Anneliğin ‘kutsal’ topraklarında yeni bir oyun

"Kutsal" bizi, yeni anne Nina’nın peşinde, anneliğin "kutsal" olduğu iddia edilen topraklarının puslu, ürkütücü sularına çekiyor. Gerilim/mizah dokusunu çok dengeli bir şekilde ören oyun, üç güçlü oyuncuyu; Seda Türkmen, Ümmü Putgül ve Neriman Uğur’u uyumla buluşturuyor. Nina ise Seda Türkmen’in bedeninde sahnede doğuyor adeta…

Yazı: Bahar Çuhadar

"Anne" olunca bir kadın ne doğurur? Sezonun en yeni oyunlarından Kutsal’ın sorusu/sorunsalı en temelde galiba bu cümle kadar sade olurdu. Kendi yanıtlarımı sıralayayım: Heyecan, endişe, mutluluk, tarif edilemeyecek bir sevgi, bağlılık, korku, yetersizlik, kabus, vicdan azabı, suçluluk, kıskançlık, umut, kaybetme anksiyetesi, kendi ölümünden daha önce hiç olmadığı kadar korkma, merak, utanç, güç, zayıflık… Buraya annelik deneyimi olan her bir kadın, kendi kelimesini ekleyebilir ve bu liste sonsuza kadar uzayabilir. Coğrafya ve zaman fark etmeksizin, tüm annelerin birbirini anlayabileceği tanımsız bir dilin sözlüğünü oluşturabiliriz böylece.

Tatlı Ekşi Tiyatro ve Biletinial ortak yapımı Kutsal; sahnelenmeden önce farklı zamanlarda okuyup çok etkilendiğim metniyle sezonun sözü en sert ve kuvvetli oyunlarından biri olarak geçen hafta seyirci karşısına çıktı. İngiliz yazar Morgan Lloyd Malcolm’ın kaleme aldığı oyun, annelik deneyimine, çok konuşulmayan (konuşulması pek de tasvip ve tercih edilmeyen) uç bir noktadan bakıyor.

Özgün adıyla Mom, bizde Melisa Kesmez’in duru çevirisiyle ve Kutsal adıyla sahnede. Yazar Malcolm, bizi tanıştırdığı "taze" anne Nina’nın peşinde, anneliğin hemen her kültürde ve zamanda "kutsal" olduğu iddia edilen topraklarının, puslu, kirli, görmezden gelinen, ürkütücü sularına çekiyor. Oyun, eskiden belki ancak kadınlar arasında sessizce dile getirilen, şimdilerde biraz da sosyal medyanın etkisiyle daha çok duyulan, annelikle birlikte gelen depresif, tüketici, kadına ve bazen bebeğe de duygusal ve fiziksel olarak zarar veren hâlleri düşünmeye, hissetmeye çağırıyor. Literatürde "Sarsılmış bebek sendromu" olarak bilinen durum üzerinden kurulan hikaye, kendi annesinin kaybının hemen üzerine çocuğunu dünyaya getirmiş olan genç bir annenin, bu deneyimle başa çıkamamasının çok güçlü bir anlatısı.

Oyunun Türkiye’deki ilk yorumu olan Kutsal’ı, daha önce pek çok çağdaş yabancı yazarın oyununu sahneye taşımış olan Tuğrul Tülek’in rejisi ve üç kadın oyuncunun, Seda Türkmen, Ümmü Putgül ve Neriman Uğur’un oyuna başarıyla yerleşen yorumlarıyla izliyoruz. Cem Yılmazer’in bizi önce beyazın, sonra renk tayfının çeşitliliği içine yerleştiren dekor ve ışık tasarımı, oyunun en güçlü yanlarından biri. Bembeyaz başlayan ve göze ilk anda tek tip hissi veren dekor, tüm yüzeyleriyle renkten renge bürünerek oyunun farklı mekanları olarak hizmet ediyor. Sahnenin gerisinde, küp küp bölünmüş hâldeki beyaz duvar, bizi önce bir okyanusa/denize/anne karnındaki suya götürecek görüntülere ulaştıracak. Nina, bu su görüntüsü ve sesiyle belirecek karşımızda ilkin. Nina’nın doğum anıyla/doğumdan üç ay sonraki hâlini, Seda Türkmen’in bedenini adeta suya bıraktığı devinimi eşliğinde önümüze seriyor oyun. Ve bu ilk reji fikri, hem doğum deneyiminin kuvvetini hem de akabindeki karmaşık ruh hâlini tek bir dans sahnesiyle nefis bir şekilde somutlaştırıyor.

YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

✊🏻 Mireille Mathieu, Yeniden FA!

Bu haftanın ajandasında müzik var: Mireille Mathieu ile merakla beklenen Buika & Kibariye konserleri VW Arena'da. Yeni ve En Yeni Müzik Festivali de 6. edisyonuyla dört gün boyunca Arter'de.

18 Şub 2025

Belgeleyen: Ayten Çelik

İLGİLİ OKUMALAR