UEFA, Filistinli Pele'nin katilini neden görmedi?

Geçen hafta Filistin Futbol Federasyonu, “Filistinli Pele” olarak anılan millî futbolcu Suleiman al-Obeid’in İsrail’in saldırısı sonucu hayatını kaybettiğini bildirdi. 41 yaşındaki futbolcu, İsrail’in insani yardım bekleyen sivillere yönelik saldırısında öldürülmüştü. UEFA'nın hiçbir faile ve koşula işaret etmeyen anma mesajı ise başta futbolcu Muhammed Salah olmak üzere büyük bir tepki topladı.
Yazı: Enes Köse
2022’de Rusya-Ukrayna savaşı henüz başlamışken Time dergisi, kapağına bir Rus tankını taşıyarak “Tarih geri döndü” başlığıyla ufukta bekleyen bir felaketi resmediyordu. Sovyetlerin yıkılmasının ardından tarihin sonunu ilan eden ABD’li ve Avrupalı uzmanlar, artık liberal demokrasinin mutlak biçimde galip geldiğini ve insanlığın ideolojilerin sultasından arınıp bu anlamda nihai bir durağa eriştiğini varsayıyordu. Batı’nın bu zaferinin ardından artık “en uzun kabus” olan tarihin işleyeceği küresel bir dinamik kalmamış ve Hegel’in hareketini seyrettiği bir idea olarak tarih ilerlemesini durdurmuştu.

Ancak Batı merkezli her “son” gibi bu da varlığını çok sürdüremedi ve Avrupa kendisini tehlike altında gördüğü an tarihin tekerinin yeniden hareket ettiğini keşfetti. Avrupa cephesi bu tehlike karşısında aldığı askeri önlemlerin yanında kültürel olarak da tarihin akışı karşısında bir cephe açtı. Filarmoni orkestrası şeflerinden Eurovision katılımına ve oradan olimpiyatlar ve Dünya Kupası gibi uluslararası spor turnuvalarına kadar Rusya’yı söz konusu tarihin dışında bırakacak bir karartma politikasına başvurdu. Her türlü yaptırım akan tarihin “doğru tarafında” durmak için atılmış adımlar olarak lanse edildi ve birçok alanda da karşılık buldu.
Batı bloku, çok geçmeden Rusya’da başlattığı tarihi, 7 Ekim 2023’te bir süreliğine dondurdu. Hamas’ın İsrail’e karşı başlattığı saldırının ardından çok kısa sürede “İsrail’in kendini savunma hakkı” retoriği ile İsrail-Filistin meselesinin 7 Ekim’de başlayan, donuk ve bağlamsız bir resmini sunarak yine tarihin “doğru tarafında” durduklarını gösteren bir anlatı geliştirdiler. Böylece Filistin’de çok uzun süredir bir Apartheid rejimi sürdüren İsrail’de tarih yeniden harekete geçmişti.
İsrail’in 7 Ekim’e cevap olarak Filistin’de bir soykırım suçu işlemesi, Avrupa’yı ve Batı blokunu bu pozisyondan geri adım attırmadı; aksine İsrail her platformda 7 Ekim mağduru olarak temsiliyet buldu. Soykırıma yönelik herhangi bir kitlesel tepki ise antisemitizm adı altında cezalandırıldı ve korkunç bir polis şiddetiyle karşılaştı. Ancak gelinen noktada uluslararası ilişkiler sahnesinde Avrupa’nın politik bir değişikliğe gittiği görülüyor. Bu politikayla beraber değişen söylemlerin dinamiklerine değinmeden önce, geçen günlerde hayatını kaybeden Filistinli futbolcunun hikâyesine bakalım.
NEREDE YAYIMLANDI?
Hükümetten boşanma ve nafaka düzenlemeleri, UEFA'nın "Filistinli Pele" mesajı, öğrenciliğin maliyeti, turizmin modern dinamikleri, Francesca Albanese'nin mücadelesi.
15 Ağu 2025

İLGİLİ OKUMALAR


