Artan siyasi riskler, finansal piyasalar ve ekonomi

Dün bugünkü yazımı, ABD’de tahvil faizlerinin seyri, Fed’in olası faiz artırımı ve bunun bizim gibi ülkelere yönelik sermaye girişlerinde azalma, hatta çıkışlara yol açabilecek riskleri detaylandırmak şeklinde planlıyordum. Ancak akşam saatlerinde CHP’ye yönelik gelen mutlak butlan kararı sonrasında, bu son derece önemli gelişmenin ekonomik etkilerini değerlendirmek doğal olarak öncelikli oldu.
Risk öncelikle faizde fiyatlanır
Jeopolitik risklerin ve bunların stagflasyon eğilimlerini artıran olumsuz ekonomik sonuçlarının giderek daha net hissedildiği bir dönemdeyiz. Böyle bir ortamda, 19 Mart’ta başlayan ve halen devam eden siyasi risklerin daha da yükselmesi, Türkiye ekonomisinin kırılganlığını artırabilecek yeni bir aşamaya işaret ediyor. Risk arttığında bunun finansal piyasalardaki ilk yansıması doğal olarak faizler üzerinde görülür. Nitekim risk göstergelerinin başında gelen CDS primlerinde hızlı yükselişler yaşanırken, TL cinsinden iki, beş ve on yıllık tahvil faizlerinde de belirgin artışlar gözlemledik. Benzer şekilde eurobond faizlerinde de sert yükselişler ortaya çıktı.
Faizler, temel olarak enflasyon ve risk algısına ilişkin iki önemli mesaj taşır. Son dönemdeki yükselişlerde enflasyon etkisi zaten güçlüydü; ancak son kararla birlikte buna ciddi bir risk primi de eklenmiş oldu. Yüksek faiz, aynı zamanda yüksek iskonto oranı anlamına geldiği için başta hisse senedi piyasaları olmak üzere birçok varlık fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı yaratır. Nitekim Borsa İstanbul’da yaşanan sert düşüşler ve devre kesicilerin çalışması da bunun net bir yansıması oldu.
NEREDE YAYIMLANDI?
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin son iki kurultayının iptali istemiyle açılan davada "tedbirli mutlak butlan" kararı vererek Genel Başkan Özgür Özel ve yönetimini görevden uzaklaştırdı.
22 May 2026

İLGİLİ OKUMALAR


