noktaya kayıyor. Ama kendine dair fikri sabit kalıyor. Çeşit çeşit sebepten bu fikre sıkı sıkı tutunuyor, bırakırsak düşerek yok olmaktan, yitip gitmekten korkuyoruz. Benim de artık Galata’dan farklı bir şeye ihtiyacım vardı ama Beyoğlu kalıbından çıkmakta zorlanıyordum.

Vassaf gelişime, değişime karşı biri değil. Hatta hem yaşama hem de yaşamaya tutkuyla bağlı olduğundan ikisine de kucak açıyor. Bu yüzden Çocukluğumla Buluşmalar üst başlığıyla yayımlanan Leventnâme kitabında okuru karşılayan esas his nostalji değil. Elbette Levent’in geçmişine gidiyor, üstelik Vassaf ailesi bu bölgedeki yapılan ilk evlerden birinin sahibi olduğundan 1. Levent’e kuruluşundan itibaren tanıklık ediyoruz.

YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🎆 Chris Avantgarde, Levent-Beyoğlu hattı

Bu hafta Chris Avantgarde'ın setleriyle dans pistindeyiz. Hareketli tiyatro sezonunda yeni oyun keşfine "Bir Ressam, Bir Katil, Bir Bokçu" ile devam ediyoruz.

04 Şub 2025

Meşher ile birlikte
🎆 Chris Avantgarde, Levent-Beyoğlu hattı

İLGİLİ OKUMALAR