Abdullah Çatlı ve tartışmalar
Abdullah Çatlı’nın 3 Kasım 1996’da Balıkesir Susurluk’ta geçirdiği trafik kazasında ölmesinin ardından devlet‑mafya‑siyaset ilişkileri ve 20 Mart’ta vizyona giren “Çatlı” filmi nedeniyle, adının karıştığı siyasi cinayetler ve suç dosyaları yeniden tartışma konusu oldu.
- Susurluk kazasında, Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sahte kimliği taşıyan Çatlı ile eski emniyet müdür yardımcısı Hüseyin Kocadağ ve Çatlı ile ilişkisi bulunan Gonca Us öldü; dönemin DYP Şanlıurfa milletvekili Sedat Bucak yaralandı.
- 1956 Nevşehir doğumlu Çatlı, lise yıllarında Ülkücü harekete katıldı; Ankara’ya taşındıktan sonra 1977’de Ankara Ülkü Ocakları il başkanı, 1978’de ise genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu olan Ülkücü Gençlik Derneği’nin genel başkan yardımcısı oldu.
- Resmi kayıtlara göre Çatlı hakkında 1977’de ruhsatsız silah bulundurma, polise ateş etme ve suç aleti tabanca taşıma nedeniyle işlem yapıldı; 1978’de ise Bedrettin Cömert cinayeti ve Bahçelievler katliamıyla bağlantılı suçlamalar üzerine arama kararı çıkarıldı.
- Bahçelievler katliamı davası dosyasında, TİP üyesi 7 gencin evlerinin basılarak 6’sının aynı gece, 1’inin ise 8 gün sonra öldürüldüğü, plan kapsamında Çatlı’nın dışarıda otomobilde beklediği ve iki gencin başlarına kurşun sıkılarak tarlada infaz edildiği bilgisi yer aldı.
- Olayda yer aldığını kabul eden ve Çatlı’ya yakın isimlerden Haluk Kırcı, mahkemede “Beş kişiyi ben infaz ettim, iki kişiyi Abdullah Çatlı” dedi; tanık anlatımlarında Çatlı’dan “Reis” olarak bahsedildi ve 1982’de onun için “katliamın planlayıcısı” suçlamasıyla yakalama ve kırmızı bülten kararı çıkarıldı.
İLGİLİ BAŞLIKLAR

