Ölümcül körlük #3 | Menopoz

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

Yazı: Ayça Örer

Bir gün geliyor ve fiziksel bir değişim yaşıyor, hayatınızın önemli bir parçasından ayrılmak zorunda kalıyorsunuz. Üstelik öyle bir ayrılık ki bu, toplumsal olarak değerinizi düşürüyor, kimi zaman “çöp”, kimi zaman “kuru ağaç” diye niteleniyor. Menopoz, bedensel değişimler içinde sonuçları en ağır olanlardan biri.

  • Bugün dünyada kadınların ortalama yaşam süresi 75 yıla yakın, bu 75 yılın neredeyse 30 yılı menopozda geçiyor ve dünya bu kavramı konuşmaya başlayalı 100 yıl bile olmadı. Eğer menopoz erkeklerin yaşadığı bir süreç olsaydı, yine böyle mi olurdu?

Kadınların hayatını kökten değiştirse de uzun yıllar, hatta yüzyıllar boyunca görmezden gelinmiş bir konuyu, 1976 yılında Ursula Le Guin, konuşmaya karar verdi ve "Uzaylı Kocakarı" metnini kaleme aldı:

“Menopoz malikânesi yalnızca savunmaya yarayan bir kale değildir; bir evdir, yuvadır, hayatı sürdürmek için gerekli her şey vardır orada. Onu terk etmekle kadınlar egemenlik alanlarını daraltmış, ruhlarını fakirleştirmiş olurlar. Kadının yapamayacağı, söyleyemeyeceği, düşünemeyeceği öyle şeyler vardır ki Yaşlı Kadın yapabilir, söyleyebilir ve düşünebilir. Kadının bunları yapabilmesi, söyleyebilmesi, düşünebilmesi için, aybaşılarından çok daha fazlasını feda etmesi gerekir. Hayatını değiştirmesi gerekir.”

Kocakarı tabirinin seçilmesi bir tesadüf değildi. Yüzyıllar boyunca “acuze, kocakarı, cadı” olarak nitelenen kadınlar “kurumuş üzüme”, “susuz toprağa” benzetiliyor; “bereketlerini” kaybettikleri için genç kadınların doğurganlığını, ekinlerin bereketini yok edecekleri düşünülüyor; toplum gözünde “tehlike taşıyan” bir nefret öznesine dönüşüyordu.

1486’da kaleme alındıktan sonra Ortaçağ Avrupası’nda cadı avı histerisinin yolunu açan Malleus Maleficarum “Bir büyücü kadının yaşamasına izin vermeyeceksin” çağrısıyla hızla popüler oldu. Kitaba göre, kadınların âdet görmemesi ve ateş basmasından muzdarip olması, doğurganlığını kaybetse de cinsel enerjisini kaybetmemesinin ispatıydı ve bu cinsel enerji “zehirliydi.”

  • En az 40-60 bin kadın cadı avında hayatını kaybettikten sonra, histeri sona erdi. Ancak kadınları “işlevsiz” bulan, canavarlaştıran bakış açısı kaybolmadı. Hansel ve Gratel gibi masallarda yaşamaya devam etti.


YAZININ DEVAMI



NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📬 Contemporary'ye geri sayım, Apple TV Türkiye'de

Contemporary Istanbul, 21. edisyonunda dört kıtadan 50’yi aşkın galeriyi 23-27 Eylül’de Tersane İstanbul’da buluşturacak. Apple TV, Türkiye’de ayrı abonelik yerine iCloud+ paketlerine dahil edilerek kullanıma açıldı.

20 Eyl 2026

Mona AI ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR