Kitaplarla otoriter yönetimleri anlamak (2)

Nasıl oldu da insan hakları bilincinin toplumsal tabana yayıldığı, herkesin bilgiye erişiminin sağlandığı, göreceli de olsa yaşam kalitesinin küresel olarak yükseldiği bir dönemde otoriter yönetimler geri geldi? Nasıl oluyor da hakları, özgürlükleri ve modern demokrasiyi geriye götürmeyi vadeden kişiler halkta bir karşılık buluyor? Üç kitap üzerinden bu sorulara cevap arayan yazı dizisi, ikinci bölümde Anne Applebaum’un "Autocracy, Inc." adlı kitabıyla devam ediyor.

Yazı: Serkan Köybaşı

Yakın zamanda yayımlanan bir kitap, takip ettiğim çevrelerde küçük bir bomba etkisi yarattı. Kitabın yazarı, Cambridge Üniversitesi Varoluşsal Risk Araştırma Merkezi’nden Dr. Luke Kemp, Goliath’s Curse (Goliath’ın Laneti) adlı kitabında 5.000 yıllık medeniyeti incelemiş ve şu sonuca ulaşmış:

“Büyük olasılıkla oldukça yakın bir zamanda kendi kendimizi yok edeceğiz.

Gelecekle ilgili karamsar olduğunu söyleyen Kemp, bu seferki medeniyet çöküşünün tarihte daha önce yaşanan örneklerinden daha da sert olacağını, çünkü daha önce hiç bu kadar birbirine bağımlı ve eşitsiz bir medeniyet yaratmadığımızı söylüyor.

Kemp’in medeniyetimizin hızla çöküşe doğru gittiğine yönelik fikrinin gerekçesi, dünyamızın iklim değişikliği, nükleer silahlar, yapay zeka ve katil robotların tehdidi altında olduğu bir dönemde narsist Trump, psikopat Putin ve Makyavelist Şi Cinping’in aynı anda yönetici pozisyonuna gelmesi. Dolayısıyla, kendi kendimizi yok etmek için tüm şartlar hazır ve tarih bir kez daha tekerrür edecek. Yazara göre, bu senaryodan tek bir çıkış yolu var: Aslında özümüzde iyi insanlar olduğumuzu hatırlamak ve otoriter yönetimleri besleyen her şeyi reddetmek.

  • Örneğin, yapay zeka şirketlerinde çalışmamak, bu liderlerin peşinden gitmeyi bırakmak ve direnişe geçmek.

Direnmek için önce anlamak gerekiyor

Bir savaşı kazanmak için en iyi taktiklerden birinin “düşmanını iyi tanımak” olduğu söylenir. Öyleyse, bizim de Kemp’in öngördüğü bu akıbeti tersine çevirmek için otoriter liderleri ve genel olarak otokrasiyi iyi tanımamız gerekiyor. İşte bu nedenle, bu serinin ikinci yazısında Anne Applebaum’un Autocracy, Inc.’ine bir göz atmayı teklif ediyorum. (Anladığım kadarıyla kitabın Türkçesi yakın zamanda piyasada olacak. Ben orijinal versiyonunu okudum; dolayısıyla, aşağıda okuyacağınız alıntılar benim çevirim.)

Kitabın genelinde otoriter liderlerin kendi aralarında bir tür iletişim içinde oldukları ve birbirlerini destekledikleri iddiasını sürdüren Applebaum, kitabın daha başında Batılı okuyucuyu uyarıyor:

"Otokrasi bir siyasal sistem, toplumu şekillendirmenin bir yolu ve iktidarı örgütlemenin bir yoludur. Dolayısıyla sadece belli kültür veya dinler onu üretmez. Hiçbir millet otokrasiye mahkum olmadığı gibi, hiçbir milletin demokrasisi de güvence altında değildir."

Böylece yazar, Ece Temelkuran’ın How to Lose a Country kitabında yaptığı gibi, daha en başta “Bu okuyacağınız başkasının değil, hepimizin hikayesi” mesajını veriyor.

Söylemin önemi

Bunun ardından Applebaum, dilin otoriter yönetimlerin kurulmasındaki rolüne değiniyor. Zira, bir otokrasinin fiziken kurulabilmesi, önce beyinlerimizin ve düşüncemizin kolonize edilmesiyle mümkün olabiliyor. George Orwell’in 1984’ünde de vurgulanan söylem hâkimiyeti, Applebaum’a göre de her şeyin temeli. Bu çerçevede otoriter liderlerin açıkça yalan söyleyebildiğine ve biz her ne kadar buna çok şaşırsak da aslında bunu bilerek yaptığına işaret ediyor. Çünkü yazara göre, “Bazen amaç insanları yalana inandırmak değil, yalancıdan korkmalarını sağlamaktır.”

Hepimiz bazen siyasal gündemi takip ederken “Ben artık yetişemiyorum, bu da mı oldu?” ya da “Bunun bu konuyla ne ilgisi var?” gibi düşüncelere kapılıyoruzdur. İşte bu, Applebaum’a göre, sizi pasif bir yurttaşa dönüştürmek için bilerek yaratılan bir söylem kargaşası. Yazara göre:

“Eğer etrafınızda ne olup bittiğini anlayamıyorsanız gidip bir demokrasi hareketine katılmaz veya doğruları söyleyen bir lideri takip etmezsiniz. Bunun yerine politikayı takip etmeyi tümden bırakırsınız.”

Bir başka deyişle, otoriter liderler gündemdeki karmaşayı bilerek yaratır ve adeta bütün tuşlara aynı anda basar. Böylece vatandaş da yorulur, siyasetten soğuyup geleceğe dair plan yapmayı bırakır; demokratik bir ülkede yaşama umudunu unutur ve gündelik zevklere yönelir.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🤝 İlk komisyon toplantısı, diploma skandalı

Meclis komisyonu, sahte diploma skandalı, otoriterliğin küresel işleyişi ve sokak hayvanlarının durumu.

08 Ağu 2025

🤝 İlk komisyon toplantısı, diploma skandalı

İLGİLİ OKUMALAR