İlker Çatak

"Sarı Zarflar" filminde politik görüşleri nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılan sanatçı ve akademisyen bir çiftin mesleki sürgündeki çırpınışlarını ve dönüşümlerini anlatan İlker Çatak ile Altın Ayı ödüllü filmini konuştuk.

Söyleşi: Emre Eminoğlu

Kısa filmi Sadakat (2014) ile Öğrenci Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film ödülü kazanan İlker Çatak’ı, Once Upon a Time... Indianerland (2017) ve I Was, I Am, I Will Be (2019) filmleriyle tanıdık. Ardından gelen The Teachers’ Lounge (2023), Almanya’ya bir Oscar adaylığı getirdi. İlker Çatak sineması bugün hem Almanya ve Türkiye’nin güncelini yakalayan hem de iki ülke ve vatandaşlarının her gün karşılaştığı etik ikilemlerle empati kurabilen bir sinema.

İlker Çatak | Fotoğraf: © Ella Knorz

Yönetmen yeni filmi Sarı Zarflar’da kamerasını Türkiye’nin gergin politik atmosferine, özel olarak da kamu görevlerinden ihraç edilen barış akademisyenlerinin ve sanatçıların maruz kaldığı haksızlıklara çeviriyor. Akademisyen ve tiyatro yönetmeni Aziz (Tansu Biçer) ile ünlü tiyatro sanatçısı Derya (Özgü Namal) çiftinin yaşamı, kendilerine ulaştırılan sarı zarfların içindeki ihraç bildirileriyle bir anda değişiyor. İşlerinden, evlerinden oluyorlar; yeniden başlamak için Ankara’dan (Berlin), İstanbul’a (Hamburg) taşınıyorlar. İkisini de politik görüşleri ve yaşam standartları arasında bırakan etik ikilem, ikisinin de farklı tepkiler ve kararlar almasına yol açıyor.

Şehir isimlerini tıpkı karakterleri canlandıran oyuncular gibi parantez içinde Almanya’daki şehirlerle eşleştirmiş olmamdan da anlayabileceğiniz gibi, filmin "oyuncu kadrosunda" şehirler de var ve Ankara’yı Berlin’in, İstanbul’un Hamburg’un canlandırdığı bu yaratıcı seçim, filme bambaşka bir katman ekliyor.

İlker Çatak Sarı Zarflar ile Altın Ayı kazandı. | Kaynak: Berlin Film Festivali

Sarı Zarflar, jüri başkanı Wim Wenders’in sinemanın politik olması gerekmediği söylemine tepkilerle başlayan ve İlker Çatak’ın bu son derece politik filmiyle büyük ödül Altın Ayı’ya uzanmasıyla sonuçlanan Berlin Film Festivali’nden kısa bir süre sonra, 27 Mart’ta gösterime girdi. Yönetmen ve ortak-senarist İlker Çatak ile filmi konuştuk.

Etik ikilemler neden bu kadar ilgini çekiyor?

Çünkü insanın gerçek karakterini en net gösteren anlardır. İki “doğru” ya da iki “yanlış” arasında kalınca, söylemlerden ziyade içgüdüler konuşur. Ayrıca etik ikilemler izleyiciyi pasif olmaktan çıkarıp kendi vicdanı ile yüzleştirir. "Ben olsam ne yapardım" sorusu oluşur.

İkilemleri ya da karakterlerin kendi vicdan ve ilkeleriyle savaşını anlatırken İran sinemasından ya da farklı yönetmenlerden ilham alıyor musun?

İnsanlar pek çok şeyi başkalarını gözlemleyip taklit ederek öğrenir. Bir bebek, annesini ve babasını izleyerek konuşmayı öğrenir. Benim sinemam için de durum farklı değil. Yıllar boyunca izlediğim sayısız büyük yönetmen, bugün olduğum sinemacıyı şekillendirdi. Burada tabii İranlı yönetmenler var, fakat Türk, Amerikalı ve Avrupalı sinemacıların da izleri belirgin.

SÖYLEŞİNİN DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

💬 İlker Çatak'la sohbet, Çınlayanlar

Bu yıl Berlinale'den Altın Ayı ile dönen İlker Çatak'la "Sarı Zarflar"ı konuştuk. İlk kitabı "Çınlayanlar"daki distopik öyküleri Yeşer Sarıyıldız'dan dinledik.

03 Nis 2026

İLGİLİ OKUMALAR