Kerem Ali Boyla ile Türkiye'nin kuşları ve kuş gözlemciliği üzerine

9 Mayıs Dünya Göçmen Kuşlar Günü'nde 15 yılı aşkın süredir bu alanda yürüttüğü çalışmalar ve sunduğu katkılarla Türkiye’nin önde gelen kuş gözlemcileri arasında anılan Kerem Ali Boyla’yla sohbet ettik. Türkiye’deki sulak alan tahribatından kuş gözlemciliğine nasıl başlanacağına, avcılığın durumundan kentlerdeki kontrolsüz yapılaşmanın kuşları nasıl etkilediğine kadar aklımıza takılan meseleleri sorduk.
Yazı: Deniz Aytekin
9 Mayıs Dünya Göçmen Kuşlar Günü'nde 15 yılı aşkın süredir bu alanda yürüttüğü çalışmalar ve sunduğu katkılarla Türkiye’nin önde gelen kuş gözlemcileri arasında anılan Kerem Ali Boyla’yla sohbet ettik. Türkiye’deki sulak alan tahribatından kuş gözlemciliğine nasıl başlanacağına, avcılığın durumundan kentlerdeki kontrolsüz yapılaşmanın kuşları nasıl etkilediğine kadar aklımıza takılan meseleleri sorduk.
Biz seni uzun yıllardır yürüttüğün kuş ve biyolojik çeşitliliği koruma çalışmalarıyla tanıyoruz. Bu alana nasıl yöneldin ve nasıl bir yol izledin biraz anlatır mısın?
12 yaşımda teyzemin bana hediye ettiği bir kuş kitabı sayesinde kuşları izlemeye başladım ve böylelikle biyoloji okumaya karar verdim. ODTÜ’de biyoloji eğitimi aldım ve yurt dışında ekoloji alanında yüksek lisans yaptım. Ardından Güney Amerika’da çalıştım ve And ülkelerindeki önemli kuş alanlarının bir envanterini hazırladım. Türkiye’ye geldikten sonra hep kuş gözlemcilerinin verilerini doğa koruma ve bilimsel çalışmalar için nasıl kullanabileceğimize kafa yordum.

Dünyanın dört bir yanından habitat kaybı, ormansızlaşma, iklim krizine bağlı felaketler ve insan etkisi gibi nedenlerle hayvan türlerinde yoğun popülasyon kaybı haberleri geliyor. Türkiye, yangın kuşağı üzerinde bulunduğundan bu konuda ekstra kırılgan bir coğrafya. Sen bu denli yoğun bir araştırma hâlindeyken Türkiye’deki türler hakkında ne gibi bilgiler elde ediyorsun?
Bu çok karışık bir konu, hem olumlu hem de olumsuz hikayeler barındırıyor. Genel olarak baktığımızda gerek doğal yaşam alanlarının kalitesi gerek kapladığı alanın daralmış olması biraz da insan varlığının balıkçılık, avcılık, şehirleşme gibi etkileriyle bu alanların bozulması, kuşların bu alanlardan kovulması nedeniyle son 50 yılda çok ciddi düşüşler yaşadığımızı düşünüyorum. Bu düşüşü somut olarak bütün türlerde ifade etmek çok zor çünkü birkaç seçili kuş türü haricinde Türkiye’de de kuş popülasyonlarıyla ilgili fazla bir veri yok. Ama temel olarak zayıf bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim.
Örneğin akbabalar ve kartallar: Önceden Türkiye’de beş tane kartal yuvalarken şu anda yalnızca bir tane yuvalıyor. “Doğal alanların taşıma kapasitesi” diye bir kavram vardır; orada bulunabilecek maksimum yabani birey sayısını belirler. Türkiye kuşlar açısından kendi kapasitesinin çok altında; bu muhtemelen diğer türler için de geçerlidir.
İstanbul özelinde düşünecek olursak ormanlık alanlar bu denli parçalanmışken bir de olası Kanal İstanbul Projesi ya da farklı dev yapı projeleri kentteki doğal yaşamı nasıl etkileyecek?
Kesinlikle kötü etkileyecek ama bunun dışında İstanbul’un yeşil alan sorununun, genel olarak depreme dayanıksız şehir olmasının, deprem toplanma alanlarının olmamasının, hepsinin ana nedeni, emlak değerinin çok yüksek olması. Biz bu bu piyasayla ilgili bir müdahale yapmadığımız sürece bu sorunlar çözülmez. Ben Kanal’ı çok gerçekçi ve yapılabilir bir proje olarak görmüyorum ama Kanal’la hedeflenen yeni yapı alanları açılması ve bunların satılması gibi projeler kolay kolay durmayacak gibi.
İstanbul’un en büyük sıkıntısı Kanal gibi projelerin ötesinde emlak projeleri. Ne belediyelerin ne de özel bireylerin yeşil alan yapacak bir gücü yok. Diyelim ki benim son bir arazim kaldı Bakırköy’de. Ben bunu insanlara faydalı olsun diye yeşil alan yapmak istiyorum, ama bir müteahhit geliyor ve “Ben bu alana iki milyon dolar veriyorum” diyor. Benim de ailem çocuğum var o zaman diyorum ki “Tamam ya ben mi koruyacağım İstanbul’un doğasını yeşilini.” Satıyorum, orası da 13 katlı bir rezidansa dönüşüyor.
Meseleler karışık ancak uzun dönemde bu yeşil alanlara gerçekten ihtiyacımız var bence bunu anlatmamız lazım. Bana sorarsanız bu mesele yalnızca İstanbul’la da çözülmez, belki de Anadolu’da çözülür onu da bilemiyorum.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'nin en önemli ekolog ve kuş gözlemcilerinden Kerem Ali Boyla ile Türkiye'nin kuşlarını ve kuş gözlemciliğini konuştuk. Baharın müjdecisi Hıdrellez'in farklı kültürleri nasıl biraraya getirdiğini inceledik.
10 May 2025

İLGİLİ OKUMALAR


