Tatavlada Son Dans

Şaban Ol’un 'Eleni ve Gül' eserinden yola çıkan ve Sumru Yavrucuk’un uyarlayıp yönettiği 'Tatavlada Son Dans' oyunu, bu sezon yenilenen yorumu ile yeniden seyirciyle buluşuyor.
Yazı: Suha Çalkıvik
Tarih boyunca yaşanılan acılı dönemler asla birbiriyle karşılaştırılamaz. Ancak 6-7 Eylül 1955'te yaşananlar, ülke tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biriydi. Saldırı olayları planlı, sistemli ve düzenli olarak gerçekleştirilmişti. On yıllar sonra bu olayları düzenleyen ve kitleleri kışkırtanlar da bunu itiraf etmişlerdi. Yağmalamalar, yıkımlar ve talanlar sadece maddi zarar yaratmamış, ülkemizin kozmopolit yapısı da paramparça edilmiş ve aslında buralı olan binlerce insan, yurtlarını, evlerini terk etmek zorunda bırakılmıştı. Cumhuriyet Dönemi Azınlık Politikaları ve Stratejileri Bağlamında 6-7 Eylül Olayları adlı kitabında Dr. Dilek Güven o günleri şöyle anlatır:
"6 Eylül 1955 günü saat 13.00'te devlet radyosu, Selanik'te Atatürk'ün doğduğu eve yapılan bombalı bir saldırı haberini duyurdu ve bu haber öğleden sonra İstanbul Ekspres gazetesinin iki ayrı baskısıyla yayıldı. Aynı günün öğleden sonrasının geç saatlerinde, Taksim Meydanı'nda bir protesto mitingi düzenlendi. Bu mitingin ardından, bazı gruplar İstiklal Caddesi'nde bulunan gayrimüslimlere ait işyerlerinin camlarını taşlamaya başladılar. Kısa sürede Taksim civarındaki gayrimüslimlerin geleneksel ikamet ve iş çevresi olarak bilinen bölgeler, çeşitli araç gereçlerle donanmış olarak gelen ve işyerlerini, evleri, okulları, kiliseleri ve mezarlıkları tahrip eden insan yığınlarının akınına uğradı. Aynı biçimde, İstanbul'un değişik semtlerinde ve hatta Adalar'da şiddet olayları meydana geldi. 6-7 Eylül Olayları, Rum, Ermeni ve Yahudilerin büyük göç dalgalarıyla ülkeden ayrılmasına neden olmuştur."
Oyun, geçmiş ile bugün arasına sıkışıp kalmış, hayatın bütün kötülüklerine karşı direnen iki can yoldaşı kadının, Eleni ile Gül’ün dayanışmasının öyküsünü anlatıyor. İki karakterin kendi aralarında oynadıkları minik oyunlar, bellek tazelemek ile unutmak, terk edip gitmek ile yaşamakta ısrar etmek üzerine kurulu. 6-7 Eylül’deki büyük yağmanın ardından İstanbul’u yani evini terketmemekte kararlı olan Eleni’nin evi, artık yurdunu temsil etmektedir. İki kadın birbirlerinin kahkahalarına ve göz yaşlarına sığınarak eski günlerini, eski hayatlarını anarlar. Oyunun sonuna doğru Gül’ün eve yardımcı olarak girip oyun arkadaşına dönüşmesi, birlikte müzikholde çalışmaları ve yıllar sonra açığa çıkan bir sırra ortak olmaları, onları birbirlerinden kopamayacak hâle getirir.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta, Pera Film'in 8 Mart'a özel gösterim programı "Başka Bir Yerde", Béjart'ın "Ballet For Life" gösterisi ve Kiefer'ın ses manzaraları için heyecanlıyız. "Gözbağcı", "Tatavlada Son Dans" ve İstanbul’un Su Mirası Turu da bültende.
04 Mar 2025

İLGİLİ OKUMALAR


