Rejimin geleceği ve protestolar

Ekonominin çökmesi ve hayat pahalılığının tahammül sınırlarını aşması sonucu 28 Aralık 2025 tarihinde başlayan kitlesel kalkışma, Tahran’dan çevre il ve ilçelere hızla yayıldı. Peki protestoların özneleri ne istiyor, rejimin geleceği ne olabilir ve ABD müdahalesi tehdidinin etkisi ne?
Yazı: Faik Bulut
Ekonominin çökmesi ve hayat pahalılığının tahammül sınırlarını aşması sonucu 28 Aralık 2025 tarihinde başlayan kitlesel kalkışma, Tahran’dan çevre il ve ilçelere hızla yayıldı. İran para birimi döviz karşısında geriledi; 1 dolar yaklaşık 1 buçuk milyon riyala kadar yükseldi. Başta İran’ın tarihî kapalı çarşısı Büyük Bazar olmak üzere dövize dayalı ticaret yapan başkent esnafı kepenklerini kapatarak protesto hareketini başlattı.
İran’daki rejim karşıtı protestolar başkent Tahran başta olmak üzere birçok kentte akşam eylemleri ile sürüyor. Belucistan, Sistan, Azerbaycan gibi eyaletlere yayılan eylemler, şimdiye kadar 31 vilayete bağlı 180 şehirdeki 512 noktada meydana geldi. 50 Kürt kentinde ağırlıklı olarak genel grev ve kolluk kuvvetleriyle çatışmalar devam ediyor. Birçok kamu binası işgal edildi. Hükümet milisleri (bir çeşit ahlak zabıtası, toplum polisi ve çevik kuvvet işlevi gören) Besic karargahı ile İsfahan’daki televizyon binasına saldırı düzenlendi.
Protestolara müdahale giderek artarken CNN ve BBC’ye konuşan sağlık çalışanları, çok sayıda sivilin öldürüldüğünü, hastanelerin yaralılarla dolduğunu söyledi. Bir kadın protestocu, hastanede üst üste yığılmış cesetler gördüğünü anlattı. Tebriz’deki gösterilerde rejim güçleri tarafından halkın üstüne ateş açıldığı da gelen bilgiler arasında.
- The Times gazetesine konuşan bir doktor ise sadece altı hastanede en az 217 protestocu ölümünün kaydedildiğini bildirdi. Bazı görgü tanıkları sokaklardaki kalabalığın bugüne kadar tanık oldukları hiçbir şeye benzemediğini ifade etti ve bunu “İnanılmaz derecede güzel ve umut verici” olarak tanımladı.
Rojhilat’taki (İran Kürdistan bölgesi) 7 siyasi partinin dahil olduğu Partiler Arası İşbirliği Diyalog Merkezi’nden yapılan çağrının ardından en az 50 kentte genel greve gidildi, ardından protesto gösterileri düzenlendi. Meriwan, Mahabad, Seqiz, Sine, Kirmanşah, İlam, Urmiye, Ravanşar, Şabad, Gilan, Diwandereh, Baneh, Bijar, Kamyaran, Qorveh, Dehgolan (Dewlan), Sarvabad (Sewlawah), Dizaj (Deza u Margawr), Bukan, Piranşar, Şino, Rabat, Qatur, Xoy, Lumar, Abdanan, Dehloran ve Darreh Şar kentleri grev yapılan Rojhilat kentleri arasında yer aldı.
Can kayıplarına dair çelişkili veriler
Olayların sürekliliği ve sıcaklığı içinde farklı kaynaklardan çelişki veriler de gelebiliyor. Mesela İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'nın (HRANA) paylaştığı verilere göre gösterilerin 13. gününde en az 2.311 kişi gözaltına alınmış; ölüm sayısı 65’e ulaşmıştır. Gözaltına alınanlar arasında en az 167’sini çocuk ve gençler oluşturmaktadır.
14. günde rejim için dinî açıdan önemli yerler olan Meşhed ve Kum kentinde de binlerce kişi sokaklara çıktığı belirtiliyor. 15. günde ise İran İnsan Hakları Örgütü, bazı kaynaklara göre ölü sayısının 2 bini aşmış olabileceğini, yaklaşık 2 bin 600 kişinin gözaltına alındığını ve rejimin idam tehdidinin kitlesel infaz riskini artırdığı söylüyor.
İran devlet medyası protestocuları suçluyor
İran devlet televizyonu “gösterilerin sona erdiğini ve ülkede durumun normale döndüğünü” öne sürerken, insan hakları örgütleri protestoların 31 eyalete yayıldığını, can kaybının ise 116’ya yükseldiğini duyuruyor. İran hükümetine bağlı resmî televizyon kanalı, 11 Ocak’ta Kirmanşah, Zahidan, Qazwin, Şiraz, Kerec, Esfahan, Hemedan, Tebriz ve Reşt gibi 9 farklı eyaletten derlediği görüntülerle bir rapor yayımladı.
Yayında, “Polis ve güvenlik güçleri teröristlere sert karşılık vererek İran’ın güvenliğini bozmalarına izin vermedi” ifadeleri kullanılarak ülkeye sükunetin geri geldiği iddia edildi. Farklı kent meydanlarından yayına bağlanan resmî muhabirler, “Durum sakin, ortalıkta herhangi bir terörist veya isyancı görünmüyor” şeklinde aktarımlarda bulundular. Çatışmalar sırasında 37 güvenlik görevlisi ile Esferayen kenti başsavcısının öldüğü kaydedildi. Güvenlik güçlerinin operasyonlarında şu ana kadar 2.638 göstericinin gözaltına alındığı da belirtildi.
İran hükümeti, protestolarda yaşanan can kayıpları nedeniyle üç günlük genel yas ilan etti. Devlet medyasından paylaşılan hükümet bildirisinde ise göstericiler “terörist” olarak nitelendirildi ve şiddet eylemlerinin arkasında ABD ile İsrail’in olduğu açıklandı. Güvenlik güçlerine yönelik saldırıların vahşet düzeyine ulaştığı belirtilerek, “Halkımız, teröristlerin Besic’e, polis ve güvenlik güçlerine karşı tıpkı IŞİD’miş gibi acımasızca şiddet uyguladığını gördü. Bu yöntemler yalnızca ABD tarafından eğitilen grupların tarzıdır” şeklindeki ifadelere yer verildi.
İran hükümeti, olayların başlangıcından bu yana ilk kez güvenlik güçlerine dair veri paylaşarak ülke genelinde 111 güvenlik görevlisinin öldüğünü duyurdu.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İran'da protestoların niteliği, Devrim Muhafızları'nın ekonomik etkisi, Latin Amerika'da bitmeyen tehdit, Ankara'da yeni siyaset ihtimalleri, Türkiye'de sistem sorunu, gazeteciliğin ikilemleri.
16 Oca 2026

İLGİLİ OKUMALAR


