Kitaplarla otoriter yönetimleri anlamak (1)

Nasıl oldu da insan hakları bilincinin toplumsal tabana yayıldığı, herkesin bilgiye erişiminin sağlandığı, göreceli de olsa yaşam kalitesinin küresel olarak yükseldiği bir dönemde otoriter yönetimler geri geldi? Nasıl oluyor da hakları, özgürlükleri ve modern demokrasiyi geriye götürmeyi vadeden kişiler halkta bir karşılık buluyor? Üç kitap üzerinden bu sorulara cevap arayan bu yazı dizisi, Stefen Zweig'ın "Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castellio Calvin'e" adlı kitabıyla başlıyor.

Yazı: Serkan Köybaşı

Dünya genelinde otoriter dalganın yükselişi, çok tartışılan ve neredeyse herkesin üzerinde uzlaştığı bir olgu. Çin ve Rusya gibi demokratik olmayan ülkelerin ABD'ye karşı bir denge unsuruna dönüşmesinden ABD'de hukukun üstünlüğünü, kişi hak ve özgürlüklerini pek de önemsemeyen Trump gibi bir başkanın seçilmesine, Brezilya'dan Macaristan, Hindistan ve Türkiye'ye popülist aşırı sağ partilerin ve otoriter liderlerin güç kazandığını görüyoruz.

Peki nasıl oldu da insan hakları bilincinin toplumsal tabana yayıldığı, herkesin bilgiye erişiminin sağlandığı, göreceli de olsa yaşam kalitesinin küresel olarak yükseldiği bir dönemde otoriter yönetimler geri geldi? Nasıl oluyor da hakları, özgürlükleri ve modern demokrasiyi geriye götürmeyi vadeden kişiler halkta bir karşılık buluyor veya iktidarlarını koruyabiliyor?

Bu sorulara üç kitap üzerinden cevap vermeye çalışacağım. Bu yazı da üç kitaplık bu serinin ilki olacak.

Bir fikrin diğerlerini bastırması

Otoriter yönetimleri anlamak için bakmayı önerdiğim ilk kitap, Stefan Zweig’ın ilginç ve beklenmedik şekilde bugünlerde Türkiye’nin de gündemine giren bir kitabı. Belki kaçıranlar olmuştur, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, X’te paylaştığı fotoğrafta masasının üzerindeki kitapları da ifşa etti.

  • Masada Öcalan’ın kitabının olması daha çok konuşuldu ancak Zweig’ın Protestan din adamı ve lider Calvin’in 16. yüzyılda Cenevre’de kurduğu acımasız iktidarını anlattığı Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castellio Calvin’e adlı kitabının da orada olması benim daha çok ilgimi çekti.

Bu kitapta Zweig, bugünlere de ışık tutan bazı gözlemler yapar. Örneğin, “Şu ya da bu, fark etmez–hangi fikir, farklı kanaatleri tek kalıba döküp düzene sokmak üzere şiddete başvurursa o andan itibaren artık bir ideal değil, vahşettir” diyen ünlü yazar, terörün, yani halk arasında yaratılan büyük korkunun kaynağının devlet de olabileceğine işaret eder:

Sistemli bir biçimde düşünülüp tasarlanmış, despotça uygulanan devlet terörü, bireyin iradesini etkisiz hâle getirir; her toplumu çözer, altını oyar. Bitiren bir hastalık gibi ruhları kemirir vebu onun son sırrıdır—çok geçmeden toplumsal korkaklık onun yardımcısı ve yardakçısı olur (…)


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🧭 Suriye'de çatışmalar, Gazze'de açlık

Suriye'de yeniden başlayan çatışmalar, Gazze'de açlık krizi, İsrail toplumunda nefretin kaynağı, Güney Kafkasya'da yeni cepheler, beyaz yakanın mizahi temsili ve Türkiye'de gençlerin iş arama deneyimleri.

24 Tem 2025

🧭 Suriye'de çatışmalar, Gazze'de açlık

İLGİLİ OKUMALAR