Hep yuvaya dönmek

İran uzun yıllardır çocuklarıyla kavgalı bir ülke ve savaşın başlamasıyla bu kavganın ne yöne evrileceği de merak edilmeye başlandı. Aksaray'da geçirilen bir gün, bu sorunun cevabına dair birçoklarına şaşırtıcı gelecek ipuçları veriyor. Zira bugünlerde Aksaray'dan savaşın merkezine doğru giden otobüslerde olağandışı bir hareketlilik var. Peki bu insanları bütün risklerine rağmen ülkelerine çağıran güç ne?

Yazı: Ayça Örer

Bir ülkeyi sevmeye nereden başlarız? Ne zaman onu terk edeceğimize karar verir, ne zaman bu kararımızdan emin olur, ne zaman onunla bağımızın nerede olursak olalım kopmayacağını fark ederiz? Kavafis’in anlattığı gibi, yeni bir kent bulamayacağımızı gördüğümüz gün mü? Hiç anlamasak da bir futbol maçına kilitlendiğimiz zaman mı? Deprem sonrası evsiz kaldığımızda mı? Yoksa tepemize bombalar yağarken mi?

  • Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında insanlar bu soruyu kendilerine soruyor ve farklı yerlerden aynı sonuca varıyorlar: Bazen ülke, ne olursa olsun yaşadığın ya da döndüğün yerdir.

Havaların soğuk gittiği, “kork aprilin beşinden, öküzü ayırır eşinden” günlerinden birinde, Aksaray’dayım. Sabahtan beri dinmek bilmeyen yağmur altında insanların peşi sıra sürüklenen ve sesinden tekerlerinin çoktan iflas ettiğini anladığınız valizler modern bir göçün izlerini taşıyor. Burada, İstanbul’un göbeğinde, dünyanın dört yanından gelen ve dört yanına dağılan insanlar arasında, karmaşık zamanların getirip götürdüklerinin peşindeyim.

Yenikapı, Laleli ve Aksaray. Şehrin içindeki bu üç noktanın ortak özelliği yalnızca komşu olmaları değil. Buralar aynı zamanda, yüz yılı aşkın bir süredir İstanbul’un kervansarayı gibi. Başlarından geçen türlü badirelerden sonra bir soluk almaya çalışanların şehirdeki ilk duraklarından. Balkan Savaşı sırasında gelenlerin geçici ikametlerinden biri Yenikapı mesela. Bir şehre alışmanın ilk denemeleri, cami avlularına veyahut düpedüz yollara yayılan denkler arasında burada yapılıyor.

SSCB’nin dağılmasının ardından Laleli’yi unutmak mümkün mü? İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma madalyalar, dürbünler, fotoğraf makineleri ve onları bize ulaştıran yüz binlerce insan. Onların gelmesiyle ortaya çıkan ve bugün bile dilimizde karşılığı olan “bavul ticareti”. Sonra bond çantalardan bozulmuş tezgahlarında sattıkları devasa büyüklükte saatleriyle Afrikalı göçmenler. Bir ara şehrin her yanına yayılan ve geldiği hızla buhar olan Güney Amerika’dan panlar, pançolar; Nepal modasını ayağımıza getiren hırkalar; Afgan işi kalpaklar… Son 10 yıldır sokak lezzetlerimiz arasına giren falafel. Bunların çoğunun son değilse de ilk durağı Yenikapı, Laleli ve Aksaray.

İstanbul Uluslararası Emniyet Terminali, kimselerin gözüne çarpmadan Yenikapı’dan sınırların ötesine yolcu taşıyan otobüsleri uğurluyor. Azerbaycan, Gürcistan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Bulgaristan. Aslında bir süredir kapalı ve firmaların bir kısmı Esenler, Alibeyköy gibi farklı noktalara da taşındı ama şehrin ortasında bulunan yer, işlerliğini koruyor. Yolcular kadar kargolar da gidiyor buradan..

Kara yolu insanlığın ilk keşiflerinden sonuçta. Deniz yollarının kapandığı, uçakların uçmadığı zamanlarda yine akla düşen ilk seçenek. Mesela Uluslararası Emniyet Terminali, son altın günlerini Ukrayna savaşının başlangıcında yaşamış. Memlekete dönmek isteyen Ukraynalılar bilet bulamadıklarında ek seferler konulmuş; bazen 48, bazen 72 saat süren yolculuklar buradan başlamış.

Bugünlerde sakin. Gürcistan’a gitmek isteyip macera arayanlar, Bulgaristan, Romanya gibi kapı komşularına işi düşenler, uçağa parası yetmeyenler uğruyor. Elbette uluslararası gurbetçiler de. Hasta bakıcılar, inşaatlarda günlük yevmiyeyle çalışıp eve para gönderenler, temizlik işlerine gelenler, çocuk bakanlar burada otobüslerinden inip "sınır tanımayan işçiler" olarak hayata karışıyor ya da memlekete dönüyor.

Giderken elleri boş gitmesin diye Yenikapı’nın ara sokakları havlu toptancıları, kıyafet satıcılarıyla dolu. Belki Eminönü’ne inseler daha iyisi, daha ucuzu vardır ama onlar şehrin ancak kendilerini rahat hissedebildikleri kadarında işlerini halledip gidiyor gibiler. Hayatınızda bir kere olsun palmiye yağı görmek ya da yam yemek isterseniz, yine adresiniz burası. Bu gurbetçiler hafta sonları buralarda buluşuyor, mutfaklarını ısıtacak yemek malzemeleri alıp, şehrin içinde şehrin içine karışmadan dönüyorlar yerlerine.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

⚫️ Okul saldırıları, İran'a dönenler

Eğitimde şiddetin nedenleri, ABD verileri, İran'a dönenler, Lübnan cephesi, ara seçim tartışması, Türkiye'de boşanma oranları.

17 Nis 2026

⚫️ Okul saldırıları, İran'a dönenler

İLGİLİ OKUMALAR