Duyguların kültürel politiği

Bu yazıda duyguların kültürel politiğini biraz eşelerken, feminist perspektiften doğada bulunma pratiklerini, kadınların patriyarkal sistemin etkisiyle geliştirdiği içselleştirilmiş korkularını ve yıllardır edindiğim outdoor tecrübelerinden öğrendiklerimi aktarmaya çalışacağım.

Yazı: İrem Çağıl

Bir süredir açık havada uyuyorum. Ege’nin ortasındaki bir adanın belediye kampında uzun süreler geçirdikten sonra son iki haftadır daha yeşil, dağlık başka bir adanın saklı vadilerinden birindeyim. Vadi, yüksek bir dağdan denize doğru akan bir nehrin yatağı boyunca ilerliyor ve sonunda küçücük bir koyda denizle buluşuyor. Kışları suyun debisi yüksekken nehirle deniz birleşik, yazın ise nehir denizden az ötede küçük bir gölet oluşturarak durduğu için kenarındaki alçak kayalıklardan ilerleyerek önündeki koya ulaşmak mümkün. Nehrin denize açıldığı yamaçta ise bir zamanlar güneşin battığı noktaya bakacak şekilde konumlandığı belli olan bir yapıdan kalan taşlar var. Bunlar sadece temelleri görünür olsa da adada önemini hâlâ koruyan, Yunan mitolojisinin en önemli tanrıçalarından Artemis’e adanmış bir tapınağın kalıntıları. (Artemis’in bilinen en önemli tapınağı ise Türkiye kıyısında, Efes’te bulunuyor.)

Çadırım Artemis tapınağından yürüyerek 10 dakika mesafedeki sık bitki örtüsüyle kaplı vadidin içlerindeki bir ağacın koynunda, denizden gelen güçlü rüzgar karşısında, eğilerek büyümüş koca bir çam ağacının yarattığı, rahme benzeyen, korunaklı boşluğun içinde. Yukarıdan bakıldığında hiç anlaşılmasa da vadi boyunca neredeyse her ağacın altında bir çadır ya da hamak var var. Yukarıdaki şelaleye kadar ilerleyen bu bölgede çoğunluğunu gençlerin, üniversite öğrencilerinin, müzisyenlerin oluşturduğu neredeyse küçük bir köy nüfusuna denk bir kalabalık konaklıyor. Adada yaz ayları şenlikle, müzikle geçtiği için, akşamları çeştli yerlerde çalan amatör müzisyenler ve tatile çıkmış öğrenciler, yüksek sezonda tursitlere göre ayarlanan konaklamalara bütçe yetiştiremedikleri için buradalar.

Gündüzleri nehir başında klarnetini, kemanını pratik edenlerin sesleri duyuluyor ara sıra, herkes kendi hâlinde, kimse kimsenin sınırını ihlal etmiyor. Burada kendimi güvende hissediyorum. Oldukça stresli geçen bir yılın ardından çadırımda ya da hemen önüne kurduğum hamakta çok huzurlu uykulara dalıyor, vadide tek başıma yürüyüşler yapıyor, akan suyun yarattığı göletlerde ve denizde yüzüyorum. Yakında bir bakkal ve interneti olan kafeler, restoranlar bulunuyor; gerektiğinde kolayca erişebiliyorum.

YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

🏕 Manzaralı kamplar, seyahat endişeleri

Slovenya'dan İtalya'ya Avrupa'nın muhteşem manzaralı kamp alanlarını inceledik; kadınların doğada bulunma pratiklerine, patriyarkal sistemin etkisiyle geliştirdiği içselleştirilmiş korkularının yansımalarına baktık.

17 Ağu 2025

İLGİLİ OKUMALAR