10 Ocak'ta gazeteciler anlatıyor

Basın özgürlüğü, 65 yıl önce gazetecilerin sessiz yürüyüşünde bir pankartta yazıldığı gibi, gazetecilerin "hem simidi hem de hürriyeti". Ancak bugün o yürüyüşü yeniden yapmak yalnızca cesaret değil, bedel gerektiriyor. Soru artık “Yapabilir miyiz?” değil; bu koşullarda susmanın, dağınık kalmanın ve parıltılı bireysel başarı hikayelerine sığınmanın bizi nereye sürüklediği.
Yazı: Ilgaz Gökırmaklı
Takvimler 1961 yılının 10 Ocak’ını gösteriyor. Basın emekçilerine çeşitli haklar tanıyacak 212 sayılı Basın İş Kanunu’nun yasalaşması Türkiye gündeminde. Ancak dönemin dokuz gazete patronu bu durumdan hiç memnun değil.
Ne teklif ediyordu bu kanun, hatırlayalım: Gazeteciler için yazılı iş sözleşmesi zorunluluğu, ücretlerin aybaşında peşin ödenmesi, yıllık ücretli izinlerin iyileştirilmesi ve ücretler ile fazla mesailerin zamanında ödenmemesi hâlinde gecikme zammı uygulanması…
Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Milliyet, Tercüman, Yeni Sabah, Hürriyet ve Yeni İstanbul gazetelerinin patronları bu yasayı protesto etmeye karar verdi. 10 Ocak 1961’de bu kararı gazetelerinde “Gazetemizi 3 gün kapatıyoruz” başlığı ile bir bildiri yayımlayarak duyurdular.
“Patron, her zaman patrondur” deriz; ancak o gün, bugünden bakıldığında farklı ve hatta şaşırtıcı sayılabilecek bir tepki doğdu. Gazeteciler biraraya geldi ve yasanın çıkması için ortak bir mücadele ördü. Cağaloğlu’ndaki sendika merkezlerinden Vilayet binasının önüne kadar ellerinde pankartlarla sessiz bir yürüyüş düzenlediler. Pankartlarda ise şu sloganlar yer alıyordu: “Çalışan gazeteciye cop, patrona hep hazır lop”, “Babıâli ağalığına paydos” ve “Simidimiz ve hürriyetimiz için!”
Gazetecilerden 'Basın' gazetesi
Aynı gün İstanbul Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu, 9 gazete patronunun yayın durdurma kararı ile yarattığı boşluğu doldurmak için kendi gazetelerini çıkarma kararı aldı. İsmi de Basın olacaktı. Basın gazetesi 11 Ocak’ta ilk, 13 Ocak’ta ise son sayısını çıkardı. Üç gün süren bu kısa yayın serüveni boyunca gazetenin günlük ortalama tirajı 100 bin oldu.
Bu mücadele sonunda yasa 10 Ocak 1961’de onaylandı. Bir yıl sonra da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı ilan edildi. 1971 darbesine kadar bayram olarak kutlanan 10 Ocak, askerî darbeden sonra Çalışan Gazeteciler Günü adını aldı.
10 Ocak: Gazetecilerin mücadelesine saygı duruşu
Belki Türkiye'deki gazeteciler, boğuşmak zorunda bırakıldıkları onca sorun arasında buna hak ettiği önemi veremiyor ama 10 Ocak tam da bu mücadelenin hafızasına bir saygı duruşu. Elbette ortada kutlanacak bir “bayram” yok. Ne çalışan gazetecilerin insanca koşullarda çalışma imkanı var ne de işsiz bırakılanların hayata tutunma çabası görmezden gelinebilir.
- Tam da bu nedenle, 10 Ocak’ı geçmişte verilen mücadelenin neden ve nasıl bugüne taşınamadığını düşünme, şapkayı önümüze koyup yüzleşme zamanı.
Bu ülke, gazetecilerine hiçbir dönem dikensiz bir gül bahçesi vadetmedi; aksine faili “meşhur” cinayetlerle, hapislerle ve sürgünlerle örülü bir mücadele tarihini omuzlarına yükledi. Bugün gelinen noktada ise gazetecilik, tepemizde sallanan yargı sopası altında ayakta kalmaya çalışmak, susmakla işsiz kalmak arasında sıkışmak ve geleceği neredeyse hiç umut vadetmeyen bir meslekte ısrar etmek anlamına geliyor.
Bu 10 Ocak'ta her şeye rağmen gazetecilikte ısrar edenlere sözü bıraktık.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tahran'da kapalı çarşı esnafının 28 Aralık'ta başlattığı protestolar, 13. gününde ülkenin büyük bölümüne yayıldı. Halep'te Şam yönetimine bağlı ordu ve SDG'ye bağlı silahlı güçler arasındaki gerilim devam ediyor.
10 Oca 2026

İLGİLİ OKUMALAR


